Aziz Yıldırım'dan 'Aklanma' Kararı

Yüksek Divan Kurulu Temmuz ayı olağan toplantısında konuşan Yıldırım, Şike davasını değerlendirdi.

Aziz Yıldırım'dan 'Aklanma' Kararı

Fenerbahçe Kulübü Yüksek Divan Kurulu Temmuz ayı olağan toplantısı başladı. Toplantıya katılan Başkan Aziz Yıldırım, tüm üyeler tarafından ayakta alkışlanarak karşılandı. Fenerbahçe Faruk Ilgaz Sosyal Tesisleri'nde yapılan toplantıda Başkan Aziz Yıldırım bir konuşma yaptı. Konuşmasının uzun bir bölümünü 6 yıl 3 ay ceza aldığı Şike davasına ayıran Aziz Yıldırım, bu dava ile yalanın ve adaletsizliğin ortaya çıktığını belirtti.

3 TEMMUZ'UN AMACI TÜRK SPORUNU ELE GEÇİRMEK

Kamuoyu şunu iyi bilmelidir 3 Temmuz bir tarih değil bir zihniyettir. Bir başlangıç değil bir sonuçtur. diyen Aziz Yıldırım, Güçlerini nereden aldıkları belli olmayan kendinden menkul kişilerle bu operasyonun başlatılması hayli zaman almıştır. Bu düşünceyi hayata getirmek isteyenlerin Kasım 2010'lardan başlayan ve bizleri Giresun 'da faaliyet gösteren bir örgüte bağlamak isteyenlerin amaçları bellidir. Onlar için doğru zaman Fenerbahçe'nin şampiyon olduğu senedir. 3 Temmuz'un amacı, Fenerbahçe üzerinden Türk sporunu ele geçirmektir. Aziz Yıldırım hakkında dinleme kararı alınmasını gerekçe gösteren 3 dinleme ise tam anlamıyla trajededir. Mahmut Özgener ile yaptığım telefon görüşmelerini şike konuşması diye gösterdiler. 3 Temmuz örgütlü bir zihniyettir. Bizim silahlı suç örgütü olmadığımızı bilen Galatasaraylı yetkili savcı da biliyordu. Bizim birlikte maç seyrettiğimiz insanların bizi dinlemeleri ve bizi ahlaksızlıkla suçlamaları bizleri çok üzmüştür. Ben onlara ahlaksız diyorum. Şike suçlamasına bizi dahil etmek istediler. diye konuştu.

SAVCI BERK'İN SÖZLERİ DURUMUN ÖZETİDİR

6222 sayılı yasaya da değinen Yıldırım, Biz kanun çıktıktan sonra kanunu gördük. Beni ve Fenerbahçe'yi değersizleştirmek için yasa tasarlandı.6222 yasa ile ilgili ne benim ne de Şekip Mosturoğlu'nun bir dahili yoktur. Yasanın kimler tarafından yapıldığı ve gizli toplantılar ile yapıldığı açıkça bellidir. Fenerbahçe'nin şampiyon olmasının ardından süreç başlatılmış ve Savcı Berk'in şampiyon olmasaydınız bu davayı açmayacaktım açıklaması da bu durumun özetidir. Galatasaray'ın 1 milyon dolar ve Beşiktaş 'ın yönetici ve teknik direktörü hakkında hemen karar verilirken bizim için süreç daha uzun süre işledi. dedi.

BAŞBAKANA ŞUKRANLARIMI SUNUYORUM

Savcı Mehmet Berk'in görevden alınmasının ardından yapılan haberlerin %90'ının yalan olduğu' yönündeki açıklamasının timsah gözyaşları olduğunu belirten Aziz Yıldırım, Kıbrıs'a kaçacağımı yazan var. Benim mezarım belli bunu yazan şerefsiz nereye kaçacak ben de merak ediyorum.Türk polisi çok çalışıyor. 4 Fenerbahçeli yemek yiyor, Buca maçında şike var diyorlar. Ama sonra iddianameye girmiyor. Başta Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere bu duruşa destek veren Kemal Kılıçdaroğu ve Devlet Bahçeli 'ye şükranlarımı sunuyorum. Etik Kurulu ve TFF yetkilerinin kaldığı otellere eşlerini de alarak gidenlerin, şimdi de UEFA ve FIFA 'ya bizi şikayet etmeleri bilinen bir gerçektir. Hiç kimse unutmamalıdır ki sabrımız sınırlı değildir. ifadelerini kullandı.

