Babasının Bebekken Ölmesi İçin HIV Enjekte Ettiği Genç Yıllar Sonra Hesap Soruyor

Babası tarafından daha bebekken ölmesi için HIV virüsü enjekte edilen çocuk, 24 yaşında babasından yargı önünde hesap soruyor.

Babasının Bebekken Ölmesi İçin HIV Enjekte Ettiği Genç Yıllar Sonra Hesap Soruyor

Brryan Jackson isimli gence babası bebekken ölmesi için HIV virüsü enjekte etti. Brryan Jackson şuan 24 yaşında ve babasının enjekte ettiği HIV vürüsüne rağmen hayatta kalmayı başardı.

SORUŞTURMA SAYESİNDE AÇIĞA ÇIKTI

Jackson'a babasının HIV virüsü bulaştırıdığı Jackson'da HIV virüsü tespit edildiği dönemde başlatılan soruşturma ve babasının Jackson'ın annesi ve yakın çevresine yaptığı açıklamayla ortaya çıktı. İngiliz yayın kuruluşu Jackson'ın yaşadığı dramı duygusal bir dille takipçilerine duyurdu.

İşte BBC'nin dram dolu bir aile faciasını konu aldığı haber:

Babası, Brryan Jackson'a bebekken, ölsün diye iğneyle HIV'li kan enjekte ederken, herhalde 24 yıl sonra, hâlâ sapasağlam olan oğluyla mahkemede karşı karşıya geleceğini düşünememişti. Missouri Ceza ve İnfaz Dairesi'nde öğle tatili. Brryan Jackson bekleme odasından ziller ve ağır metal kapıların açılış kapanış sesleriyle, duvarları beyaz sade mahkeme salonuna götürülürken gergin görünüyor.

PARMAKLIKLAR ARKASINDA TUTULMASINI BEKLEDİ

Salonun diğer ucunda beyaz cezaevi üniformasıyla bir adam onu bekliyor. Bebekliğinden beri hiç görmediği bu adam Bryan Stewart; Brryan Jackson'ın babası. Jackson babasının tahliye edilip edilemeyeceğine karar verecek olan Cezaevi Paneli karşısında söyleyeceklerinin, babasını mümkün olduğunca uzun yıllar demir parmaklıklar arkasında tutmasını umuyor.

AIDS TANISIYLA HASTANEDEN EVE "ÖLMEYE" YOLLANDI

1992 yılında en ileri aşamasına gelmiş AIDS tanısıyla hastaneden eve "ölmeye" yollandığında kendisi de dahil hiç kimse, hayatın onu bu noktaya getireceğini kestiremezdi. Elinde sıkı sıkıya tuttuğu tek sayfalık yazılı ifadeyle, babasından beş iskemle ötedeki annesinin yanına oturdu. "Önüme bakmaya çalışıyordum. Onunla gözgöze gelmek istemedim" diyor.

"VESİKALIK RESİMDEN TANIDIM AMA HİÇ BİR BAĞ HİSSETMEDİM"

Ama yine de gözünün ucuyla bir an babasının yüzünü yakalamış. "Onu vesikalık resminden tanıdım ama hiç bir bağ hissetmedim" diyor. Jackson, mağdur olarak ifadesini okumaya davet ettiğinde bir tereddüt yaşıyor. Ama derin bir nefes alıp, karşısındaki heyete bakarak hikayesini anlatmaya başlıyor.

ASKERİ KAMPTA TANIŞMA

Herşey ikisi de askeri sağlıkçı olan annesi ve babasının Missouri'deki bir askeri eğitim kampında tanışmalarıyla başlamış. Beş ay sonra, 1991 yılı ortalarında annesi hamile kaldığında aynı evde yaşamaya başlamışlar. "Ben doğduğumda babam önce gerçekten çok heyecanlanmış fakat Çöl Fırtınası harekatı için Ortadoğu'ya gönderilip geldikten sonra herşey değişti. Suudi Arabistan'dan döndüğünde bana karşı tavrı tamamen değişmişti" diyor.

DNA TESTİ YAPILMASINI İSTEDİ

Stewart, önce Jackson'ın kendi çocuğu olmadığını söylemeye başlamış ve DNA testi yapılmasını istemiş. Bu süreç içinde Jackson'ın annesine hakarete ve kötü muameleye de başvurmuş. Sonunda annesi dayanamayıp babasını terketmiş ama bu sefer de nafaka mücadelesi başlamış. Stewart nafaka ödemek istemiyormuş.

"ÇOCUĞUN BEŞ YAŞINI GEÇMEDEN ÖLECEK"

Jackson bu kavgalar sırasında babasının "Çocuğun beş yaşını geçemeden ölecek. Seni terkettiğimde geride hiç bir bağ bırakmayacağım" gibi tehditkar sözler sarfettiğini anlatıyor. Bu sıralarda Jackson'ın babası bir laboratuarda iş bulmuş. Kan testlerinden sorumlu olarak çalışırken, HIV virüslü kan örneklerini eve götürüp orada depolamaya başladığı, daha sonra yapılan soruşturmada ortaya çıkmış.

TELEFONA SARILIP OĞLUNUN BABASINI ARADI

Jackson, babasının iş arkadaşlarıyla "Birisine virüs versem, başlarına ne geldiğini hiç bir zaman anlayamazlar" diye şakalaştığını da anlatıyor. 11 aylık olduğunda babası ve annesinin bütün bağlantısı kesilmiş. Fakat Brryan astım krizi geçirip hastaneye kaldırıldığında annesi, haber vermek için telefona sarılıp babasını aramış.

