Başbakan
Recep Tayyip Erdoğan, Anayasa Mahkemesi'nin bir an önce 10. ve 42. maddelerle ilgili kararının gerekçesini açıklamasını istedi. Türkiye'nin teammüllerle idare edilemeyeceğini bilerten Başbakan, "Anayasa'nın 153. maddesine göre iptal kararları gerekçesi yazılmadan açıklanamaz. Bunu Tayyip Erdoğan söylemiyor, Anayasa söylüyor" dedi.
Erdoğan, AK Parti grup toplantısında yaptığı konuşmada, CHP'nin inatla yasama ve yargı erkleri arasında çatışma çıkarma gayretlerinin bu noktaya gelmesini sağladığını söyledi. Erdoğan, "Sadece yasama ve yürütmenin yanlış yapabileceği düşünülen, sadece yasama ve yürütmenin eleştirilebildiği bir sisteme demokrasi demek mümkün mü ? Bunu soruyorum. Demokratik sistemlerde denetim dışı bir güç olmaz. Yasamanın faaliyeti de yürütmenin karar ve işlemleri de denetime tabi olacaktır. Biz bunun aksini savunmuyoruz. Zira demokratik rejimler hesap verebilirlik, şeffaflık, açıklık rejimleridir. Bizimki gibi parlamenter demokrasilerde kuvvetler ayrılığı esastır. Bütün erklerin yetki ve sorumlulukları açıkça anayasada belirtilmiştir. Hiç bir kurum kendisini anayasanın üstünde göremez. Hiç bir kurum kendisine diğer kuvvetlerin üzerinde bir güç vehmedemez. Demokratik hukuk sistemimizde kaynağını anayasadan ve yasalardan almayan hiç bir yetki kullanılamaz. Kuvvetler ayrığılı ilkesine dayanan parlamenter demokrasimizin sağlıklı çalışması, erklerin ahenk içinde anayasada belirlenen görev ve yetkilerine riyaet etmekle mümkündür. Erkler arasında yetki aşımı söz konusu olmamalıdır. Hukuk sistemimiz göz göre göre anayasa yetki karmaşasına sürüklenirse bundan herkes zararlı çıkar. Anayasal kurumlarımızı tartışmaya açacak davranışlardan herkes kaçınmalıdır" dedi.
"BİR AN ÖNCE KARARIN GEREKÇELERİNİ AÇIKLAYIN"
Anayasal kurumları tartışmaya açmadan herkesin kaçınmasını isteyen Erdoğan, "Türkiye'yi derhal yetki çatışması ortamından hep birlikte çıkarmalıyız. Anayasa Mahkemesi de bir an önce 10. ve 42. maddelerle ilgili kararı noktasında bunu bilimsel olarak bize izah etmelidir. Türkiye teammüllerle idare edilemez. Anayasa'nın 153. maddesine göre iptal kararları gerekçesi yazılmadan açıklanamaz. Bunu Tayyip Erdoğan söylemiyor, Anayasa söylüyor. Şimdi bu da tartışılıyor. Tartışılmak durumunda. Niçin gerekçeler olmadan karar açıklanır. Vatandaş soruyor. 'Neden acaba bunun altında ne var, ne bekleniyor ?' Bu ülkeye zaman kaybediliyor. Gerekçesini görmek istiyor. Bu kararın hangi anayasal gerekçelere dayandırıldığı kamuoyumuzun aydınlatılmaya ve tatmin edilmeye ihtiyacı var. O zaman neydi aceleniz. Gerekçeleri ile açıklansaydı. Anayasa bunu düşünerek bu kararı buraya koydu. Anayasanın 148. maddesinde açıkça yapılamayacağı yazılı olduğu halde hangi gerekçeyle anayasa değişikliğinin esastan görüşerek esasa bağlandığı hususu mutlaka açıklığa kavuşturulmalı" diye konuştu.
"FİSKOSLARLA BU ÜLKE YÖNETİLMEZ"
Tüm siyasi partilerin, sağ duyu ve sorumluluk içinde gereken değerlendirmeyi yapmasını isteyen Erdoğan, "Afedersiniz, yazılı ve görsel medyanın fiskos gazetelerinden, kulislerden duyduğumuz şeylerle bu ülkeyi yönetebilir miyiz ? Gazeteler ordan burdan duydukları ile yazıyor. Beyler ülke yönetiyoruz ülke. Millet yönetiyoruz millet" diye konuştu.
Erdoğan'ın bu sözleri üzerine AK Partili milletvekillerinin tamamı ayağı kalkarak alkışladı. Milletvekilleri, "Bu millet seninle gurur duyuyor" şeklinde slogan attı.
"HERKES ELEŞTİRİLEBİLİR"
Başbakan Erdoğan, meselenin ne iktidar ne de muhalefet meselesi olduğuna işaret ederek, şöyle dedi: "Ne şu ne de bu partinin meselesidir. Anayasamızda TBMM'ye verilen yasama yetkisinin korunması Anayasa'nın korunması meselesidir. Yasam faaliyetlerinin yasaya uyumlu oludğunu denetleyen mahkemenin de meselesidir. Demokrasiler açıklık rejimleridir. Açık olmak zorundayız. Yasama, yürütme denetime tabi. Hem milletin hem de yargısal denetime tabi. Yasama ve yürütme en ağır eleştirilere hedef oluyor. Her kurum, kararlarından sorumludur. Bunun dışındaki dikta rejimlerinde mümkündür. Bütün kişi ve kurumlar hukukun üstünlüğüne bağlı olmak zorunda. Mesele anayasa, hepimiz için bağlayıcı mı değil mi ? Özellikle ilkeler çerçevesinde herkesten önce yargı mensuplarının görevidir. Hukuk herkesin güvencesi olmak zorunda.
Milletimizin iradesinde karşılık bulmayan her konu tartışmalı konudur. Anayasa Mahkemesi gibi bir kurumu tartışmalı hale getirmekten, imajını zedelemekten özellikle uzak durmalıyız. Sadece biz özen göstermemeliyiz. Herkes özen göstermeli. En yüksek duyarlılığı göstermeliyiz. Aksi halde tüm halkımız bundan zarar görür.
Cumhuriyetimizin hiç bir niteliği anayasada hiç bir madde diğerinden önemli değil. Anayasadaki bazı maddeleri gözardı edersek en büyük kötülüğü ülkemize, milletimize yapmış oluruz. Sistemi sağlıklı şekilde işletmek zorundayız. Yasama da yargı da bu ülke için. Yasama ve yargının yıpratılmasını önlemeliyiz."