SAVCI BERK 'ADAM ALMANIN' HUKUK İLE İLGİLİ OLMADIĞINI GÖSTERDİ

Bu yapılanları asla unutmayacaklarını belirten Aziz Yıldırım, konuşmasında şike soruşturmasının savcısı Mehmet Berk'in yazar Ertuğrul Özkök'e yaptığı açıklamalara da değindi. Savcı Berk'in görevdeyken bu açıklamaları yapmadıklarını ifade eden Yıldırım, Özkök'e yaptığı açıklamada 'Ben cemaatçi değilim, olsaydım Ali Koç'u da almaz mıydım diyerek 'adam almanın' hukuk ile ilgili olmadığını göstermiştir.- 'Yasa çıkmasaydı Aziz Yıldırım'ın ifadesini alıp bırakırdık. 3-4 ay içinde bitecek zannettik biz de süreci tahmin edemedik' diyerek başka bir kanıtı da ortaya koymuştur. diye konuştu.

YARGITAY'DAN KARAR ÇIKANA KADAR HAVUZDAN AYRILACAĞIZ

Şike davasının görüldüğü mahkemenin tüm taleplerini reddettiğine dikkat çeken Yıldırım, Aziz Yıldırım yaşadığı sürece kirli eller Fenerbahçe'ye uzanamayacaktır. Hesap verecekler ve sonuçlarına katlanacaklar.Trabzonspor ve Galatasaray her süreçte bize bel altdı vurmak istediler. Biz şerefsiz değiliz, biz şike yapmadık. Yargıtay'dan karar çıkana kadar havuzdan ayrılacağız. Şahıslarla kulüp ayrılamaz. Ben şike yapmışsam kulüpte yapmıştır. Ben Fenerbahçe'(nin çoçuğum. Girer çıkaram, yatarım. Hiç sorun değil. Siyaset ile ilgim yok. Bu kulübü siyasetin içine sokmadım, sokmam da. Siyasetin içinde olmayacağım bunu da bilin. Türkiye Cumhuriyeti polisi aynı zamanda Fenerbahçe Cumhuriyeti'nin de polisin. Polis görevini yapmalıdır. Fenerbehçe bir Kuvay-i Milliye'dir. Bir ruhtur. dedi.

AMAÇ BİZİ EZMEK

Başbakanın Trabzonspor tarafından tehdit edildiğini belirten Yıldırım, Sonuçta bir iki milletvekili daha az çıkacak. Adam tehdit ediyor ya. Savcıya şikayet ediyoruz inceleyin diye. Savcı dava açmıyor. Mehmet Berk' te dosya. Çekti gitti Küçükçekmece'ye. Başka bir şey olsa, bizimle ilgili olsa açarsınız. Amaç bizi ezmek. Her yerde Fenerbahçe'nin haklarını savunduk. Bundan sonra daha çok savunacağız. Biz haklıyız. Şike ile ilgili hiçbir şey yok. Ergenekon'a da bağlayamıyorlar. Ondan da vazgeçtiler galiba. Bir şey bulabilirlerse bilmem. Herşey olabilir burası Türkiye. Ama ben korkmuyorum. Bizler birgün daha Fenerbahçeli olmak için hayata bağlanırız. Gerekirse o birgün için de hayatı gözden çıkarırız. ifadelerini kullandı.