"NAFAKA ÖDEMEMEK İÇİN ÖLMEMİ İSTİYORDU"

"Annem, hastalandığımı bilmek isteyeceğini düşünmüştü. Fakat aradığında arkadaşları ona 'Bryan Stewart'ın çocuğu yok ki' demişler" diyor. Jackson hastaneden taburcu olacağı gün Stewart beklenmedik bir şekilde ortaya çıkmış. Annesini kafeteryaya gönderip oğluyla yalnız kalmayı başarmış ve yanında getirdiği bir ampul HIV'li kanı oğluna enjekte etmiş. Jackson, "Nafaka ödememek için ölmemi istiyordu" diyor.

TABURCU EDİP EVE YOLLAMIŞLAR

Annesi kafeteryadan döndüğünde Jackson'ı babasının kucağında çığlık çığlığa haykırırken bulmuş. Baba Stewart'ın enjekte ettiği kan sadece HIV taşımakla kalmayıp aynı zamanda Jackson'ın kanıyla uyuşmayan bir kan grubundan olduğundan çocuk o an krize girmiş. Ne olduğunu anlamayan doktorlar çeşitli müdahalelerle Jackson'ın değerlerini normale döndürmeyi başarmışlar ve virüslü kandan haberdar olmadıkları için onu taburcu edip eve yollamışlar.

"ANNE NE OLUR BIRAKMA BENİ, ÖLMEYEYİM"

Ama olayı izleyen bir kaç hafta içinde, annesi Jackson'ın giderek kötüleştiğini farketmeye başlamış. Dört yıl boyunca teşhis için Jackson doktor doktor gezdirilmiş ve bu süre içinde durumu hep kötüye gitmiş. Jackson çocuk olmasına rağmen ölüm korkusuna kapıldığını gece yarıları "Anne ne olur bırakma beni, ölmeyeyim" diye haykırarak uykusundan uyandığını hatırlıyor.

HIV TESTİ OLMAYA ÇAĞIRMIŞ

Hastalığının ne olduğunu anlamak için yapılan hiç bir testten sonuç alınamadığı bir sırada, doktoru, gördüğü bir kabus üzerine Jackson'ı bir daha hastaneye, bu kez HIV testi olmaya çağırmış. Test sonuçları geri geldiğinde Jackson'ın en ileri aşamada AIDS ve HIV kaynaklı üç yan enfeksiyondan etkilendiği ortaya çıkmış. Doktorlar yaşama şansı olmadığına karar vermişler.

"ÇOCUKLUĞUMU YAŞAMAMI SÖYLEMİŞ"

İlaç tedavisini sürdürmelerine rağmen "Anneme beş ay kadar yaşayacağımı söyleyip bu zaman içinde mümkün olduğunca çocukluğumu yaşamamı söylemişler" diyor Jackson. Gün gün yaşamını sürdürdüğünü anlatıyor. Bir gün iyiyse bir gün hastaneye kaldırılarak. Aldığı ilaçların yan etkisi sonucu kısmi sağırlık olmuş.

"OKULDA DIŞLANMIŞ"

Fakat doktorların tahminleri yanlış çıkmış ve AIDS'li bir çok çocuğun aksine Jackson yaşamaya ve iyileşmeye devam etmiş. Okula gidebilir hale geldiğinde hastalığından dolayı karşılaştığı önyargılar ve dışlanma çok ağır olmuş. Yaşıtları ona yaklaşmaya hep korkmuşlar, alay etmiş, dışlamışlar. 10 yaşına geldiğinde babasının işlediği suçu anlamaya başlamış fakat bu suçun korkunçluğunun ayırdına varması için bir kaç yıl daha geçmesi gerekmiş.

"O YILLARIN HEPSİNDEN SORUMLU"

"Başta öfke ve kin hissettim. Filmlerde hep babalar oğullarıyla gurur duyuyordu. Nasıl olup da benim babamın bunu yapabildiğini bir türlü anlayamıyordum" diyor. "Sadece beni öldürmeye çalışmak değil suçu. Karşılaştığım bütün dışlanma, hastanede geçirdiğim bütün o yıllar hepsinden sorumlu" diye sürdürüyor.

ANNESİNİN SOYADINI BENİMSEDİ

Aslında doğduğunda babasıyla aynı olan Bryan Stewart Jr. adını, ilk ismine bir "r" ekleyerek Brryan yapmış ve annesinin soyadı olan Jackson'ı benimseyerek, babasıyla isim bağını da kesmek istemiş. Bunun kendi kimliğini korumakta ona güç verdiğini söylüyor. Mağdur olarak verdiği ifadeden sonra Temmuz ayında babasının beş yıl daha tahliye edilmemesine karar verildiği kendisine bildirilmiş.

YALAN SÖYLEDİĞİNİ İDDİA EDİYOR

Babası ise kendisini, Suudi Arabistan'da görevden döndüğü sırada Travma Sonrası Stres Bozukluğu çektiğini bu yüzden böyle davrandığını söyleyerek savunuyor. Ama Jackson babasının hiç bir zaman savaşa girmediğini geride sağlıkçılık yaptığını söyleyerek bu savunmayı reddediyor. Jackson hala AIDS hastası, ama hastalığı tamamen kontrol altında ve kendisini çok güçlü hissediyor.


sponsored ads
sponsored ads
sponsored ads