CHP Genel Başkanı
Deniz Baykal, Türkiye'nin bu noktaya gelmesinden mutluluk duymadığını ancak Türkiye'yi buraya getirenleri de haklı görmediğini belirterek, "
DTP'lilerin kendilerini denetlemelerinde yarar var da
AK Parti yönetiminin yok mu? Hukuk, oy düzeyine göre işler ya da işlemez diye ayırım mı yapacağız'' dedi.
Baykal, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, Türkiye'nin de bir parçası olduğu İslam dünyasında Türkiye gibi bir demokrasi örneğinin bulunmadığını belirterek, "Demokraside bu noktaya gelmemizi sağlayan temel ilkelerin başında siyasetle inançları, dini birbirinden ayrı düşünmeyi talep eden bu Anayasamızın hiç mi katkısı yok?" dedi. Yaşanan süreci 'kriz olarak değerlendiren Baykal, "Bu kriz, hukuk krizi değildir. Bu, bizim Anayasamızın temel ilkesinin din ve siyaseti ayırmayı talep eden temel anlayışının, Türkiye'yi yönetenler tarafından hazmedilememiş olmasından, sindirilememiş olmasından kaynaklanan bir durumdur" diye konuştu. Laiklik ilkesinin değiştirilemez ve değiştirilmesi dahi teklif edilemez şeklinde düzenlendiğini hatırlatan Baykal, "Bu ilkenin önemini çok iyi kavradıkları için, gelecekte demokrasi işlediği zaman bu ülkeyi çevirmeye yönelik çabaları gördükleri için 'sakın ha yapmayın bunu' demişler. Hata mı yapmışlar? Bu olmasa Türkiye bugünkü noktaya gelir miydi? Bunu kaldırırsak nereye gider. Bunun sorumluluğunu üstlenebilecek olan var mı? Bunu kimse görmemeye çalışıyor. Olayı bir siyasi polemik düzeyinde, meydan okuma, tehdit etme, şantaj yapma, haddini bildirme, gerekirse ölümle tehdit etme suretiyle geçiştirmeye çalışıyorlar. Bu yakışık alıyor mu?" dedi.
Sorunun, Türkiye'de siyasetin sorunu olduğunu belirten Baykal, "Sorun, Türkiye'de bir yandan Anayasa'yı kabul etmiş, içine sindirmiş, Anayasa ilkelerinin temellerini benimsemiş, hatta Meclis'te bu Anayasa'yı koruyacağına yemin etmiş olup da, öbür yandan bu Anayasa'nın içini boşaltmaya yönelik sistemli çabaları kendilerini takiyye mantığıyla farklı göstererek, sürdürme çabasında olan siyasetçilerden kaynaklanan bir sorundur. Olayın esası budur" diye konuştu.
2002 seçimlerinin ardından AK Parti'ye yaptıkları kutlama ziyaretinde, "Sakın ha Türkiye'nin Anayasal düzeni, temeliyle oynamayın" diyerek uyardığını hatırlatan Baykal, yüzde 34 oy alan bir partinin genel başkanı olarak görülen Başbakan Erdoğan'ın seçimlere girmesine izin verilmesinin önünü açtıklarını söyledi. Ancak 5 Nisan 2005'te eski TBMM Başkanı Bülent Arınç'ın laiklik ilkesinin kaldırılmasını talep etmesinin ardından Başbakan Erdoğan'ın da bu talebi haklı bulduğunu, ancak bunun yavaş yavaş gerçekleştirileceğini açıkladığını ileri sürdü. Baykal, 2007 seçimlerinde yüzde 46.5 oy alan AK Parti'nin 'laf söz dinlemez hale geldiğini' iddia ederek, "Ve bugün geldiğimiz noktada hukuk harekete geçme gereğini duymuştur. Siyaset görevini yapmıştır. Bir ülkenin rejiminin temellerini korumakla görevli olan hukuk da, eğer işlemezse, işletilmezse, işleyemezse sanmayın ki sorun çözülmüş olacak. Onlar sübap, siyaset sübap, hukuk sübap. Siyaset işlemeyince hukuk var. Hukuk işlemeyince ne var? Bazıları diyor ki 'teslimiyet var, teslim alacağız'. Tavsiye etmeyiz. Bu Türkiye için iyi değil, teslim alanlar için de iyi değil. Bunu yaşamamız gerekmiyor. Bizim Anayasamızda kendini gösteren denge muhteşem bir denge, değerini bilmemiz lazım" dedi.
"KİMSE KENDİNE GÖRE HUKUK YAPAMAZ" Türkiye'nin bu noktaya gelmesinden mutlu olmadıklarını, bu noktaya getirenleri de haklı bulmadıklarını belirten Baykal, "Hukuku biz kendimize göre yaparız, diyorlar. Partiler ve kişiler gelir ve geçer. Ama kişiler ve partiler gelip geçmemek için kendilerine göre hukuk yapmaya başlarlarsa sadece bu partiler ve kişiler değil, ülke de çok ağır bedel ödemek zorunda kalır. Kimse kendini o kadar önemsemesin. Herkes yaptığı işin yanlış tarafını görsün" şeklinde konuştu.