AZİZ YILDIRIM'IN YAPTIĞI KONUŞMANIN TAM METNİ ŞÖYLE

Bugün, burada sizlerle birlikte olmaktan dolayı duyduğum mutluluk ve hissettiklerimin tarifi imkansızdır. Zor ama çok zor günlerden geçtik. Fenerbahçe camiası olarak yalanı, adaletsizliği, ihaneti, zulmü, hepsini gördük. Ancak sizlerin sayesinde yalnızlığı hiç yaşamadık. Bu süreçte hep ama hep birlikteydik. Bu nedenle; hepinize sevgi ve şükranlarımı sunuyorum. Bu camianın Başkanı ve Fenerbahçe'nin evladı olmaktan gurur duyuyorum. ve Büyük Fenerbahçe Camiasının önünde saygıyla eğiliyorum...

Bugün, burada yapılacak tüm konuşma ve açıklamalar, bize karşı yapılan suçlamaların yalan ve yanlışlığını, gelecek kuşaklara aktarması ve tarihe tanıklık etmesi anlamında büyük önem taşımaktadır. Bizler, gerçekleri ortaya çıkarmalı ve bu gerçekleri gelecek kuşaklara aktarmalıyız ki Fenerbahçe Türkiye Cumhuriyeti'nin kendisidir gerçeği tüm nesillerin zihinlerine çıkmamak üzere kazınsın... ve yaşanılan süreçte; kararlılığın, bağımsızlığın, en önemlisi Cumhuriyet'in timsali olduğunu, tarihe şerh düşen bu büyük camianın şanlı mücadelesi, herkese ders olsun.

Cumhuriyet yıkılmadan yıkılmayacağımızı, canımızı vermeden teslim alınamayacağımızı ve son sözümüz alınmadan hakkımızda kalem kırılamayacağını anlamayanlara buradan selam olsun... Kamuoyu şunu iyi bilmelidir; Fenerbahçe Spor Kulübü ve Aziz Yıldırım'a düzenlenen operasyonun başlangıcını 3 Temmuz olarak görmek tarihi bir hatadır. 3 Temmuz, bir tarih değil bir zihniyettir. Bir başlangıç değil bir sonuçtur. Türkiye Futbol Federasyonlarının karanlık dehlizlerinde, Denizli'de, Trabzon'da, Ali Sami Yen'de çok önceleri başlayan ve başlatılan 3 Temmuz zihniyeti, 2011 yılında uygun kişiler eliyle hayata geçirilmiştir. Öykü budur. Güçlerini nereden aldıkları belli olmayan, kendinden menkul kişiler ile Devlet yetki ve sorumluluklarını suiistimal eden bazı kamu görevlilerinin temini ve bunların önderliğinde bu operasyonun başlatılabilmesi bir hayli zaman almıştır. Hepsi budur. ve onlar için doğru zaman Fenerbahçe'nin Şampiyon olduğu zamandır. Herkesin bilmesi gereklidir ki; 3 Temmuz zihniyetinin ve operasyonunun amacı, Fenerbahçe Spor Kulübü üzerinden Türk Sporunu ele geçirmek ve kendilerince bunun önündeki tek engel olarak gördükleri Aziz Yıldırım'ı tasfiye ederek, kamuoyu önünde itibarsızlaştırmaktır. Aslında hedeflenen amacın çıkış noktası şike değildir. Amaç; bizleri Ergenekon, Balyoz yada herhangi bir silahlı suç örgütüne monte ederek toplum ve kamuoyu vicdanında, TC Devlet ve Hükümeti'ne karşı bir hareketin içinde gösterme çabasından ibarettir. Ancak bizleri bu tür eylemlere ortak etmek ve bu yönde delil yaratmak hiç kolay değildir. Bu düşünceyi hayata geçirmek isteyenler ve yandaşları, ne kadar deneseler de istedikleri sonuca ulaşamamışlardır. İşte bu nedenle, Kasım 2010'larda başlayan dinlemelere uydurulan hukuki kılıf şike değil Silahlı suç örgütü kurmak ve yönetmektir. Bizleri, Giresun'da faaliyette bulunduğu öne sürülen bir örgüte bağlamak çabalarının altında yatan asıl sebep budur.

