Haber Tarihi: 15 Ocak 2011 Cumartesi Saat 08:44
Cihan Haber Ajansı  [2476593]

Başbakan Erdoğan Sert Çıktı

Erdoğan, Partisinin İl Başkanları Toplantısında Gündemin Öne Çıkan Birçok Başlığına Değindi.

Haber: Başbakan Erdoğan Sert Çıktı

Başbakan Erdoğan partisinin il başkanları toplantısında Almanya başbakanı Merkel'e sert sözlerle seslendi ve 'özür dile' çağrısı yaptı. Erdoğan satır aralarında AB'ye mesaj vermeyi de ihmal etmedi. Başbakan, son günlerdeki alkol, heykel, yargı ve rtük tartışmalarına da değindi. 8 yıldır hangi özgürlüğü kısıtladık? Diye soran Erdoğan'a göre, bu konular seçim öncesi Ak Parti'yi yıpratma kampanyasının birer ürünü…

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, partisinin genel merkezinde düzenlenen genişletilmiş il başkanları toplantısında gündemin öne çıkan birçok başlığına değindi.

Başbakan'ın öncelikli mesajı, Kıbrıs konusundaki açıklamalarını hatırlattığı Almanya Başbakanı Merkel'eydi.

Erdoğan, Almanya Başbakanı Angela Merkel'in Güney Kıbrıs Rum kesiminde Türk tarafını suçlayan açıklamalarından dolayı özür dilemesini beklediklerini söyledi.
Başbakan Erdoğan, Ak Parti İl Başkanları toplantısında yaptığı konuşmada, Merkel'in Kıbrıs meselesine 'Fransız' olduğunu söyledi. Erdoğan, Merkel'den tarih bilgisini gözden geçirmesini ve Türk tarafından özür dilemesini istedi. Erdoğan, şunları söyledi:
"Almanya Başbakanı Sayın Merkel, Güney Kıbrıs Rum Kesimi'ni ziyareti esnasında bazı açıklamalarda bulundu. Sayın Merkel'in açıklamaları Türk tarafını rencide ettiği kadar tarih bilgisinden yoksun ve bizzat Sayın Merkel'in önceki ifadeleri ile aleni şekilde çelişen açıklamalardır. Almanya Başbakanı Kıbrıs meselesine ne kadar Fransız kaldığını bu son açıklamalarla göstermiştir. Almanya Başbakanı'nın Almanya içinde Türkler üzerinden yürüttüğü popülist siyaseti şimdi Kıbrıs'a taşıması özellikle Türkler aleyhine açıklamalarla Rum Kesimi'ne şirin görüşme çabaları son derece manidardır.
Bu tavır ve açıklamalar uzak görüşlü, vizyon sahibi bir lider görüntüsü vermemektedir. Sayın Merkel'in tarih bilgisini gözden geçirmesini ve Ada'da uzlaşma için her türlü fedakarlığı gösteren Türk tarafından özür dilediğimizi beklediğimizi de burada ifade etmek istiyorum.
Birilerinin çıkıp Sayın Merkel'in 'Türkiye Başbakanı'nın sözleri ile tarihi bilgisini test etmeye ihtiyacı yoktur' gibi yaklaşımları hiçbir şey ifade etmez. Söylenen ortadadır, yapılanlar ortadır. Çünkü bu süreci takip eden lider Merkel değildir. Bu sürecin içinde yaşamış bir lider olarak ben kendilerine bir şey söyledim. Eğer halef-selef olduğu Sayın Schröder'e veya onun yazdığı eserini bir okuma zahmetinde bulunursa burada Türklere karşı ne denli ahlaksızca davrandığını o süreci yaşayan lider olarak Schröder ifade ediyor.
Verilen sözlerin nasıl yerine getirilmediğini Sayın Schröder çok açık net ifade ediyor. Ben Katar'da da söyledim. Eğer Sayın Schröder'i şöyle bir kahve içmeye davet ederse süreci kendilerinden çok daha açık ve net öğrenmiş olurlar. Çünkü süreci biz yaşadık Sayın Merkel, sen yaşamadın."