Türkiye'nin bu noktada sağduyuya, soğukkanlılığa ve kendisini de aşan bir anlayışa büyük ihtiyacı olduğunu ifade eden Baykal, "Hukuk imal ederek Türkiye'yi rahata kavuşturamazsınız. Demokrasi ve hukuk bir paranın iki yüzü gibidir" dedi. Son zamanlarda hukuk ve hukukçulara karşı üslubu kınadığını belirten Baykal, "Efendim, 'yüzde 46 alan parti kapatılır mı?'. Yüzde 46'yı bırak, hiçbir parti kapatılmasın. Ama yüzde 46 oy almış olmak ve kapatılmanın talep edilmesi çok daha talebi daha şaşırtıcıdır. Yani hukuk oy düzeyine göre işler ya da işlemez diye ayrım mı yapacağız. Hangi oy düzeyinde hukuk işler onun hesabını mı yapacağız? Hukuk ya vardır ya da yoktur. 'Güçlü olana, çok oy almış olana hukuk işlemez'. Yüzde 17 nasıl uzlaşalım mı? Yüzde 17'nin altında olanları kapatalım, üstünde olanları kapatmayalım. Bunu mu istiyorsunuz. Yani 'çok zengin ve cinayet işleyen birisi, 'bu zengin adam cezaevine konur mu' diyecek miyiz?" şeklinde konuştu.
DTP'NİN KAPATILMASI İLE İLGİLİ DAVAYA İLİŞKİN AÇIKLAMALAR DTP'nin kapatılması talebi üzerine Başbakan Erdoğan'ın, 'Yargıya intikal etmiş bir konuda konuşmak yanlış olur' dediğini hatırlatan Baykal, Erdoğan'ın, o zaman bunu söylerken, şimdi yargıya en büyük hakareti yaptığını öne sürdü. Meclis Başkanı Köksal Toptan'a, AK Parti'ye yönelik kapatma davasına ilişkin açıklamalarını yakıştıramadığını belirten Baykal, Toptan'ın '23 Nisanda ben çocuklara ne söyleyeceğim?' dediğini hatırlatarak, "23 Nisan'da çocuklara, bu memlekette Anayasa, hukuk işler' diyeceksin" dedi. Toptan'ın DTP ile ilgili davada, "Türkiye bir hukuk devletidir. Anayasa Mahkemesi'nin en doğru kararı vereceğine inanıyorum. Herkes hukuka güvensin, müsterih olsun" açıklamasını da anımsatan Baykal, şunları söyledi:
"DTP l'f6nünü açtıklarını söyledi. Ancak 5 Nisanile ilgili böyle olacak da AK Parti ile ilgili niye olmayacak? Meclis Başkanı'na, 23 Nisan'da gelen yabancı öğrencilerden biri 'Daha önce bir parti Anayasa Mahkemesi'ne verildiğinde böyle söylemiştiniz, şimdi böyle söylüyorsunuz. Bunu nasıl izah edeceksiniz?' diye sorsa, ne diyecek? Adalet Bakanı, 'Yargıya intikal eden bir konu hakkında yorum yapmam uygun olmaz. Ancak şunu söyleyebilirim: Siyasilerin, kendilerini, davranış biçimlerini kontrol etmelerinin yararı vardır' diyor. DTP'lilerin kendilerini, davranış biçimlerini denetlemelerinde yarar var da AK Parti yönetiminin, kendisini, davranış biçimini denetlemesinde yarar yok mu? Eski Adalet Bakanı, Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek de 'Hizmet için seçilenler, kavga çıkması, gerginlik çıkması için olaylara adeta çanak tutuyorlar. Partinin kapatılmasını en çok siyasiler istiyor. Yoksa bu kadar ahmakça politika gütmezlerdi'. Bunları kapatılması söz konusu olan DTP için söylüyor. Bunu AK Parti'ye çevirerek okuyalım: 'Hizmet için seçilenler, kavga çıkması, gerginlik çıkması için olaylara adeta çanak tutuyorlar' Yanlış mı? AK Parti için düşünün, 'Partinin kapatılmasını en çok siyasiler istiyor' diyor. 'Yüzde 50, 70 oy alırız, bereket ekiyoruz tarlamıza' diyenler. Samimi olmamız lazım.'' Baykal, bir muhalefet partisinin, ülkeyi gerginliğe sürüklememe sorumluğu varsa, iktidardaki partinin sorumluluğunun çok daha fazla olduğunu da vurgulayarak, "Ülke böyle bir noktaya geldiyse, 'Başsavcının kişiliğinden kaynaklanıyor, birileri oraya sızmış, bunu yönlendiriyor' diyerek, olayın özü görmezden gelinemez. Ciddi bir tabloyla karşı karşıyayız. Sağduyuya, ciddiyete, Anayasa'ya sahip çıkmaya ihtiyacımız var" dedi.
(MÜG-NÇ-Y)