CHP İzmir Milletvekili Rıza Türmen Açıklaması

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İzmir Milletvekili, TBMM Anayasa Uzlaşma Komisyonu Üyesi ve AİHM eski Yargıcı Rıza Türmen, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın Anayasa'nın iki ayyaş tarafından yapıldığı şeklindeki açıklamasına tepki gösterdi.

CHP İzmir Milletvekili Rıza Türmen Açıklaması

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İzmir Milletvekili, TBMM Anayasa Uzlaşma Komisyonu Üyesi ve AİHM eski Yargıcı Rıza Türmen, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın Anayasa'nın iki ayyaş tarafından yapıldığı şeklindeki açıklamasına tepki gösterdi.

Türmen, Başbakanın iki ayyaş ile kimi kastettiğini açıklamasını isteyerek şöyle konuştu: "İki ayyaş meselesi enteresan. İki ayyaş dendiğine göre, Başbakanın kafasında belirli iki kişi var. Yoksa ayyaşlar derdi. Ama iki kişiden sözediyorsanız, kafanızda o kişi belli. O zaman söyleyin. Bu iki kişi kimdir. Ha diyorlar, AKP ve yakın çevresi; Başbakan hayır kimseyi kastetmedi diyor. O zaman Başbakan ne söylediğini bilmeden mi konuştu? Böyle şey olur mu? Söylediğini bilmeyen Başbakan olur mu olmaz. ya ağzından çıkanı bilmiyor Başbakan ya da biliyor. O zaman kim o? Bunu öğrenelim"

CHP İzmir İl Başkanlığı binasında CHP İzmir İl Başkanı Ali Engin, CHP PM üyeleri Nazik Saniye Işık ve Hüseyin Saygılı olduğu halde basın toplantısı düzenleyen Rıza Türmen, Anayasa Uzaşma Komisyonu'nun çalışmaları hakkında bilgi verdi ve başta Gezi Parkı'nın yıkılıp yerine AVM yapılmasına tepki gösterenlerin başlattığı eylem olmak üzere çeşitli konularda değerlendirmelerde bulundu.

Rıza Türmen, Gezi Parkı'nın yerine AVM yapılmasına karşı eylem başlatan vatandaşlara polisin müdahalesinin kabul edilemez olduğunu söyledi.

Türmen, Gezi Parkı'nda olanların son derece önemli olduğunu anlatarak

şu değerlendirmeyi yaptı: "Bundan önce de bir yazı yazmıştım. Demokasilerde direnme hakkı diye birşey vardır. Kendi özgürlük ve haklarını korumak için direnirler. Bu direnme demokratik toplumun canlılığını,

varlığını gösteren bir eylemdir. Direnme, bir kıvılcımdır. Bu kıvılcımın orada kalmaması lazım. Böyle bir halktan direnmedir ki, diktatörlüğe doğru yürüyüşü engelleyecektir. Muhalefet sonunda fiziki güç kullanarak ezilir. Faşizmde bu böyledir. Halk cephesinin direnmesi gerekir. Toplantı ve gösteri hakkı Türkiye'de çok kaba bir biçimde ve sürekli

çiğnenmekte. Demokrasilerde halktan insanların toplantı ve gösteri yapmak gibi bir özgürlükleri vardır. Bu özgürlüğü korumak da, sağlamak da devletin görevidir. Orada yaşayan insanlara sorulmamıştır, danışılmamıştır. Halkı direkt ilgilendiren projeler halka danışılarak yapılır. Barışçı bir gösteri var orada. Polisin orantısız güç kullanması, toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkının tam bir ihlallidir."

Anayasa Uzlaşma Komisyonu'da bugüne kadar 50 madde üzerinde uzlaşıldığını belirten TBMM Anayasa Uzlaşma Komisyonu üyesi Rıza Türmen, önlerindeki en büyük engelin hükümetin Başkanlık Sistemi ısrarı olduğunu savundu.

Türmen, Anayasa'nın demokratik olması için bu engelin ortadan kaldırılmasının şart olduğunu kaydederek, referandumun da tek başına demokratik meşruiyet sağlamayacağını belirtti ve "Anayasa bazı partilerce başka amaçlar için araç olarak kullanılıyorsa, o zaman demokratik, uzlaşmacı, özgürlükçü Anayasa yapmak güçtür" dedi.

BAŞKANLIK SİSTEMİ ENGELİNİN KALKMASI LAZIM

Türmen, konuşmasında, "Önümüzde büyük bir engel var. O da Başkanlık Sistemidir" dedi. Bunun müzakereler yoluyla ortadan kaldırılması imkanı olmadığını belirten Türmen, sözlerini şöyle sürdürdü: "Başkanın meclis fesih hakkı var. Bizde başkan yok. AKP önerisi Başkanlık Sistemi. Aşılması olanaksız engel var. AKP'nin bu engeli kaldırması lazım. Dayatmacı Anayasa yapmak istiyorsa o zaman bu süreci terk etmek zorunda AKP. Haziranda hangisinin doğru olduğunu göreceğiz. Uzlaşıcı Anayasa yerine dayatmacı Anayasa yapılırsa, o Anayasa hiçbir zaman demokratik meşruiyete sahip olmayacak, tek ya da iki partinin Anayasa'sı gelirse. Toplumdaki kutuplaşma ve gerginliği artıracaktır. Referandum tek başına demokratik meşruiyeti sağlamada yetersizdir. Demokratik meşruiyetin yerine geçmez referandum. Referandum varılan mutabakatı destekler. O zaman tabiiki gerginlik olacaktır. Antidemokratik rejime karşı bir direnme olacaktır. Başkanlık rejimi geriye götürecektir. Türk toplumu belli ölçüde demokrasi içinde yaşamaya alışmıştır. Başkanlık sistemi ile bunlar ortadan kalkacaktır."