Kıbrıs meselesinde bir sonraki mesajın muhatabı ise Avrupa Birliği'ydi. AB'ye mesajı da netti Erdoğan'ın.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, AB'nin fasılların açılıp açılmaması noktasında ortaya koyduğu tavırla sözünde durmadığını söyledi. Erdoğan, "AB müktesebatı içinde olmayan şeylerle bizi test etmeye çalışıyorlar, bizi siyasi olarak köşeye sıkıştırmaya çalışıyorlar. Yanlış oynuyorsunuz, yanlış aktörlerle farklı muhatabı test etmeye çalışıyorsunuz. Türkiye bu teste gelmez." dedi.
Başbakan Erdoğan, Ak Parti İl Başkanları toplantısında, Kıbrıs meselesinde AB'nin tavırlarına yönelik eleştirisini sürdürdü.
Başbakan Erdoğan, "O süreçte Davos'ta Kofi Annan'a 'gel süreci başlatalım, Türkler olarak biz her zaman Rumların bir adım önünde olacağız' diyen biziz ve 'kazan kazan esasına göre süreci başlatalım' dedik. O zamanlar 'vin vin' esası literatüre girdi. 'Bu esasa göre bunu yapalım' dedik. Ne oldu? Referandum; karar Burgen Sitong'dan çıkıyor. Bu karar çıkarken Rum tarafı Karamanlis ve Papadopulos 'erteleyelim bunu' dediler. Sayın Annan bana döndü, 'Ne dersin' dedi. Ben 'Davos'ta verdiğim sözün arkasındayım. Biz her zaman bir adım önde olacağız. Bunu geciktirmekten yana değiliz. Buradan bu kararı çıkartalım' dedik. ve Sayın Annan, o zaman 'burada anlaşmayı imzalayacağız' dediler. İmzaladık.
ve çok daha enteresan bir şey var. Askerlerin çekilmesi vs hepsi o planda vardır. Türk ve Yunan askeri sayı itibariyle nereye kadar çekilecek, hepsi o anlaşmada var. Ne oldu? Onlar geri adım attılar, Sayın Annan dedi ki 'Bugün bunu burada bitireceğiz'. ve imzalar atıldı. Referanduma gidildi. Türk tarafı yüzde 65 'evet' dedi; Rum tarafı yüzde 75 'hayır' dedi."
"SÖZÜNDE DURAN Türkler, ÖDÜL ALAN RUMLAR"
Başbakan Erdoğan, şöyle devam etti:
"Sözünde duran kim, Türkler; sözünün arkasında durmayan kim Rumlar; ödülü alan kim Rumlar; hala Avrupa Birliği sözünde durmuyor, Türklere verdiğinin arkasında değil.
ve 26 Nisan 2004'te AB'nin Kuzey Kıbrıs'a yönelik verdiği söz var. O sözü de yerine getirmediler. ve çok enteresandır, hala Annan'ın raporu açıklanmamıştı, sümenaltındadır. Niye açıklanmıyor? Çünkü Rumlara fatura keseceği için açıklanmıyor. Bu noktada AB sorumludur, BM sorumludur; bunu açıklamamaları sebebiyle..."
"1 GRAM VERMEYİZ, BUNU BİLECEKSİNİZ"
Başbakan Erdoğan, "ve hala suçlu aranıyor; hala 'Türkler versin, Türkiye versin'. Kusura bakmayın! Bütün olumlu yaklaşım Türklerden gelmiştir, biz garantör ülke olarak görevimizi yaptık, ve Kuzey Kıbrıslı Türk soydaşlarımız da ellerinden geleni yaptılar. Ama bizden eğer kalkıp da bu noktada hiçbir zaman anlaşmalar çerçevesinde olmayacak şeyler istenirse burada hiçbir zaman bunu bulamayacaksınız. Biz size Kuzey Kıbrıs'tan bu noktada 1 gram bulamasınız, vermeyiz. Bunu bileceksiniz." dedi.
"YANLIŞ AKTÖRLERLE FARKLI BİR MUHATABI TEST ETMEYE ÇALIŞIYORSUNUZ"
Başbakan Erdoğan, şunları ifade etti:
"Yani 'AB'ye Türkiye'yi alalım, bunun karşılığında Kuzey Kıbrıs'tan şunları koparırız' bunu bekliyorsanız Kusura bakmayın bunu da alamasınız. Çünkü biz her zaman söyledik, Kıbrıs olayını siyasi istismar konusu yapmayız, yaptırmayız dedik. Bunu her zaman söyledik. Ama ne yazık ki AB şu anda fasılların açılıp kapanmaması noktasında ortaya koyduğu tavırla burada da sözünde durmamıştır. AB muktesebatı içinde olmayan şeylerle bizi test etmeye çalışıyorlar ve bizi siyasi olarak köşeye sıkıştırmaya çalışıyorlar. Yanlış oynuyorsunuz, yanlış aktörlerle farklı bir muhatabı test etmeye çalışıyorsunuz. Türkiye bu teste gelmez."

Erdoğan sözü son günlerde yaşanan alkol konusundaki düzenlemeler, heykel tartışması, yargının verdiği kararlar ve rtük uygulamalarına getirdi, bu tartışmaların birer kampanya olduğuna işaret etti.

Erdoğan, kürsüden sordu…"Birileri, ısrarla ve inatla bize gizli niyetler, gizli hedefler, gizli ajandalar izafe ediyor. Sevgili milletime sesleniyorum; 8 yıldır hangi özgürlüğü kısıtladık?"