Aziz Yıldırım yani Fenerbahçe SK Başkanı hakkında dinleme kararı alınmasına gerekçe gösterilen 3 adet konuşma dökümü ise tam bir trajedidir. Operasyonun düğmesine basılma gerekçesi olan bu 3 konuşmanın içeriği aslında bizlere uygulanması planlanan hukuksuzluğun ilk habercisidir.

Ve görüleceği üzere 3 Temmuz Zihniyeti bir plan dahilinde hareket eden örgütlü bir zihniyettir. Kaldı ki bizim silahlı suç örgütü olmadığımızı en iyi bilenler, bu kararları alan ve aldırtanlardır. Bizimle her fırsatta görüşen, yemek yiyen, top oynayan, bizlerin imzalarıyla Fenerbahçe Kongre Üyesi olanlardır... En başta da Galatasaraylı Yetkili Savcıdır. Zaten bu süreçte bize en acı veren, en ağrımıza giden; arkadaşımız, dostumuz olarak yanımızda yer alan, bizleri açılışlara davet eden, birlikte Fenerbahçe maçlarını seyrettiğimiz bu kişilerin, hem de bu insani ilişkilerimiz sırasında bizleri dinliyor ve takip ediyor olmalarıdır. ve daha da ötesi bu kişilerin bizlere şike den ve ahlaktan bahsedebilmeleridir. Ben bunlara kısaca ahlaksız diyorum.

Silahlı suç örgütü kurmak ve yönetmek iddiasıyla hakkımızda yeterli delile ulaşamayan ve bizi bir örgüte bağlayamayanlar, kendilerine yeni bir suçlama bulmak hatta yaratmak durumunda kalmışlardır. Bu da Şike Suçlamasıdır.

Ama bu da kolay değildir. Bunun için yeni yasalar gerekmektedir. Bu yeni yasalar öyle ağır cezalar içermelidir ki Aziz Yıldırım ve arkadaşları tutuklanabilsin. Toplum önünde değersizleşebilsin. ve bunu sağlamak için 6222 sayılı yasa tasarlanmış ve birilerine sipariş edilmiştir. Bu birileri, 3 Temmuz zihniyetinin Hukuk Servisidir. O kişiler, bu yasayı meşru göstermek için yasa tasarısında benim ve bazı yöneticilerimin haberi olduğunu dahi söylemişlerdir. Biz, Şekip Mosturoğlu ve ben bu yasa çıktıktan sonra gördük. Oysa yasayı hayata geçiren Sayın İzzet Özgenç'in sporda şiddet isimli kitabı, bu oyunu ve yalanı açıkça ortaya çıkarmıştır. Çünkü bu kitapta; yasanın kimler tarafından yapıldığı, İlhan Helvacı, Yunus Egemenoğlu ve emniyet görevlilerinin de katılımlarıyla yapılan gizli toplantılarla oluşturulan bu yasada, şu andaki TFF Kurullarında görev yapan bazı isimlerinde katkı ve görüş bildirdikleri açıkça yer almıştır.

Böylece operasyon için gerekli olan altyapı hazırlanmış ve artık doğru zaman olan Fenerbahçe'nin Şampiyon olması beklenmeye başlanmıştır. Kaldı ki Savcılıkta verdiğim ifade sırasında Savcı Mehmet Berk'in 3 avukatımın huzurunda Sivas maçını kazanmasaydınız ve şampiyon olmasaydınız bu davayı açmayacaktım demesinin altında yatan gerçek işte budur.

Zaten operasyonun sadece Fenerbahçe'ye ve Aziz Yıldırım'a yönelik olduğu, o tarihlerdeki tasarruflardan da o kadar açıktır ki bizimle yarışan takım yöneticileri her nedense çok kısa sürelerle dinleme altına alınmış, bu haftalık dinlemeler sonucunda bile ortaya açıklanamayan birçok delil çıkmıştır. Beşiktaş yöneticisi ve hocası, kendilerinin Aziz Yıldırım ve Fenerbahçe'ye kenar süsü yapıldığını söylerken, Galatasaray hakkında açılan Denizli soruşturması; Kulübün kasasındaki 1 milyon Dolarlık açığın ispat edilmediğine dair resmi raporlara ve 3.kişilerin yazılı ihbarlarına rağmen görülmemiş bir süratle beraat ile sonuçlandırılmıştır. Hesaplarında, tek bir kuruş dahi açığın olmadığı, devletin 2 ayrı resmi kurumu tarafından resmi raporlarla sabit olan Fenerbahçe'nin Başkan ve yöneticileri, 1 yıl tutuklu kalmışlardır Bu noktada Aziz Yıldırım olarak tavsiyem

