CHP Grup Toplantısı

CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, Cumhurbaşkanlığı Seçiminin, Siyasal Tartışma Konusu Olmaktan Çıkıp, Rejim Sorunu Haline Geldiğini Söyledi.

CHP Grup Toplantısı

CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, cumhurbaşkanlığı seçiminin, siyasal tartışma konusu olmaktan çıkıp, rejim sorunu haline geldiğini söyledi. CHP grubunun toplantısında konuşan Baykal, Cumhurbaşkanlığı Seçimi üzerinde durdu. Seçim sürecinin siyasal bir tartışma ve çekişme konusu olmayı aştığını, Türkiye'de bir rejim, Anayasa tartışmasının temel konusu haline geldiğini, ona yönelik kaygılar, tehlike algılamaları, sorunlar, sıkıntılar ortada olduğunu ifade eden Baykal, "Bu seçimin bir tarihi dönüm noktası, yepyeni dönemin açılmasını sağlayacak bir seçim olacağı görülüyor. TBMM Başkanı 'Yeni Türkiye'ye herkes kendini hazırlasın' diyor. Nedir, yeni Türkiye, altında kimin imzası var? Bugünkü Türkiye'nin altında 70 milyonun imzası var. Bugünkü Türkiye'nin altında Kuvayi Milliye'nin, milli mücadelenin, Atatürk'ün imzası var, nerde ilan etiniz, ne var kafanızda. Anayasa bir ülkede istikrarın barışın, huzur temelidir. Anayasalar bunun için yapılır. Anayasalar çoğu kare belli mücadelelerden sonra gerçekleşir" ifadelerine yer verdi. "Anayasa'ya sadakat bir ülkenin huzurunun, barışının özüdür" diyen Baykal, "Kendi siyasi düşüncesini, kendi felsefi inancını paylaşanlar, kendi dini değerlerini anlatanlar sosyolojik açıdan anlayışla karşılanır. Ama hiçbir ciddi devlet Anayasaya sadakatinin üzerine bu sosyolojik sadakatlerin çıkmasına göz yumamaz. Göz yumarsa o devlet düzeni bozulur. Eğer Anayasa'ya yönelik bir temel hazımsızlık varsa ve bunu siz takip etme düşüncesindeyseniz, Anayasa'nın özünü değiştirme anlayışı içindeyseniz, o devlet yanlış yapıyor demektir" şeklinde konuştu. Öğretim üyelerinin, Cumhurbaşkanı'nın, Silahlı Kuvvetler'in adına yapılan konuşmaların olduğunu, bu uyarıları yapanların toplumun en duyarlı, en yüksek algılama düzeyinde olan temel kurumları olduğunu ifade eden CHP lideri, "O sorumluluk içinde demektedirler ki 'sakın ha yanlış yapmayın. Sözde değil özde de, Anayasa'yı içine sindiren birini oraya tayin edin'. Bunlar ciddiye alınması gereken sözlerdir. Kimse dar siyaset kavgası yapmıyor. AK Parti'liler 'Genelkurmay başkanı iyi konuştu', Cumhurbaşkanı yanlış konuştu' diyor. Sanki ikisinin konuştukları birbirine ters. 'Genelkurmay'ın konuşması bize yönelik değildi' diyorlar. Eğer öyle değilse Barzani de çıkıp der ki 'Genelkurmay Başkanı'nın konuşması bana da yönelik değil'. Cumhurbaşkanı gider ayak niçin böyle bir değerlendirme yaptı, gerçek kaygıları olmasa böyle konuşur mu, Genelkurmay, dikkatle, zarafetle, nezaketle bir şey söylüyorsa bunu söylenmemiş kabul etmek kimseye bir yarar getirmez. Bunları reddedeceksin, yok sayacaksın. O zaman bir milyon insan meydanda karşına çıkacak onu da yok sayacaksın ve Cumhurbaşkanı olacaksın. Ve bu cumhurbaşkanlığı ülkeye, millete, topluma, devlete hayır getirecek, yarar getirecek" ifadelerini kullandı. Baykal şöyle konuştu: "Devletin ve milletin değerleri arasında çelişki yaratmak isteyenler bu ülkeye en büyük zararı verir. Devletin ve milletin değerleri arasında çelişki yoktur. Bizim temel anlayışımız Atatürk milliyetçiliği anlayışıdır. Atatürk milliyetçiliği devletin de milletin de ortak değeridir. Ulusal bağımsızlığımız ve milli egemenliğimiz, ulusal bütünlüğümüz, alt kimlik üst kimlik milletimizin de devletimizin de değerleri değildir. Türkiye'yi parçalayıp bölmek, eyaletlere ayırmak, böyle bir değerimiz yoktur. Türkiye demokratik, laik, sosyal bir hukuk devletidir. İnsanlarımızın ezici çoğunluğu Müslümandır. Bununla hepimiz iftihar ediyoruz. İnancımıza, değerlerimize, kültürümüze, milletçe sahip çıkıyoruz. Bu konuda hiç kimsenin hiçbir tereddütü olmasın. Peygamberimizle, bütün dini kimliğimizle iftihar ediyoruz. Hukukun üstünlüğünü temel alan, laik, sosyal Türkiye cumhuriyetiyle iftihar ediyoruz. Milletle Cumhuriyetimiz arasında bir ayrım yapmak isteyenler bu millete en büyük zararı verecek olanlardır. Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin bu tartışmalara yansıması var. bu kavramlar tartışma konusu olacak, bu kavramlarda ayrışmalar başlayacak. Biz Erdoğan'la değil, Türkiye Cumhuriyeti'nin huzuruyla meşgulüz". Baykal, cumhurbaşkanlığı seçiminin Anayasa Mahkemesi'ne gideceğini de belirterek şu ifadelere yer verdi: "Anayasa'nın 102. maddesini kimse yok sayamaz. 1. fıkrası çok açık biçimde cumhurbaşkanlığı seçimini ortaya koymuştur. 'Meclis toplantıda değilse derhal toplantıya çağırılır. Cumhurbaşkanlığı TBMM üye tamsayısının üçte iki oy çokluğu ve gizli oyla yapılır' denmiştir. Diğer maddeler turları gösteriyor. Seçilme yeter sayısı. Ama 102. bir fıkrasında belirtilen toplantı yeter sayısı. 184'le bu iş halledilir diyenlere şu soruyu soruyorum, bunu diyenler 102. maddenin 1. fıkrasını nasıl görüyor, ne işe yarıyor? O temenni değil tanzim, düzenleme. Turların tanzim edildiği 3.,4. maddelerde gizli oyla yapılır denmiyor çünkü başta söylemiş. Bu konu Anayasa Mahkemesi'ne gider. Türkiye öngörmediğimiz bir durumla karşı karşıya kalabilir. Başbakan derhal uzlaşma anlayışı içine girmelidir. Tarihte nadir olarak bir insandan ülkesi adına bir şey yapmaması istenir. Erdoğan'ın bir şeyi yapmayarak ülkesine en büyük hizmeti verme şansı doğmuştur. Sayın Başbakan bu konuda cesur davranmalıdır. Ben Başbakan'ın bu cesareti göstereceğine inanıyorum". Bu arada, eski DSP Manisa Milletvekili Hasan Gülay, CHP'ye katıldı. (AU-ÖK-ÖK-Y)






Reklam