TÜRKİYE HIZLA DİKTATÖRLÜĞE YÜRÜYOR

CHP İzmir Milletvekili ve Anayasa Uzlaşma Komisyonu Üyesi Rıza Türmen, Türkiye'nin hızla diktatöryel bir sisteme doğru yürüdüğünü, alkol tüketimini ve satışını sınırlandıran düzenleme ile Devlet Opera Ve Balesi gibi sanat kurumlarının oluşturulacak Sanat Kurulu denetimine tabi tutulmasıyla ilgili düzenleme gibi uygulamalarla bireysel özgürlüklerin alanının daraltılmasının bunun en somut örnekleri olduğunu savundu.

Türmen, bir yandan Türkiye hızla diktatörlüğe yürürken bireysel özgürlüklerin alanının daraltıldığını söyledi.

Son bir hafta içinde olanları hatırlatan Türmen, sözlerini şöyle sürdürdü: "Alkol yasağı çıkarılıyor, bir taraftan yeni gelecek olan bir yasa var; sanat özgürlüğü ortadan kaldırılıyor. Tiyatro ve baleler lağvedilecek ve sanat kurulu oluşturulacak. İcra edilecek eserlerin bu kurul tarafından onayı gerekecek. Sanat Kurulu hükümete bağlı bir kurul olacak. Her yasa Türkiye'yi biraz daha diktatörlüğe yaklaştırıyor. Son aşaması sürecin taçlandırıldığı son nokta Başkanlık sistemi olacak"

KÜRT SORUNU VE CHP

Rıza Türmen, CHP'nin Kürt sorununun çözümü ve barış sürecini desteklemediği şeklindeki açıklamaların gerçeği yansıtmadığını, PKK'nın çekilmesinin sadece bir ateşkes anlamına geldiğini, barışın nasıl inşa edileceğinin bir muamma olduğunu savundu.

Partilerinin Kürt sorununun çözümü için Türkiye'nin genelinde barış, demokrasi ve özgürlük alanının sağlanması gerektiğine inandığını kaydeden Türmen, sözlerine şöyle devam etti: "Kürt sorunu ile iç içe geçtiği bir nokta var Anayasa yapımında. CHP barışı tabiiki destekliyor. Sosyal demokrat bir parti barışı desteklemezse kim destekler? Temelinde barış vardır. Ancak geldiğimiz nokta, barışın sağlandığı nokta değildir. Ortada en fazla bir ateşkes vardır. Dört beş aydır ölüm olmaması çok önemli bir gelişme. PKK silahlarıyla çekilmiştir ancak bu barış değildir. Ateşkestir. Bunun barışa döndürülmesi ayrı bir süreçtir. Ateşkes geçici bir durumdur. Bu yapılmıyor. Barış nasıl imar edilir, bu bir muamma şu an. Burada bir açıklık getirilmeli. Nasıl inşa edileceği konusunda. Görüşümüz odur ki, Türkiye'de barış, demokrasi ve özgürlük olmadan sadece Kürtlere demokrasi, barış, özgürlük olamaz. Türkiye genelinde bunun sağlanması lazım. Kürt sorununun çözümünü Türkiye'nin genel demokratikleşmesinin bir parçası olarak görüyoruz. Demokrasi Paketi hazırladık o nedenle. Her meclis genel kuruluna getirmeye başladık. Komisyon kurulmasını biz istedik. Kürt sorununun çözülmesini en çok biz istiyoruz, meclis içine çekilsin diye. Biz bir muhalefet partisiyiz. İmralı ile hükümet arasında yürütüldüğü takdirde, sürecin hiçbir noktasında yokuz. Ama bizim öngördüğümüz komisyon ile AKP'nin kurduğu komisyon farklı. Onların kurduğu komisyon bir araştırma komisyonu. Neyi araştıracak peki, onu da bilmiyoruz."

AKİL ADAMLAR VE RAHİP TUTU

Hükümetin akil adamlar yoluyla halka barış sürecini açıklanması uygulamasını eleştiren Rıza Türmen, Güney Afrika ve akil adam Rahip Tutu örneğini verdi.

Türmen, "Akil adamlar devamlı kuruluş olsun, meclisteki komisyon arasında bir bağlantı olsun. Rahip Tutu diye akil adam vardı Güney Afrika'da. Çözüm için öneri getirdi. Gidip kamuoyu oluşturmaz akil adam. O, başka bir fonksiyondur. Yöntemle ilgili sorunumuz var. Yoksa Türkiye'ye barışın getirilmesi için her türlü katkıya hazırız" diye konuştu.

KOCAOĞLU'NUN DİYARBAKIR ZİYARETİ SON DERECE YERİNDEDİR

Rıza Türmen, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu'nun beraberindeki heyetle barış sürecine destek vermek için Diyarbakır'a gitmesinin son derece yerinde olduğunu söyledi. Türmen, Türkiye'de büyük bir toplumsal kutuplaşma olduğunu belirterek "Kocaoğlu'nun Diyarbakır ziyareti bence son derece yerinde olmuştur. Sayın Kocaoğlu, nereye gitmiştir? Başka bir ilin belediye başkanına gitmiştir. Edirne, Muğla, Diyarbakır'a da gitmiş olabilir." - İZMİR





Reklam