BİZE ADALETTEN BAHSEDENLERİN ÖNCE BİRAZ KENDİLERİNDEN BAHSETMELERİDİR ...

Sıra; bu operasyonları ve hukuksuzlukları meşrulaştırmaya, bizleri toplum önünde itibarsızlaştırmaya geldiğinde ise aranan kan hemen bulunmuştur. Bu da o zihniyetin ve operasyonun diğer sac ayağı olan yandaş ve işbirlikçi medyadır. Bakınız mektup dahi yazmaktan aciz 3-5 tetikçi, soruşturmanın gizliliği yasağını her gün delerken, gazete ve televizyonlarda polisten ve savcıdan bilgi akışı sağladıklarını fütursuzca söylemekten kaçınmazken ve bunlarla ilgili hiçbir yasal işlem yapılmazken hakkımızda objektif ve olumlu yazılar yazdığı için Sayın Rıza Zelyut hakkında yargıyı etkilemekten soruşturma açılması tesadüf müdür Hakkımızda linç kampanyası yürütülürken kılını kıpırdatmayan savcının, görev ve yetkileri elinden alındığı gün; Bu Haberlerin yüzde doksanı yalandı demesi timsah gözyaşlarından başka ne olabilir Örgütlü 3 Temmuz zihniyeti, her şeyi çok iyi hesaplamıştır. Ta ki Sayın Başbakanımız önderliğinde gösterilen ilk karşı duruşa kadar... Başta Sayın Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere bu duruşa destek veren Adalet Bakanı Sayın Sadullah Ergin, CHP Başkanı Sayın Kemal Kılıçdaroğlu ve MHP Başkanı Sayın Devlet Bahçeli önderliğindeki tüm milletvekillerimize, yeri gelmişken bir kez daha şükran ve saygılarımı gönderiyorum...

Ancak bu ilk mücadelenin hemen akabinde yapılan yasa değişikliği sonucunda savcının açıkça beyan ettiğinin aksine hiçbir Fenerbahçelinin yararlandırılmayışını, veto süreçlerini ve iddianamenin kamuoyuna servis edilme kronolojisini, büyük bir dikkat ve hafıza ile takip ettiğimizi de tüm kamuoyunun bilgilerine sunuyorum...

Yaşadığımız bu süreci, 3 Temmuz'dan ibaret olarak görmek tarihi bir yanılgı olur... Yetkilerini ve görevlerini suiistimal eden bu şahısların, şimdilerde nerede oldukları ortadadır. Ancak unutulmamalıdır ki; bu zihniyetin diğer bazı aktörleri, hala görevlerinin başındadırlar ve eylemlerine devam etmektedirler. Fenerbahçe düşmanlığına ve bu operasyona hayatlarını adayanlar, öyle noktalardadır ki; Türkiye Cumhuriyeti'nin menfaatleri dahi umurlarında değildir. Şimdilerde; UEFA ve FİFA'ya jurnal mektupları yazma yarışına giren bu zihniyetin Türkiye'ye verdiği zarar, bizlere vermeye çalıştıkları zarardan çok daha önemli boyuttadır. Zira halen görevlerinin başında olan bu 3 Temmuz zihniyeti uzantılarının en iyi yaptığı şeyin yargıyı etkilemek olduğu, bizler tarafından yakından bilinmektedir. Etik Kurul ve Disiplin Kurulu kararlarını etkilemek için bu kurulların kaldıkları otellere karar aşamasında hem de eşleriyle gidip Ceza kararı çıkması için tehdit ve asılsız mesajlar taşıyarak yargıyı etkilemeye kalkanlar şimdi de UEFA ve FİFA'da aynı role soyunmaktadırlar.

