Haber Tarihi: 09 Nisan 2011 Cumartesi Saat 12:00
TelevizyonGazetesi.com  [2643523]

Bu Filmi İzlemeyen Delikanlı Değildir

Başkomiser Semih karakteri, Bostancı'da KCK operasyonunda şehit olan Emniyet Amiri Semih Balaban'ı hatırlatıyor.

Haber: Bu Filmi İzlemeyen Delikanlı Değildir

Ucuz kahramanların kurtlar kuşlar vadisinde çatapat patlattığı, sokak ökçeli ayakkabısının sırtında yükselenlerin yanında Deli Dumrul delikanlının hası olarak çıkıyor karşımıza...

Rasih YILMAZ- Sineyorum-BUGÜN

Bazı filmler vardır çok şey aramazsın. Samimiyetine sığınırsın ve bırakırsın akan karelere kendini. Gözün pek görmez kurgu filan. Biraz eli ayağı düzgün ve derli topluysa muhtemel ne kadar eksikliği varsa halının altına süpürüverirsin. Aynen Ertem Eğilmez filmlerinde olduğu gibi.

Sıcak bir mahalle telaşı sarar etrafınızı vicdanın peşinden giden arabeskleştirilmeyen ve ajite edilmeyen yokluklar ve iyilikler koparır sizi karmaşanın içinden. Taşlama özelliği taşıyan ve delikanlı güldürüsü olarak tasarlanan üçlemenin ilk filmi olan “Deli Dumrul Kurtlar Kuşlar Aleminde”yi DVD'den seyrettiğimde neyle karşılaşacağımı pek bilememiştim. Ama sinemada izleyememenin üzüntüsünü yaşamıştım açıkçası. Zaten filmin replik ve diyalogları sanal alemde yağ gibi akmaya başlamıştı bile.

Ertem Eğilmez masumiyetinde ilerliyor

Özellikle “Marifet değil eli kanlı olmak, maharet ‘delikanlı' olmak... ” sözünü söyleyen Deli Dumrul karakterine tabiri caizse bitmiştim. “Artık her öğün cacık yenir oldu, zira memleketin her yanı hıyar dolu... ” cümlesi ise ironinin tavan noktasıydı. Bu yüzden filmin ikincisinin çekileceğini senaristi Bayram Özbek'ten duyunca sevinmiştim. Ama bu kez Deli Dumrul'u Hop Dedik ismiyle sinemada izlemenin tadına varacaktım. Ne de olsa, “Issız oğlan mı, delikanlı mı; Barbie kız mı, harbi kız mı? İzleyip göreceğiz bakalım... ” formatındaydım.

Filmin jeneriği akarken ilk filmden fazlasını da ikincisinde bulduğumu belirtmek isterim. Kâh tebessüm ettiren, kâh hüzünlendiren ama hep bir Ertem Eğilmez masumiyetinde ilerleyen film; kurtlar sofrasında kuş olan Deli Dumrul'un hapse düştüğü andan itibaren devam ediyor. Deli Dumrul, tam her şeyin bittiğini düşünüp umutsuzluğa kapılırken, orada gönül adamı İhsan Bey'le tanışır. Kendisini derinden etkileyen İhsan Bey ve Alperen'le güzel bir dostluk kuran Deli Dumrul, kendisi gibi iftiraya uğrayan arkadaşlarıyla nasıl aklanacaklarını düşünürken Başkomiser Semih imdatlarına yetişir. Hırsızla uğursuzun kollandığı düzende hainle lâin kahraman ilan edilirken, ülkesine ‘hizmetin' peşinden gidenlerin önden giden atlılar gibi yalnızca inandığı değerleri yaşama arzusu kahramanlığın en tavan noktasıdır.

Özellikle Başkomiser Semih karakteri, Bostancı'da KCK operasyonunda şehit olan Emniyet Amiri Semih Balaban'ı hatırlattı bana, gazetelerden tanıdığım kadarıyla. Ucuz kahramanların kurtlar kuşlar vadisinde çatapat patlattığı, “ezel”i belli olmayan bir kadının dört çakma ökçeli ayakkabı sırtında yükselenlerin yanında Deli Dumrul kahramanın ve delikanlının hası olarak çıkıyor karşımıza... Bu yüzden bu filmi izleyin ki “Demirden korkan trene binmez, delikanlı o trenden yarı yolda inmez” ne demek anlayın!

5,083333/10 (12 kişi)
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12