CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu: (1)

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, "Türk milletinin kaderini de milletin kendisi belirleyecek.

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu: (1)

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, "Türk milletinin kaderini de milletin kendisi belirleyecek. Biz Anayasa Mahkemesine bunun için gitmedik. Millet varsa kendi kaderini belirleyecekse buyursun belirlesin, ya demokrasi ya tek adam rejimi." dedi.

Ordu Ticaret ve Sanayi Odasında muhtarlarla bir araya gelen Kılıçdaroğlu, referandum süreciyle ilgili düşüncelerini paylaşacağını, siyasi parti propagandası yapmayacağını söyledi.

16 Nisan'da bir seçim yapılmadığını, bir anayasa değişikliğine ilişkin referandum yapılacağını aktaran Kılıçdaroğlu, söz konusu referandumda "evet" veya "hayır" denileceğini anımsattı.

Kılıçdaroğlu, "Cumhurbaşkanı, yani başkan taraflı mı olsun, tarafsız mı olsun?" bu kadar bir basit soru olduğunu savunarak, şöyle konuştu:

"Cumhuriyetin kuruluşundan bugüne kadar cumhurbaşkanları tarafsız olmuştur. Felsefesi nedir? Cumhurbaşkanı, adı üzerinde cumhuru temsil eder, yani 80 milyonu temsil eder. Yani arabasında Türk bayrağı taşır. Ben taşıyamam. Başbakan da taşıyamaz, bir başka partinin genel başkanı da taşıyamaz. Cumhuru temsil eden arabasında bayrağını taşır. Peki cumhur aynı zamanda bir partinin genel başkanı olsun mu? Bir partinin genel başkanı olduğunda tarafsız olabilir mi, olamaz mı? Muhtarlar olarak buna karar vereceksiniz. Hem bir partinin genel başkanı hem de cumhurbaşkanı çift başlı, çift başlı bir yapı 'Türkiye'nin lehine mi, aleyhine midir?' olduğuna karar vereceksiniz."

Cumhuriyetin kuruluşundan bu yana cumhurbaşkanlarının neden tarafsız olduğunu anlatan Kılıçdaroğlu, "Devletin bir sigortaya ihtiyacı var. O sigorta da cumhurbaşkanlığıdır. Devletin yapısı ve işleyişinde bir sorun çıktığı zaman cumhurbaşkanı hepsini davet eder, 'gelin bakalım arkadaşlar, nedir bu sorun, neden çözemiyorsunuz?' diye oturur başkanlığını yapar. Konuşur, karara bağlanır. Ortak aklı egemen kılar. Şimdi biz bundan vazgeçeceğiz. 'Vazgeçin' deniyor. Kararı sizler vereceksiniz. ya vazgeçeceğiz, ya vazgeçmeyeceğiz." ifadesini kullandı.

Kılıçdaroğlu, Osmanlı'da "millet" kavramı olmadığını kaydederek, "Cumhuriyetle beraber millet kavramı geldi. Ne diyoruz? 'Türk milleti' diyoruz. Türk milletinin kaderini de milletin kendisi belirleyecek. Biz Anayasa Mahkemesine bunun için gitmedik. Millet varsa kendi kaderini belirleyecekse buyursun belirlesin, ya demokrasi ya tek adam rejimi. Bu kadar basit. Demokrasi istiyorsanız 'hayır' diyeceksiniz. 'Hayır, demokrasiye gerek yok tek adam rejimi istiyoruz' diyorsanız gidip evet oyu kullanacaksınız." şeklinde konuştu.

"Bizim yeminimizde tarafsızlık yoktur"


"Başbakanlık niçin kalkıyor?" sorusunu soran Kılıçdaroğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Cumhuriyetin kuruluşundan bu yana başbakanlık var. Niye başbakanlık var? Çünkü cumhurbaşkanı tarafsız. Devletin tepesinde bir tarafsız kişi olması lazım, başındaki insanın tarafsız olması lazım. Başbakan tarafsız olamaz, bir partinin genel başkanıdır. Ben de tarafsız olamam. Ben de bir başka partinin genel başkanıyım. Devlet Bey? O da tarafsız olamaz. O da bir başka partinin genel başkanı. Bizim yeminimizde tarafsızlık yoktur. Milletvekillerinin yemininde de tarafsızlık yoktur ama cumhurbaşkanının yemininde tarafsızlık vardır. Çünkü 80 milyonu temsil edecek. Şimdi biz bütün yetkileri alıyoruz bir kişiye veriyoruz. Diyoruz ki 'Sen başbakanlığı kaldırdın bundan sonra sen yöneteceksin'. Hem başkan hem partinin genel başkanı. O zaman soru şu, kaç bakan olacak? Kimse bilmiyor. Kaç tane olacak? 50,10, 5... Belki de hiç bakan olmayacak. Kim karar verecek? Bir kişi. Peki başkanın kaç yardımcısı olacak? Onu da kimse bilmiyor. Peki mevcut sisteme göre, bugünkü anayasal düzene göre kaç bakanlık olacağına kim karar veriyor? Türkiye Büyük Millet Meclisi. Bir bakanlık mı kurulacak? Kanunu çıkar. Bakanın, bakanlığın görevleri tanımlanır ve ondan sonra kanunu çıkar. Meclis karar veriyor. Yeni modelde meclis devre dışı. Kim karar veriyor? Bir kişi."

"Beni mahcup edin"

Kılıçdaroğlu, kendisinin doğruları söylemediğinin koro halinde söylendiğini kaydederek, şunları söyledi:

"Ben de onlara şu teklifi yapıyorum. Ben doğruları söylemiyorsam size 'Televizyonda buyurun gelin, oturalım tartışalım' diyorum. Beni mahcup edin. Belki bu kadar propagandaya da hiç ihtiyaç kalmayacak. Diyeceksiniz ki 'Sen şöyle diyorsun, bak anayasanın şu değişikliği, şu maddesi böyle demiyor'. Diyeyim ki ben de 'Doğru, ben bunu atlamışım. Böyle bir şey demiyorlar, gelmiyorlar, oturup tartışmıyorlar. Gönül neyi ister, gönül şunu ister. Amerika'da, Fransa'da, İngiltere'de, Japonya'da hangi model var? Seçimlerden önce liderler bir araya gelirler, referandumdan önce liderler bir araya gelirler. Otururlar medeni insanlar gibi tartışırlar. Vatandaş da kahvesinde, evinde otururken seyreder. Kim doğruyu söylüyor, kim doğruyu söylemiyor. Bizim vatandaşımızın feraseti var, aklı da var. Hem cesaret edemiyorlar gelmeye hem de bize diyorlar ki 'Doğruları söylemiyorsunuz'. Hangisini yanlış söylüyoruz biz? Hangi cümlemiz yanlış?"

(Sürecek)


reklam