O dönemlerde TFF yetkilisi olan, bu kulüp yöneticileri, bu iddialarımı yalanladığı anda; gereği tarafımdan hemen yapılacaktır. ya da Tahkim Kurulu'nun karar günü soruşturma savcısı ile TFF'yi ziyaret eden bazı kulüp yöneticileri ile Türkiye Futbol Federasyonu'ndaki görevlerinden şuanda görev yaptıkları kulüplerine transferlerinde, yanlarında hangi gizli bilgileri götürdükleri ve bunları nerelerde kullandıkları hep bilgimiz dahilindedir.

Şu husus herkes tarafından bilinmelidir ki; Aziz Yıldırım ve Fenerbahçe Spor Kulübü, bu yapılanları asla unutmayacaktır. Bu davanın ve bu operasyonların ŞİKE davası olmadığını haykıran bizler, aslında yine bu davanın aktörleri tarafından birçok kez doğrulandık ve teyit edildik. Ama inanın hiçbirisi Savcı Mehmet Berk'in şu açıklamaları kadar aleni olmamıştır

Sayın Savcı Berk, görev ve yetkileri elinden alındıktan sonra bakın neler demişti Ben cemaatçi değilim. Olsam Ali Koç ve Murat Özaydınlı'yı almaz mıydım

Yani Sayın Savcıya göre insanların alınması (Bu alınmada ne demekse, bu bir hukuk adamına ne kadar yakışıyorsa) için elde delil olup olmaması önemli değildir, önemli olan hedef gösterilen şahısların birileri tarafından alınmak istenmesinin yeterli olmasıdır.

Ve ne ilginçtir ki; bu Cumhuriyet savcısı, yargı ve adam almakla ilgisi olmaması gereken bir oluşumu ya yakinen tanımakta yada bu oluşumu açıkça töhmet altında bırakmaktadır. Yani ya dolaylı ikrarda bulunmakta ya da iftira suçu işlemektedir..

Savcı devam ediyor Yasa çıkmasaydı, Aziz Yıldırım'ın ifadesini alıp bırakacaktık, Ben Balyoz 'da da çalıştım. Şike davasını açtığımız zaman bunun da Balyoz gibi 3-4 ay konuşulup biteceğini sandık. Ama yanılmışız. Bunun böyle bir noktaya geleceğini hiç tahmin etmedik.

İşte bu suçüstüdür. Daha davayı açarken ne olacağını bildiğini ağzından kaçıran, 3-4 ay konuşulup unutulacağını sanan ama gördükleri direnç karşısında olayların bu noktaya geldiğini itiraf eden bir hukuk adamının, hukuku nasıl bir kenara bıraktığının ve bu operasyonun şike değil, Balyoz ve Ergenekon operasyonları mantığıyla yürütüldüğünün açık kanıtıdır. Bir diğer kanıtı da bu Alınma tehditlerinin, Sayın Başbakanımızın deyimiyle TC Başbakanını bile tehdit edecek boyut ve keyfiyete ulaştığı gerçeğidir.

İşte bu yüzden Genel Kurmay Başkanı'nın terörist suçlamasıyla cezaevinde yatmasına şaşırmamak gerekir. Zira adaletin geldiği nokta; Neyle suçlandığın değil. Kim tarafından suçlandığına gelmiş, getirilmiştir. Ülke ve Devlet menfaatleri uğruna hizmet eden kişileri, görevlileri kendi tabirleriyle aldırmak noktasına gelen bu zihniyetle, TC Hükümeti'nin verdiği mücadeleyi ve aldığı kararları sonuna kadar destekliyorum. ve desteklemeliyiz..

