CHP Genel Başkanı
Deniz Baykal, Türkiye'nin siyasal yargılanmalar dönemine çekildiğini iddia ederek, Ergenekon davasında çok ağır insan hakları ihlalleri yapıldığını savundu.
Baykal, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, 22 Temmuz 2007 genel seçimlerinin birinci yıldönümü olduğunu belirterek, seçimlerde iktidar partisi gücünü artırarak çıkmasına rağmen, içinde bulunulan tabloya bakılmasını istedi. Türkiye'de her alanda büyük sorunlar ve sıkıntılar yaşandığını öne süren Baykal, "Bir yıl sonra nasıl olur da iktidar bu tabloyla karşı karşıya kalır" dedi.
Baykal, gelinen durumun, başarılı siyaset ve yöneticilik uygulaması olmadığını ileri sürerek, "Böyle bir sonucu tercih etmek mümükün müdür ? Nasıl ve niçin olmuştur ?" sorusunu yöneltti. Baykal, bir yılda iktidar partisinin, kapatılma iddiası ile anayasa Mahkemesi'nin önünde olduğunu belirterek, "Türkiye siyaseti allak bulak. Emekli generaller tutuklu. Yazarlar, çizerler tutuklu. Bir dava ülkeyi sarsıyor. Ekonomi çok ciddi sıkıntuda, borçlar, faizler işsissizlik artımış, enflasyon yükselmeye başlamış. Ekonomiye güven endeksine göre vatandaş ben ekenomiye güvenmiyorum diyor. Devlet kurumları birbiriyle çarpışıyor, toplum birbirine karşı tahrik ediliyor. Temel kurumlar, yargı siyasetin odağına çekiliyor. Yargı siyasetin göbeğine çekilmek iskteniyor. Silahlı kuvvetler siyasi hedef haline getiriliyor. Bu tabloyu ortaya yartmış olanlara yüzde 47 değil 60 da verseniz hiç bir şey değişmez. Bu insanların Türkiye'yi yönetemeyecekleri ortaya çıkmıştır. Gelinen Türkiye, hepimizi rahatsız eden bir Türkiye'dir. İktidar sorumlusu değilse sorumlusu kimdir ?" dedi.
Baykal, yaşanan durumun ortaya çıkmasının ardından Türkiye'nin siyasal yargılamalar dönemine çekildiğini savunarak, "Siyasetçiler yargılanmasını söylüyor değilim. Önce siyasetçilerin yargılanması lazım. Temiz toplum yapacaksan önce senin elinin temiz olması lazım. Sadece senin ve benim dokunulmazlığımızı kaldıralım. Temiz bir topluma gitmek istiyorsan önce bunu yapalım. Bu ciddi bir tekliftir. Sayın başbakana bunu teklif olarak öneriyorum. Başbakan niye kaçıyor? Önce ikimizin dokunulmzlığını kaldıralım bizimle hesabı olanlar bu hesabı görsünler. Sen kendi hesabını vermeden, sana sorulması gereken sorulmadan, toplumun saygıdeğer insanlarına karşı nasıl büyük bir karalama kampanyası nasıl açarsın" diye konuştu.
Baykal, siyasetçiler yargılanamayınca siyasal hedefli yargılamaların başladığını öne sürerek, "Darbe dönemlerinde böyle siyasi yargılamalar yapılır. Totaliter ülkelerde siyasi yargılamalar olur. Demokratik ülkelerde bu olmaz. Birdenbire hukuk, insan hakları hepsi gözden çıkarılmış. Böyle siyasi yargı kampanyaları kimseye yarar sağlamaz. Altında kalırlar. Birçok insan acı çeker" diye konuştu.
Baykal, Türkiye'de laik cumhuriyetin dayanakları yıldırılmak, sindirilmek istendiğini iddia ederek, "Böyle bir hedefin çok talibi vardır. Bu bugünün davası değildir. Cumhuriyetin kuruluşundan beri vardır. İlk kez devletin katkısıyla bu hesaplaşma yapılıyor" şeklinde konuştu.
Bir genç kızın televizyonda Atatürk'ü sevmediğini, Humeyni'yi sevdiğini söylediğini söyleyen
Baykal, "İngiliz işgali devam etse kendimi daha iyi hissederdim dedi. Bu davada çok ağır insan hakları ihlalleri yapılmıştır. Birisi gözaltında kanser olmuş ölmüştür. Siz bir tek Batılı siyasetçinin bu tabloya ses çıkardığına şahit oldunuz mu? Bu başka bir olayda olsaydı her gelen bunun hesabını sorardı. Laik bağımsız TC'ye karşı iç ve dış dünyada tepki var" dedi.
Başbakan Erdoğan'ın iki yıl önce hükmünü verdiğini iddia eden Baykal, konuşmasına şöyle devam etti: "Şimdi kanıt arıyorsunuz. Akıl hastaları, muhbirler ararsınız. Gizli tanıklar ararsınız. Onlara her türlü güvenceyi vereceğiz demek durumuna düşerseniz. Tanık koruma programaları uygulamak zorunda kalırsınız. Bunu yaparkende dincileri, tatlısu liberalleri, numaralı cumhuriyetçileri yanınızda görürsünüz. Cumhuriyetin laikliğin hesabını soracaksan açıkça sor."
Türkiye'de yaşanan İslamiyetle AK Parti yönetiminin problemi olduğuna öne süren Baykal, konuşmasını şöyle sürdürdü: "Farklı bir İslam arıyorsa. Biz İslamımızdan memnunuz. Hepimiz elhamdülillah Müslamanız. AKP yöneticileri din camiye hapsedilemez diyorlar. Din bir yaşam sorunu haline getirilecek. Camiler açık, isteyen namaz kılıyor, oruç tutuyor, yayınlar yapılıyor, dergiler, gazeteler... Biz memnunuz. Birileri diyorki 'bu yetmez', bu değil diyor. 'Türkiye'de müslümanlara baskı yapılıyor' diyorlar. 'Sen iktidardasın kaldırsana ama akıllarındaki şu anayasayı değiştirelim o laiklik dediğiniz şey bize engel oluyor 'diyorlar. Yaşanmakta olan siyasi yargılamanın hedefi laik cumhuriyettir. Darbe iddiaları ne oldu. Darbe dönemi bitti Türkiye'de darbe marbe yok. O dönem bitti. Hani darbeydi, getir darbe iddianamesini. Ne oldu günlükler. Ne oldu Eldiven, Sarıkız, Ayışığı... Darbe işi değil, temiz eller değil. Sen kim 'Temiz Eller Operasyonu' kim. Fesatla fitneyle dava kurulmaz. İddainame safsataya dayanmaz, efsaneye dayanmaz. Kanıtla, delille, açık ifadelerle hazırlanır. Bunlar yok, acı çeken insanlar var. Böyle dönemler gelir geçer ama asıl manevi tahribatı yaşacak olanlar bu tertipleri ortaya koyanlardır."