Çevre ve Orman Bakanı Eroğlu: "Kyoto Protokolü'nün İmzalanması için Çalışmaları Hızlandırdık"

Çevre ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu, Gelecek Yıllar İçinde Kutuplardaki Buzulların Eriyeceğini, Deniz Seviyesinin Yükseleceğini ve Dünyanın Her Yerinde Kuraklık ve Su Kıtlığı Yaşanacağını Söyledi. Eroğlu, Kyoto Protokolü'nün İmzalanması İçin de Çalışmalarını Hızlandırdıklarını Söyledi. 

Çevre ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu, gelecek yıllar içinde kutuplardaki buzulların eriyeceğini, deniz seviyesinin yükseleceğini ve dünyanın her yerinde kuraklık ve su kıtlığı yaşanacağını söyledi. Eroğlu, Kyoto Protokolü'nün imzalanması için de çalışmalarını hızlandırdıklarını söyledi.

Makedonya'nın Başkenti Üsküp'te düzenlenen 5. Dünya Su Forumu Makedonya Bölgesel Toplantısı toplantısına katılan Çevre ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu, su kaynakları bakımından dünyanın şanslı yerlerinden birinin Makedonya ve Doğu Avrupa olduğunu kaydetti. Bu zenginliğin bölgenin yemyeşil ormanlarla kaplı bir oksijen cenneti haline gelmesini sağladığını aktaran Bakan Eroğlu, kalitesi üzerinde tesirde bulunan suların, ekolojik döngünün en önemli öğesi olduğunu kaydetti. Bakan Veysel Eroğlu, "İnsan hayatının idamesi ve sürdürülebilir gelişme için hayati değerdedir. Suyun yok olması, hayatın da yok olması anlamına gelmektedir. Su, aynı zamanda özellikle son yıllarda üzerine çok şey söylenen, senaryolar üretilen bir konudur. Bu senaryoların bir bölümü de iklim değişikliği ve küresel ısınma ile yakından alakalıdır. İklim değişikliği, insan faaliyetleri neticesinde atmosferin bileşimini bozan, iklimde oluşan bir değişim olarak tanımlanabilir." dedi.

Dünyada çok sayıda bilim adamının üzerinde çalıştığı küresel ısınma ve iklim değişikliği ile ilgili iki temel yaklaşım bulunduğunu hatırlatan Çevre ve Orman Bakanı Eroğlu, bunlardan ilkine göre gelecek yıllar içinde kutuplardaki buzullar eriyecek, deniz seviyesi yükselecek, dünyanın her yerinde kuraklık ve su kıtlığı yaşanacağını vurgulayarak bazı bilim adamlarının ise bu tahminleri çok abartılı bulduğunu belirtti. Tahminleri abartılı bulan bilim adamlarının dünya tarihi boyunca iklim değişikliklerinin sürekli yaşandığını ve şu anki sürecin de buna bir örnek teşkil ettiğini söylediklerini vurgulayan Eroğlu, "Gerçekten de dünya varolduğundan bu yana, iklim sürekli değişmiştir. Geçmişte buzul devirleri olmuş, zaman zaman sıcaklıklar yükselmiş, bazı canlı türleri yok olmuştur. Bu noktada asıl üzerinde durulması gereken soru; iklimin değişip değişmediği değil, insanların buna karşı nasıl davranacağıdır. Önemli olan en kötü senaryonun gerçekleşmesi halinde dahi gerekli tedbirlerin alınmasıdır." diye konuştu.

Toplantının hedefinin, iklim değişikliği senaryolarının doğru olması halinde Doğu Avrupa'da su kaynaklarının nasıl etkilenebileceği konusunda fikir alışverişinde bulunmak olduğunu anlatan Bakan Eroğlu, dünyanın neresinde olunursa olunsun, iklim değişikliğinin olumsuz yönde tesir edeceği sektörlerin başında su konusunun geldiğini belirtti. Bir su kaynak sisteminin iklim değişmesine karşı olan hassasiyeti, fiziksel ve toplumsal özelliklerine bağlı olduğunu ifade eden Eroğlu, her bölgenin kendine has şartları bulunduğunu kaydetti. Hassasiyeti artıran fiziksel özelliklerin başında zirai sulamada su kullanımı, su haznelerindeki sedimentasyon ve erozyona eğilimli coğrafi yapının geldiğini de ifade eden Eroğlu, su havzalarının korunması ile deniz kirliliğinin tespitinin yanı sıra orman yangınları, sel ve taşkınlar gibi tabii afetlerin izlenebilmesini sağlayan sistemler ile hassasiyet analizleri yoluyla gerekli tedbirlerin alınmasının kolaylaştığını aktardı.

İklim değişikliğinin bir yüzünün kuraklık diğer yüzünün ise taşkın olduğunun altını çizen Çevre ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu, yağış rejimindeki ani değişikliklerin, geçen yıl İngiltere olduğu gibi yoğun ve kısa süreli yağışlarla sellere yol açabildiğini hatırlattı. Dünya üzerinde özellikle yağışlı iklim bölgelerinde görülen taşkın ve sellerin, ülke ekonomileri üzerinde de olumsuz tesirleri bulunduğunu vurgulayan Bakan Veysel Eroğlu, "Tabiatı koruma ve ağaçlandırma gibi genel tedbirlerin yanında büyük nehirler, geldikleri tarafta yapılacak barajlarla kontrol edilebilir. Bu konuda acı örnekler yaşayan Türkiye, büyük bir tecrübe edinmiştir. Şu anda taşkına en hassas bölgelerimizde izleme ve erken uyarı için projeler yürütülmektedir. İklim değişikliğine uyum için talebe yönelik tedbirlerden en önemlisi ise özellikle zirai faaliyetlerde su tasarrufudur. Çünkü dünya genelinde su kaynaklarının yüzde 70'inden fazlası sulama için harcanmaktadır. Zirai sulamada çok fazla su kullanıldığından bu alanda elde edilen küçük bir azalma dahi diğer kullanım alanları bakımından büyük pay artışı sağlayabilmektedir. Dolayısıyla bütün dünyada modern yöntemlere dayanan yeni sulama sistemlerinin yaygınlaştırılması çok faydalı olacaktır." dedi.

İklim değişikliği ile ilgili olarak dikkat edilmesi gereken en önemli faktörlerden birinin de karbon gazı salınımı olduğunu ifade eden Veysel Eroğlu sözlerini şöyle sürdürdü, "Bilindiği üzere dünya genelinde sera gazı emisyonlarının çok büyük bir bölümü, enerji üretimi faaliyetleri neticesinde gerçekleşmektedir. Biz Türkiye olarak, yenilenebilir enerjilere ağırlık vermek, orman varlığını artırmak gibi ülke genelindeki uygulamaların dışında, Birleşmiş Milletler'in başlattığı Uluslararası Kutup Yılı Projesi, çölleşmeyi izlemek maksadıyla kurulan Kuzey Akdeniz Ülkeleri Projesi gibi uluslararası çalışmalara da destek veriyoruz. Kyoto Protokolü'nün imzalanması için çalışmalarımızı hızlandırdık. TBMM'de kabul edilmesinin ardından bu protokole taraf olacağız."

Haber Yayın Tarihi: 03 Temmuz 2008 Perşembe Saat 17:50

Yazdırılan Sayfa: http://www.haberler.com/cevre-ve-orman-bakani-eroglu-kyoto-protokolu-nun-haberi/

(C) 2006-2008 Haberler.Com
Yeni Medya Elektronik Yayıncılık Ltd Şti.