CHP İzmir Milletvekili Canan Arıtman, geçen hafta
TBMM'de yaptığı konuşmada "Türban, her kadının kendi inancıyla alması gereken bir karardır" diyen AB Komisyonu Başkanı Jose Manuel Barroso'ya kınama mektubu gönderdi.
Türbanın bireysel bir seçim olmadığını savunan Arıtman, "Türban kadına yönelik bir şiddettir, kadının insan haklarının ihlalidir, bir dayatmadır, baskı unsurudur, kadını ikincilleştirmenin yoludur" iddiasında bulundu.
CHP İzmir Milletvekili Canan Arıtman, AB Komisyonu Başkanı Jose Manuel Barroso'ya bir mektup göndererek, ''Ziyaretinizle AB'ye ve size güven hızlı bir düşüş göstermiştir. Bu ziyaretinizin iktidar partisine destek vermek için olduğu halkımızca da çok iyi anlaşıldığı için kankanız AKP'nin de halk desteği paralel bir biçimde azalmıştır'' iddiasında bulundu.
CHP'li Canan Arıtman, Barroso'ya mektubunda, Türkiye ziyaretindeki söylemlerinin Türk milletini çok rahatsız ettiğini öne sürdü. Barosso'nun Türkiye'yi AB'nin bir eyaleti sanıp, sömürge valisi gibi konuştuğunu ifade eden Arıtman, bu konuşmaların Türk vatandaşlarını son derece incittiğini söyledi. Arıtman, "Ziyaretinizle AB'ye ve size güven ve sempati hızlı bir düşüş göstermiştir. Bu ziyaretinizin iktidar partisine destek vermek için olduğu halkımızca da çok iyi anlaşıldığından kankanız AKP'nin de halk desteği paralel bir biçimde azalmıştır'' dedi.
Barroso'nun, yaptığı açıklamalarla, Türkiye'yi ve Türk halkını hiç anlamadığını da gösterdiğini savunan Arıtman, ''Demokratik laiklik gibi literatürde olmayan bir kavram ileri sürerek, AKP gibi laikliğin içinin boşaltılmasını istiyor olabilirsiniz'' dedi. Arıtman, Barroso'nun, türbanın; kadınların özgür bireysel seçimi olduğu konusundaki sözlerinin, halkın ezici çoğunluğu Hıristiyan olan Avrupa için geçerli olabileceğini söyledi. Canan Arıtman, mektubunda şu görüşlere yer verdi:
''Halkının yüzde 99,9'u Müslüman olan Türkiye'de türban; kadınların özgürlüğü, bireysel seçimi filan değildir. Tam tersine kadına yönelik bir şiddettir, kadının insan haklarının ihlalidir, bir dayatmadır, baskı unsurudur, kadını ikincilleştirmenin yoludur. Ülkemizde kız çocukları daha 5-6 yaşında türbana sokulur. Hiçbir şeyin bilincinde olamayacak, bireysel tercih kullanamayacak, baskıya direnemeyecek kadar küçük yaşta iken türbanlanır, ona cinsel obje, kadın kimliği verilir. Bu durum, eşitlik ve bireysel özgürlük olabilir mi ?''
Türk kadınının, bireysel tercihlerini kullanabilecek konumda olmadığını öne süren Arıtman, iktidar partisinin, kadın bedeni üzerinden siyaset yaparak, cinsiyet ayrımcılığını körüklediğini savundu.