Casper Üretim Tesislerinin Açılışı Başbakan Erdoğan'ın Katılımıyla Gerçekleşti

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye Markasını Dünyanın Her Yerinde Görülebileceğini Belirterek, "Ulusalcılık İçe Kapanmakla Olmaz. İçe Kapanmak Ülkeyi Yok Saymaktır" Dedi.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye markasını dünyanın her yerinde görülebileceğini belirterek, "Ulusalcılık içe kapanmakla olmaz. İçe kapanmak ülkeyi yok saymaktır" dedi. Ümraniye yapılan Casper Üretim Tesisleri'nin açılışı Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın katımıyla gerçekleşti. Programa, Erdoğan'ın yanı sıra, Casper Yönetim Kurulu Başkanı Altan Aras Fakılı, İstanbul Valisi Muammer Güler, İstanbul Belediye Başkanı Kadir Topbaş'la birlikte şirket çalışanları ve çok sayıda davetli katıldı. Erdoğan yaptığı konuşmada, "Casper firmasının bu yeni üretim tesislerinin ülkemize milletimize tüm çalışanlarına hayırlı olsun. 40 metre karelik bir alanda üniversiteden mezun olmuş 3 arkadaşım tarafından kurulan bu firma 10 binin üzerinde vatandaşa iş imkanı sağlamış durumda. Bu ülkede her zaman olduğu gibi bu ülkeden taş üstüne taş koyanın başımızın üstünde her zaman yeri vardır. Ben de bundan dolayı heyecanlayım. Sadece bu yönlüyle baktığımızda bile ülkemize değerli bir tesis ve marka kazandırdıkları için tüm yetkililer teşekkür ediyorum" dedi. Bunun bir başarı öyküsü olduğunu dile getiren Erdoğan, "Firmanın büyüme ve gelişme öyküsü bizi de bunu söylüyor. Çağın taleplerine göre üretim yapar, kaliteden taviz vermezseniz başarı kendiliğinden gelir. Bizler bu göreve başladığımızda eğitimi ilk 4 temel taşımız olarak ifade ettik. Mili Eğitim bütçemizi 1. sıraya koyduk. Eğitim noktasında Türkiye çok çok gerilerdeydi. Eğer gelişecekseniz ilk sırada cehaletle savaşı kazanacaksınız. Yüzde 80 okur yazar oranı yüzde 90'a çıktı. Bu yeterli değil. Hedefimiz yüzde 100'e ulaşmak. Bizim inancımız bize okumayı emrediyor. Biz burada tam geriye gittik. Biz gelişmiş ülkelerin seviyesini yakalayamadık. Bir zamanlar yakalaşmıştık. Biz düştüğümüz yerden kalacak zirveye yeniden oturacağız. Bu kararlılığı bu atılımları bir sıçrama olarak görüyoruz. Atılan adımlarla bir sıçrama hareketi olarak görüyoruz. Bu süreci doğru okuyamayan analiz edemeyen şirketler, ülkeler dünyadaki ekonomik rekabetle başa çıkamayacaktır" diye konuştu. İrlanda'nın ekonomik göstergeleri en düşük seviyede olan bir ülke olduğunu dile getiren Erdoğan, ülkenin son 25 yıl içinde çok büyük bir sıçrama gerçekleştirdiğini belirtti. "İrlanda GSMH 10 bin euro iken 10 yıl içinde 27 bin euroya yükseldi. İhracatını 4 kat arttırdı" diyen Erdoğan konuşmasına şöyle devam etti: "İrlanda Avrupa'nın en hızlı büyüyen ve istikrarlı ülkesi haline geldi. En çok uluslararası yatırım çeken ülkeler arasına yer aldı. Bilişim sektörüne planlı programlı yatırımlar yaptı. Bugün Avrupa'da satılan bilgisayarın yazılımı orda yapılıyor. Alt yapı ve AR-GE çalışmalarına ağır vermiş. Eğitimi bu konuda teşvik etmiştir. Her şeyden öncede uluslararası yatırımları çekmek konusunda açık oldular. Bakanlar Kurulu'nda kararımızı geçirdik. Pendik sınırları içinde bilişim teknolojisine yönelik bir tekno parkımızı kuruyoruz. Uluslararası tüm markaların toplanacağı bir yer olacak. Bunu süratle uygulamaya sokacak çalışmalara devam ediyoruz. 