Savcı Mehmet Berk'in itirafları, bu konudaki tek örnek de değildir. Sürecin başından beri bizler ve Fenerbahçe hakkında ağıza alınmayacak ithamlarda bulunan, bizleri Ergenekon örgütünün kasası olarak gösteren 3 Temmuz zihniyetinin bazı temsilcileri, her nedense şimdilerde farklı, ilginç söylem ve iddialarda bulunmaktadırlar. Son günlerde, her ne hikmetse odamda benimle çay-kahve içip sohbet etmek istediklerini söyleyenlere, benim nasıl dik durduğumdan dem vuranlara, sıklıkla tesadüf edilmektedir. Şimdi soruyorum, topluma delikanlılık ve adamlık dersleri vermeye kalkanlar neden ben cezaevindeyken başka, dışarıdayken başka konuşmaktadırlar Çektiklerimizi, bize bu yaşatılanları unutacağımızı mı sanmaktadırlar ya da hakkımızda 1 yıldır yürüttükleri linç kampanyalarının hesaplarının yargı önünde sorulmayacağını mı düşünmektedirler Ancak bütün bunlara rağmen içlerinden bazıları manidardır. ve aynı Mehmet Berk'in itirafları gibi dikkate alınmalı ve hatta derhal haklarında yargı süreci başlatılmalıdır. Bakınız Doktor Ahmet Çakar ne diyor?

Bu yazı bir suç ihbarıdır. Yazarın açıkladığı ve bildiğini iddia ettiği hususlar derhal araştırılmalıdır. Şahıs tüm soruların cevaplarını bildiğini ama korktuğu için bunları açıklayamadığını beyan etmektedir. Şimdi polis ve savcıların bu yazı karşısında alacağı tutum tarafımızdan merakla takip edilecektir... Kanaatimce bu suç ihbarı niteliğindeki açıklamalar hakkında bu tarihe kadar işlem dahi yapılmaması, tek hedefin Aziz Yıldırım ve Fenerbahçe Spor Kulübü olduğunu bir kez daha açıkça ortaya koymaktadır. Bakınız açıklamalarda, bildiğim her şeyi açıklamam, diğer kulüplerin ve yöneticilerin tüm suistimal ve suça konu eylemlerini anlatmam tavsiye edilmekte, spor abiliği yapmam istenmektedir. Öncelikle belirtmeliyim ki Aziz Yıldırım bu açıklamaları yapan şahıs kadar bir bilgiye de sahip değildir ve bu konulara ait araştırma ve soruşturma yetkisi şahsıma değil, TC Savcılarına aittir. Bu nedenle bende ancak sahsıma ait bölümü üstleniyor ve bu açıklamaların ihbar kabul edilerek suç duyurusunda bulunuyorum.

Aziz Yıldırım'ın Temiz Futbol için elinden geleni yaptığı 16.Ağır Ceza Mahkemesi tutanaklarından ve her fırsatta reddedilen taleplerimiz ile de sabittir. Bizler yargılamanın karar aşamasında dahi yargılamamızın ve tahliye sürecimizin uzamasını dahi göze alarak, Tevsi-i Tahkikat yani Yargılamanın Genişletilmesi yolunda Sayın Mahkemeden 13 başlık altında talepte bulunduk. Aslında bu 13 talep bizim için değil ama Türk Futbolu açısından büyük bir fırsattı.

Biz bu talepler tahtında, mahkemeden;