Başbakan Erdoğan, Ak Parti Genel Merkezinde düzenlenen Genişletilmiş İl Başkanları toplantısındaki konuşmasında, 8 yıldır bu noktadaki samimiyetlerinin test edildiğini belirtti. Erdoğan, şöyle devam etti:
'8 yıldır, en küçük, en marjinal hadiseler büyütülerek adeta bir rejim meselesine dönüştürülüyor. Birileri, ısrarla ve inatla bize gizli niyetler, gizli hedefler, gizli ajandalar izafe ediyor. Soruyorum değerli arkadaşlarım, sevgili milletime sesleniyorum; 8 yıldır hangi özgürlüğü kısıtladık? Özgürlük alanlarını genişletmekten başka. 8 yıldır kimin yaşam tarzına müdahale ettik? Kimin yaşamına, giyimine kuşamına müdahale ettik? Herkes istediği gibi giyiniyor, istediği gibi eğleniyor, istediği gibi içiyor, hangisine dedik ki, sen ne kadar viski içiyorsun, şarap içiyorsun, ne kadar bira tüketiyorsun? Böyle bir derdimiz oldu mu? Aksırıncaya tıksırıncaya kadar içiyorlar... Affedersiniz, trafik polisleri, trafik kazalarında yakaladıkları kimler, bu kazalarda yakaladıkları kimler? Her tür var, onları da yakalamasınlar mı? Kazayı yaptıkları halde, bunlara karşı herhangi bir şey ödetmesinler mi? Bunların yaptıklarını ölümle mi, yaralanmayla mı ödeyeceğiz?'
'8 yıldır biz yaşam tarzlarına yönelik olarak neyi yasakladık?' diye soran Başbakan Erdoğan, 'Ak Parti iktidarı baskı uyguluyor, yasaklıyor, sindiriyor, diyorlar. Mahalle baskısı diyorlar... Allah aşkına, şu Ak Parti iktidarına, hükümete, bakanlara, ailelerimize atılan iftiralar, hakaretler, ithamlar bugüne kadar hangi partiye, hangi siyasetçiye bu boyutta yapılmıştır?" dedi.
"SEVSİNLER SENİ"
Başbakan Erdoğan, "Sen, bu ülkenin hükümetine, bakanlarına, milletvekillerine, sokak ağzıyla en ağır hakareti yapan, bunu da köşesinde yazacak kadar ileri giden kişiye partinin rozetini takacaksın, ondan sonra da çıkıp, bu ülkede özgürlük yok diyeceksin. Ondan sonra nezaketten, edepten, terbiyeden bahsedeceksin... Yandaş medya diyeceksin, candaş medyanın bütün mensuplarını partine davet edeceksin, partinden şu anda aday yapmaya hazırlanacaksın. Sevsinler seni... Bunu kimse yutmaz. Sen, kendisini yolsuzlukla itham ettiğin, yargılanması için imza attığın kişiyi İstanbul gibi bir ile il başkanı yapacaksın, ondan sonra çıkıp namuslu insanları yolsuzlukla itham etmeye devam edeceksin. Bu nasıl iştir?'
"rtük YASASI CHP DÖNEMİNDE ÇIKARILMIŞ"
CHP Genel Başkanı'nın rtük Kanunu'nu diline doladığını, buradan kendilerine en ağır hakaretleri, en ağır ithamları savurduğunu ifade eden Başbakan Erdoğan, şöyle devam etti:
'İnsan kimi neyle itham ettiğini önceden bir incelemez mi, bakmaz mı? İnsan neyi eleştirdiğinden bu denli habersiz olabilir mi, bu kadar mı bilgisiz olur? 1994 yılında rtük yasası, dikkatinizi çekiyorum, CHP'nin iktidar olduğu dönemde çıkarılmış. O yasanın 25. maddesine de gerektiğinde başbakan ve bakanlara yayınları durdurma yetkisi verilmiş. Yani başbakan ve bakanlara bu yetkiyi zaten bizzat CHP 1994'te sağlamış.
Şimdiki CHP Genel Başkanı bunu bilmiyor, bundan haberi yok. Belli ki kimse de kendisini uyarmamış... Şimdi çıkıyor, kendilerinin çıkardığı yasadan bizi sorumlu tutuyor, bize hakaret ediyor. Yüzün kızarması edeptendir. Atalarımız güzel söylemiş 'utanmak edeptendir'. Maalesef yüzlerin kızarmadığı, edebin rafa kaldırıldığı bir muhalefetle karşı karşıyayız. ve artık sadece siyasi muhalefet değil sivil muhalefetin de edebi, terbiyeyi, uslüp ve erkanı terk ettiği bir süreçten geçiyoruz."

10/10 (11 kişi)
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12