10 yıllar boyunca Türkiye'yi konuşurken girişimci, genç, dinamik nüfustan bahsettik". Göreve geldiklerinde Türkiye manzarasının hatırlandığını söyleyen Başbakan Erdoğan, "Enflasyon, faiz oranları yüksek ihracat düştüktü. Kepenkler kapanıyordu. GSMH'ya oranla borç yüzde 78.4'tü. yatırım durma noktasına gelmişti. İstikrar güven sağlanamamıştı. Türkiye olarak atılım yapan diğer ülkelerden eksiğimiz ne acaba? Bizim bir zihniyet sorunumuz vardı. Özgüvenden yoksun bir ülke bir durumundaydık. 4.5 yılda bu konuda önemli mesafe aldık. Biz inandığımız yolda 3 arkadaşım heyecanını nasılsa bu heyecanı bu ülkenin geneline yayamaya çalışacağız. Devlet tüccar olmaz, devlet ticari hayatının içinden çıkacak, devlet düzenler, teşvik eder, heyecan verir, denetler. Devletin görevi bunlardır. Dünyanın neresine gidersek gidelim, tüm müteşebbislerimizi yanımıza alcağız adeta pazarlamacılığa başladık. Neyi pazarlıyorduk? Ülkemizi kaynaklarımızı. Türkiye'yi tanımayanlar var. Onlara ülkemizi tanıtmamız gerekiyordu. Siz bu ülkenin içinde çok zengin görüyor olabilirsiniz. Ol mahiler ki derya içredir, deryayı bilmezler. Zenginliğinizi derya içinde olduğunuz sürece anlayamazsınız. Sizi karaya attıklarında anlarsınız. Bu deryayı tüm dünya olarak görüyoruz. Türkiye markası dünyanın her yerinde görebiliriz. Onlar da buraya geliyor. Ondan çekinmeyelim bu konuda rahat olacağız. bunu yaptığımız zaman ulusalcılık ne olur diyenler var. Bu ulusalcılık mı oluyor? Ulusalcılık içe kapanmakla olmaz. İçe kapanmak ülkeyi yok saymaktır" ifadelerini kullandı. Türkiye'nin 79 yılda 36 milyar dolara ihracata ulaştığını dile getiren Erdoğan, 4 yılda bunun üzerine 49 milyar dolar koyduklarını belirterek, "Dünyayı dolaşmış olmasaydık, oturuyor olsaydık, bu 49 milyarı ekleyebilir miydik? Benim ve cumhurbaşkanımızın müşterek olarak 4 yılda, 1980'den 2003 yılana kadar yani 23 yılın 2.3 katı gezdik. Tam oranlama yaparsak bunu 5'le çarparsak 12 kat seyahat yaptık. Bunları turistik amaçlı yapmadık. Otelden çıkıyoruz toplantıya gidiyoruz. Buna nasıl can dayandırıyorsunuz diyorlar. Bizim açılmış bu makası kapamamız gerekiyor. Bunlar yatarak olmuyor. Bilgiyi üreteceksin hem de alın teri dökerek ürünü meydana getireceksin. İhracatın yanında GSMH baktığımız zaman 73 yılda 181 milyar dolara ulaştık. 4 senede bunun üzerinde 210 milyar dolar koyduk. Biz göreve geldiğimizde 2 bin 500 dolar olan kişi başına GSMH 4 yıl sonra 5 bin 380 dolara çıktı. Türkiye'nin kamu borç stoku GSMH oranı 78.4'tü. Kamu net borcu yüzde 47.48'e düştü. Bu Türkiye Maastricht kribvrupa'nın En hızlı ve istterlerine yaklaşması demektir. 'Borç yiğitin kamçısıdır' lafı bir yiğit içindir ama böyle bir yiğit içindir" şeklinde konuştu. Dünyanın en borçlu ülkesinin Amerika olduğunu altını çizen Başbakan Erdoğan, "AB'nin ve Japonya'nın da borçları var ama umurlarında değil. Çünkü onlar bunu döndürecek noktaya ulaşmışlar. Borcun fazla olması değil gelir önemli. Bunu döndürebiliyor muyuz bu önemli. Hayat risktir. Ama aynı şekilde siyasette bir risktir. Eğer siyasette risk alamazsanız ülkeyi bağımsızlık mücadelesinde istediğiniz noktaya götüremezsiniz. Bu ülkenin gençleri artık dünyayı çok yakından izliyor. 