CHP Genel Başkanı
Deniz Baykal, geçtiğimiz hafta gerçekleştirilen Anayasa değişikliğiyle ilgili olarak, "Söz konusu olay, hepimiz çok iyi biliyoruz ki bir kaç bin genç kızımızın üniversitede türbanlı olarak okuma hakkını elde etme mücadelesinin ötesindedir" dedi.
Baykal, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, tarihi bir dönemden geçildiğini, Türkiye Cumhuriyeti'nin çok önemli bir tarihi kırılma yaşadığına tanıklık edildiğini belirterek, "İnsanların mezhep ayrımı, inanç farklılıklarından dolayı, hangi temel haklarından yoksun bırakıldığını hepimiz çok iyi biliyoruz. Buna karşı sessiz, ilgisiz kalıp, istemediği halde milyonlarca insana zorunlu din dersi verip, sonra birkaç bin öğrencinin başı kapalı okuma hakkı için kıyameti koparmanın, bunu gerçekleştirenlerin kafasında o insanlarla doğrudan ilişkilendirilemeyecek bir anlamı ve öneminin bulunduğu gerçeği tartışma götürmez'' diye konuştu.
Baykal, olayın aslında Türkiye'nin geleceği, devletin niteliğiyle ilgili olduğunu vurgulayarak, ''Bu kavga bugünün kavgası değil, bunun arkasında cumhuriyetin ilanıyla birlikte başlamış olan bir mücadele yatıyor'' şeklinde konuştu.
Toplumun bütün kesimlerinin, birbirine karşı mesafeli, yer yer suçlayıcı bir durumun içine girdiğini iddia eden Baykal, şunları söyledi;
"Ülkeyi yönetmek, insanları birbirine düşürmek değildir. Ülkeyi yönetmek insanların el ele vermesini sağlamak, kaynaştırmak, bütünleştirmektir. Ee ne yapacaksınız? Gerisi geliyor mu? Ne yapacaklarını da bildikleri yok? Yaptıklarından pişman manzara içindeler. Neredeyse 'Anayasa Mahkemesine gönderseler, iptal etse de biz de oh be diye kurtulsak' durumu içindeler. Kanunu çıkaracak mısınız? 'Acaba çıkarmasak olmaz mı, çıkarmasak daha iyi olur' Hukuki durum net değil. 'Biz de getirdik ama pişmanız' böyle manzara içendeler. Ülke böyle yönetilir mi?
İspanya'da hangi coşkuyla girdiler, şimdi süngü düştü. Niye; Türkiye'yi karıştırdı, içinden çıkılamaz hale getirdi. Çıkaracak mısınız kanunu? 'Bilmem ki kanunun anayasaya aykırı olduğunu gördük' Şimdi mi gördün? 'Anayasa değişikliğinin de 2. maddeye aykırı olduğunu biliyorduk. Ama birileri mahkeme, değişikliğin esasına giremez dedi. Biz de o nedenle yaptık' Ülke bu kadar gereksiz yere gerilebilir, keşmekeş, çekişme ortamı üniversiteye dayatılır.''
Baykal, vatandaşların, ''Sıkıntılarımızı anlatın, ama varsa yoksa türban tartışması. Böyle şey olur mu?'' diyerek, feryat ettiğini ileri sürdü.
Baykal, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, çok tedirgin ve telaşlı olduğunu, ağzına yakışmayacak sözlerle bu konuları tartıştığını, asabının bozulduğunu savundu.
Erdoğan'ın ''Çarşafımızı giydik'' dediğini iddia eden Baykal, ''Biz sizi çarşaflı görmek istemiyoruz. Türkiye Cumhuriyeti Başbakanlığına yakışır olgunluk, anlayış içinde anayasa, hukuka ve millete saygılı bir başbakan olarak görmek istiyoruz. Sizi oradan, demokrasi içinde, sandıkta milletin oyuyla uzaklaştırması gerektiğine inanıyoruz. Çabamız buna yöneliktir'' diye konuştu.
AK Parti'nin iktidara gelir gelmez ''Anayasayı yeniden yapacağız'' dediğini ifade eden Baykal, bir anayasayı yeniden yapmanın, mevcut anayasayı yok saymak, iptal etmek anlamına geleceğini belirtti.
Almanya'daki olayın ardından bir haftayı aşkın bir zaman geçmesine rağmen yangının nedeniyle ilgili olarak kamuoyuna hala bir açıklama yapılamamasını üzüntüyle karşıladığını ifade eden Deniz Baykal, ''Bir an önce gerçeğin ortaya konulmasına ihtiyaç var. Gerçek acı verici, utandırıcı, mahcup edici olabilir. Ama ne olursa olsun gerçeği görmek, o gerçekle mücadele edebilmek için şarttır'' dedi.
Geçtiğimiz günlerde Belçika'da yasadışı örgüt mensuplarına yönelik olarak verilen yargı kararına da değinen Baykal, ''Çağdaş dünyada, çağdaş hukuk sistemi içinde, 'Cinayet bizim topraklarımızda işlenmemiştir' denilerek, bir cinayetin takip edilmesi sorumluluğundan sıyrılabilmeyi kabul etmek mümkün mü? Terör karşısında uluslararası dayanışmanın sadece söylemde kaldığına sık sık tanık oluyoruz. Bu da o olaylardan biridir. Maalesef Belçika adaleti, yönetimi bu konuda çok ciddi bir insanlık mahcubiyeti içine girmiştir'' şeklinde konuştu.
Baykal, Türkiye'nin uluslararası platformda bu konuda kararlı bir çalışma yaparak haklarına sahip çıkması gerektiğini bildirerek, ''Türkiye'ye büyük bir haksızlık yapılıyor, büyük bir mağduriyet söz konusu. Bunu açıkça ortaya koymak zorundayız'' dedi.