Beşiktaş'ta "Sessiz Çığlık" Eylemi

"balyoz Davası" sanıklarının yakınları, Beşiktaş Demokrasi Anıtı önünde toplandı.

Beşiktaş'ta 'Sessiz Çığlık' Eylemi

"balyoz Davası" sanıklarının yakınları, Beşiktaş Demokrasi Anıtı önünde toplandı. Davada verilen kararın protesto edilmesi amaçlanan ve "Sessiz Çığlık" adıyla 16'ncısı düzenlenen eylemde sanık avukatları da yer aldı. Eyleme yaklaşık 300 kişi katıldı.

TÜMAMİRAL SEMİH ÇETİN'İN KİTABI TANITILDI

Eylemde ayrıca Balyoz Davası hükümlüsü Tümamiral Semih Çetin'in yeni çıkan Bir İhanetin Öyküsü kitabının da tanıtımı yapıldı. Tümamiral Semih Çetin'in kardeşi Serdar Çetin yaptığı konuşmada "Bu kitap bu davada daha önce defalarca ifade edilen sadece bir CD ile yurtsever Türk subaylarının yüzlercesinin tutuklu kalması tasfiye edilmesi olayıyla ilgili ortaya koyulan 2 bine yakın delilleri tekrar ortaya koyma kitabı değildi. Bu içinde burada tutuklu bulunan insanların da kendisinden çok şey duyabileceği Hastal sakinlerinin bu süreç içerisinde neler yaşadıkları, oraya ulaşan bir küçük selam nedeniyle oluşan duygu fırtınalarının neler olabileceğini herkese göstermesi açısından çok kayda değer olduğunu düşünüyorum" dedi.

"SİLİVRİ'DE MAHKEME YOK"

Eylemde konuşma yapan Avukat Ali Rıza Dizdar da "Dünyanın her yerinde yargılamada hatalar da olabilir. Yargılamadaki hataları elbette biz hukukçular olarak düzeltmeye çalışırız. Ancak ben Ali Rıza Dizdar olarak 12 Mart'ı 12 Eylül'ü görmüş, 2 kişinin idamında bulunmuş biri olarak şunu söylüyorum. Silivri'de mahkeme yok. Orada hukuk hiç yok" diye konuştu.

DAVAYA KATILAN AVUKATLAR AÇIKLAMA YAPTI

Eylemde "Balyoz Davası"na katılan avukatlar adına Avukat Hüseyin Ersöz tarafından yapılan basın açıklaması yapıldı. Açıklamada şöyle denildi:

"Balyoz Davası'na iştirak etmiş avukatlar olarak tüm yargılama sürecini baştan sona yaşadığımız için bu yargılamadan adil bir karar çıkmayacağını biliyorduk. Şu an bir gerekçesiz kararla karşı karşıya olduğumuzu tüm ülkemiz bilmektedir. Balyoz Davası'nda başından beri dile getirdiğimiz şüphelerin giderilmediğini gerekçesiz kararla gördük. Sahteliği bilim insanları tarafından teşhis edilen dijital delillerdeki tarih zaman ve yer çelişkilerinin hiçbir dayanağı bulunmaya soyut bir güncelleme teorisiyle açıklanmaya çalışılması inandırıcı olmamıştır. Sözde darbenin Çetin Doğan'ın kalp rahatsızlığı ve emekli edilmesiyle önlendiği gerekçesinin kaynağı anlaşılmamaktadır. Oysa iddianamede sözde darbeye Aytaç Yalman'ın engel olduğu iddia edilmektedir. Bu gerekçe mahkemede tanıkların dinlenilmemesinin haksız bahanesi olarak sunulmuştur. Kaldı ki Çetin Doğan'ın ameliyat olması ve emekli olmasının davada yargılanan diğer sanıklardan ikisinin kuvvet komutanı ve diğerinin ise daha elverişli rütbe ve görevlere gelmelerine rağmen nasıl sözde darbenin önlendiği soruları cevapsız kalmaktadır. Kamuoyu tarafından da bilinen sahteciliklerle ilgili neden maddi gerçeği ortaya çıkarmak için bir araştırma yapılmadığı, en basitinden son derece teknik olan, 2003 yılı üretimi olduğu iddia edilen dijital kayıtlarda, nasıl 2007 yazılım versiyonlarının bulunduğu ve tamamen teknik nitelikteki bu tür tespitler için neden bilirkişiye başvurulmadığı somut ve doyurucu biçimde açıklanmamıştır. Mahkeme heyeti de bilgisayar uzmanı hakimlerden oluşmadığına göre teknik bilirkişiye başvurulmamasının her hangi bir hukuki mantık ve makul açıklaması yoktur. Bir insanın sadece isminin dijital listelerde yer alması o insanı 18 – 20 yıl gibi cezalara mahkum etmek için yeterli görülmesi hiçbir çağdaş hukuk sisteminde kabul edilemez. Sözde Balyoz Davası'nda açık sahteciliğin olduğunu tespit eden Yıldız Teknik Üniversitesi'nden Boğaziçi Üniversitesi'ne kadar saygın üniversitelerden ve yabancı bir çok bilim kuruluşundan alınan toplam 26 adet bilir kişi raporuna neden itibar edilmediği açıklanabilir değildir."

Eylem yapılan konuşmaların ardından son buldu.

(BB)