10 bin kişiyi iş imkanı sağlamış durumda. Bizim binlerce böyle firmamız olması lazım aslında böyle bir imkana sahibiz. Enflasyon 3 haneli rakamlar gördü şimdi tek haneli rakama düştü. Ulusalcılık 1'in yanında 0 koymakla olmaz. Vatandaş zam beklerken rakamın yanında 0 konuldu. Zam 0'lardaydı. Bunlar 'modern hırsız' tanımına girer. Bu devalüasyon, enflasyon getiriyordu. Çaktırmadan bu paralar çalınıyordu. Türk lirasının değerini koruma yasası var. Paradan 6 sıfırı atacağız dedik. Dediler ki, enflasyon patlar. Ama kararlı olduk. Paradan 6 sıfır atınca enflasyon patlamadı çatladı. Vatan seferlik budur. Vatandaşın cebindeki paranın değerinin korumaktır. Herkes cebinde TL'yi taşıyor. Faizleri düşürdük. Bileşik faiz 19'lara düştü. Doğrudan yabancı sermaye yatırımlarda patlama oldu. Ocak, Şubat, Mart ilk 3 aylık dönemde 10 milyar doları yakaladık" dedi. "Bu sene doğrudan sermaye yatırımlarında 2006'yı aşmayı planlıyoruz" diyen Erdoğan, Türkiye'nin artık bir güven, istikrar ülkesi olduğunu dile getirerek, Küresel sermayenin Türkiye'ye rahatlılıkla girebildiğini söyledi. Sırada çok yatırımcının olduğunu dile getiren Erdoğan konuşmasına şöyle devam etti: "Bunlardan çekinmemek lazım. En son Levent'teki İETT arazinin satışını biliyorsunuz. Şimdi yatırımcı buraya 5 milyar dolar yatırım yapacak. Türkiye genelinde ise 30 milyar dolar yatırım planlıyorlar. Bunlar bizimle görüşmelerinde bize söyledikleri hedefler. Rahat olacağız ki dünya özgürlük kapısını bize de açsın. Her yerde bizim de girişimcimiz var. Yapay tartışmalarla birbirimizi üzüyoruz. Bizler bunu aşmanın gayreti içinde bu yolculuğumuzu sürmeyi istiyoruz. Milletimiz neyin ne olduğunu biliyor. 2013 yılına ilişkin kişi başına mili gelir 10 bin olarak olacak. 10 bin doları yakaladığımız an Türkiye ve Türk insanını dünyanda yakalayana aşk olsun. O bizim kırılma noktamız olacak. 2013 yılında dış ticaretimizin 250 milyar dolar olmasını hedefliyoruz. 2013 yılında GSMH hedefimiz ise 1 trilyon YTL. Bu hedefleri sadece biz dile getirebiliyoruz. Girişimciye kendimize, gençlere güveniyoruz. Bundan 30 sene, 20 sene, 10 sene önce böyle bir şeyi konuşsanız aranızda böyle bir şeyi düşünemezdiniz. Çünkü özgüvenimizi kaybetmiştik. İnsanımızın önüne büyük hedefler koymak gerekiyor. Hedeflerimiz ulaşılamayacak seviyeler değil. Bizim tersanelerimize kimsenin güveni yoktu. Armatörler bile kendilerine güvenmiyordu. Şimdi öyle değil. Hangi ülkeleri aşarız diye düşünüyoruz. Adım adım ilerliyoruz. Başaracağız başarmak zorundayız. İstikrar ve güven iktidarını yükseltsin. Yeter ki statükobvrupa'nın En hızlı ve ist ve tedavül dışı kalmış zihniyetlerden koruyalım. Köylere yol su her şeyi götürüyoruz. Yolu, suyu olmayan köy bu yıl sonuna kadar kalmayacak. İnternet ağı oraya ulaşacak. Büyüme kamu kaynakları kullanılarak olmayacak. Özel girişimci, bankalar kredi verecek girişimci arıyor. Artık müflis banka kalmadı. 46 bankamız var. 4 tane özel finans var. Hepsi başarıyla devam ediyor. Ziraat Bankası ülkenin en çok kar eden bankası. Vakıflar Bankası şimdiye kadar temettü dağıtmıyordu. İlk defa bizim dönemimizde dağıtmaya başladı". Ardından Başbakan Erdoğan, Güler ve Topbaş hep birlikte butona basarak üretim bandını harekete geçirdi. (RA-RA-ÖK-Y)