Başbakanlık Yatırım Ajansı Başkanı İlker Aycı Açıklaması

Başbakanlık Yatırım Destek ve Tanıtım Ajansı (Başbakanlık Yatırım Ajansı) Başkanı M.İlker Aycı; İstanbul'da 50'ye yakın önde gelen Alman şirketinin üst düzey yöneticileri ile bir araya geldi.

Başbakanlık Yatırım Ajansı Başkanı İlker Aycı Açıklaması

Başbakanlık Yatırım Destek ve Tanıtım Ajansı (Başbakanlık Yatırım Ajansı) Başkanı M. İlker Aycı; İstanbul'da 50'ye yakın önde gelen Alman şirketinin üst düzey yöneticileri ile bir araya geldi. Yapılan toplantıda Yeni Teşvik Sisteminin tanıtımını yapan Aycı, Türkiye'deki yatırım ortamından, ekonomik gelişmeler ve Türk özel sektöründen bahsetti.

Almanya'nın en önemli düşünce kuruluşlarından BBUG (Baden Baden Girişimci Konuşmaları) Yönetim Kurulu'nun da temsil edildiği toplantıya; Alman kimya ve

ilaç, otomotiv ana ve yan sanayii, karbonfiber, enerji, demiryolu taşımacılığı, gıda, BT ve finans sektörlerinde faaliyet gösteren 50'ye yakın kuruluşunun üst düzey yöneticileri katıldı. BBUG Yönetim Kurulu ve Danışma Kurulu Üyeleri arasında Merck Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Karl- Ludwig Kley, Bosch İcra Kurulu Başkanı Dr. Franz Fehrenbach, Basf Yönetim Kurulu Başkanı Martin Blessing, Daimler AG Yönetim Kurulu Üyesi Wilfried Porth, Bayer AG CEO'su Dr. Marjin Dekkers, Evonik AG CEO'su Dr. Klaus Engel, Siemens CEO'su Peter Löscher gibi isimler yer alıyor.

1955 yılında kurulduğundan bu yana BBUG Alman ekonomisinin branşlar üstü, en büyük ve en eski Alumni organizasyonu olarak biliniyor. BBUG Almanya'nın dış ekonomik ilişkilerinin geliştirilmesi, deneyimlerin paylaşılmasını sürekli kılan ve kamu yararını gözeten şirketler üstü ve sınırlar ötesi bir anlayışı temsil ediyor.

Başbakanlık Yatırım Ajansı Başkanı M. İlker Aycı, konuşmasında; salonda yer alan üst düzey yöneticilerin toplamda yüzlerce milyar Euro'luk bir büyüklüğü temsil ettiğine dikkat çekerek; Yatırım Ajansı'nın küresel yatırımcılar için bir buluşma noktası olma görevini üstlendiğinin altını çizdi. Almanya'nın Başbakanlık Yatırım Ajansı'nın tüm stratejik planlamasında ayrıcalıklı bir konumda yer aldığını ifade eden Aycı; bu çerçevede, somut iş fırsatlarını konuşmak, ilişkilerimizi derinleştirmek ve Alman şirketlerinin kendilerini ülkemizde daha rahat hissetmelerini sağlamak amacıyla Alman kuruluşları ile üst düzey toplantılar gerçekleştiğini belirtti.

Aycı, Türkiye'nin halen dünyanın en büyük ekonomileri arasında 18. sırada olduğunu ve önümüzdeki on yıl içerisinde zirvedeki 10 ülkeden biri olmayı amaçladığını vurguladı.

Türkiye'nin endüstriyel bir güç ve bölgesel ticaret merkezi olarak Yakın Doğu, Kuzey Afrika, Orta Asya, Balkanlar ve Kafkaslar'ın büyümekte olan ekonomilerine girmek isteyen Alman kuruluşlarına eşsiz imkanlar sunduğunu belirten Aycı, şöyle konuştu: "Türkiye'nin dinamik ekonomisi ve artmakta olan bölgesel gücünden haberdar olan Alman yatırımcılar daha önce Türkiye'ye yatırım yapmış olan en büyük yatırımcılar arasında yer almaktadır. Günümüzde Türkiye'de 5.000'e yakın Alman şirketi bulunmaktadır. Türkiye'de yerleşmiş olan Alman kuruluşlarının Türkiye'nin sağlam ekonomisinden yararlandıkları açıktır. Basf, Bayer, Bosch, BSH, Continental, EnBW, EWE, Fresenius, Henkel, MAN, Mercedes Benz, RWE, Siemens gibi büyük Alman kuruluşları Türkiye'de kendilerine başarılı bir yer edinmişlerdir. İki ülke arasındaki dış ticaret hacmi 2011 yılında yaklaşık 37 milyar ABD dolarını bulmuştur. Alman kuruluşlarının yatırım yaptığı önemli sektörler otomobil yan sanayi, makine ve ekipman, elektronik, enerji, kimya ve ilacın yanı sıra, finans ve bankacılık, sigorta ve emlak gibi hizmet sektörlerini de içermektedir. Özellikle son dönemde, Alman sanayiinin asıl yaratıcı gücünü oluşturan KOBİ'lerin de dev firmaların yanında yerlerini almaya başladıklarını gözlemlemekteyiz."

Türkiye'de halen otomotiv, bilgi ve iletişim teknolojileri, enerji ve özellikle yenilenebilir enerji türleri, demir-çelik ve petrokimya sektörlerinde geniş yatırım fırsatları bulunduğunu anlatan Aycı, şunları söyledi: "Ayrıca, Alman yatırımcılar için çok çeşitli yatırım alanları söz konusudur. Türkiye'deki ulusal ve yerel yetkililer sayısız yatırım fırsatına dikkat çekmektedir ve enerji, savunma, sağlık, ulaşım ve diğer kamuya açık hizmetlere yönelik imkanları

ortaya koymaya hazırdır. Aynı biçimde özelleştirme projelerinde de çeşitli imkanlar söz konusudur. Son sekiz yılda yaklaşık 44 milyar ABD doları tutarında özelleştirme yapılmasına rağmen, altyapı ve kısmen özelleştirilmiş olan enerji üretimi gibi alanlar da halen özelleştirilmeyi beklemektedir. Artmakta olan enerji talebinin önümüzdeki on yılda 100 milyar ABD dolarından fazla yatırımı gerektirdiği göz önüne alındığında enerji kuruluşları için ilgi çekici imkanlar söz konusudur. Türk hükümetinin, İstanbul Finans Merkezi Projesi uluslararası kuruluşlara finansal işlemlerini çeşitli ilerleme olanakları ve nitelikli iş gücü sunan küresel, kozmopolit ve canlı bir ticaret şehrinden yönetme fırsatı tanıyacaktır." - İSTANBUL


6



Reklam