Soruşturmayı yapan Savcı Mehmet Berk'in duruşmalara katılmasını istedik. Reddedildi. Haksız Ekonomik Çıkar Amaçlı Suç Örgütü iddiası nedeniyle hakkımızda kişisel mali ve ekonomik inceleme yapılmasını talep ettik. Reddedildi. Tapelerin, ses kayıtlarının tarafımıza verilmesini ve bu kayıtlar üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmasını istedik. Teknik ve Fiziki takip tutanaklarını düzenleyen ve imza altına alan polislerin tanık olarak incelenmesini talep ettik. Duruşmalarda değil de bizim olmadığımız ara celsede dinlenen İlhan Helvacı, Lütfü Arıboğan'ın kendilerine soru sorabilmemizin sağlanması için duruşmalarda dinlenmesini istedik. Gençlerbirliği müsabakasında Trabzonspor için oynadık diyen Serkan Çalık, Aykut Demir ve Hurşut Meriç isimli futbolcuların dinlenmesini talep ettik. Eskişehir'Trabzonspor maçı ile ilgili olarak Ünal Karaman ve Selçuk İnan'ın tanık sıfatıyla dinlenmesini talep ettik. Eskişehir - Trabzonspor maçında 12 futbolcunun dinlenmesini talep ettik, Fenerbahçe- İBB maçında İbrahim Akın'ın savcılık ifadesinde hazır bulunan ve savcının baskı ve yönlendirme yaptığına tanıklık eden Avukat Mehmet Ali Bilen'in dinlenmesini talep ettik. Karabükspor - Fenerbahçe maçında, Mustafa Çevik ve Ergün Başkaya isimli şahıslar ile bu ifadelerde adı geçen Karabük Kalecisi Bülent Ataman ve Karabük oyuncusu Muhammet Özdin'in dinlenmesini talep ettik. ve bu taleplerimiz reddedildi. (Bu yazıyı sizlerle paylaşmak istiyorum.)

Sivas - Fenerbahçe maçında 13 futbolcu ve Rıza Çalımbay'ın

İBB - Trabzonspor maçında 2 futbolcunun

Ve son olarak TFF Kurul Üyeleri'nin dinlenmesini talep ettik.

Ve bu taleplerimiz reddedildi.

Aziz Yıldırım sadece bunları mı talep etti Hayır! Trabzonspor hakkında, dinleme ve fiziki takip işlemlerinin neden çok kısa süreli yapıldığını ve bu kadar kısa süre içerisinde bile ortaya çıkan tape konuşmalarının neden ve niçin bize uygulanan yaptırımlardan muaf tutulduğunu sorduk. Demir Profilin, devre arasında gelen balıkları, futbola siyaseti karıştırma çabalarını, TFF'den gelen 6 trilyonun nereye harcandığının açıklanmasını, Melih Gökçek ile Sadri Şener arasındaki pazarlıkları, Bolulu Hocaya verilen 300.000TL'yi hep sorduk. Bu hususların araştırılmasını ısrarla talep ettik. Bu tapelerde geçen kelimelerin tarla, inşaat, müvekkil gibi bizim bir yılımıza mal olan kelimelerden ne farkı olduğunu sorduk...

Ünal Karaman'ın maçtan önce hiçbir tanışıklığı olmayan Sezer Öztürk'ü arayarak transfer teklifinde bulunmasının, tarafımıza affedilen transfer şikesi isnadından ne farkı olduğunu sorduk. Mehmet Yıldız'a teklif edilen teşvik iddialarının araştırılmasını; 1 milyon Doların ne anlama geldiğinin açıklanmasını talep ettik...

Fenerbahçe Spor Kulübü Başkanı ve yöneticileri 1 yıl cezaevinde kalmak durumunda bırakılırken, Dernekler Masası ve Vergi Denetmenlerince imzalanan 2 adet raporla Fenerbahçe'nin tüm hesaplarının temiz olduğu saptanmışken, kasalarındaki 1 milyon dolar açığın hala açıklanamadığı devlet kurumlarınca sabit olan kulüp ve yöneticilerinin neden apar topar ilk celsede beraat ettiğini sorduk. Bu davalara müdahale talebimizin neden reddedildiğini anlamaya çalıştık. Hıncal Uluç'un hakemler ve şikeler kümede kaldı başlıklı yazısını açıkladık ki huzurunuzda bir kez daha bu yazıyı okumak istiyorum. Şikenin aslında nerede başladığını Hıncal Uluç'un yazısında gördük, şahit olduk... Havuz sistemi, Kulübümüz yönetimi tarafından gözden geçirilecektir.

BİZ ŞİKE YAPMADIK BUNU AÇIK AÇIK SÖYLÜYORUM...

Bizlerin neden Silahlı Suç Örgütü iddiasıyla soruşturulup, şikeden tutuklanıp, haksız ve ekonomik çıkar amaçlı suç örgütünden yargılandığımızı sorduk. Devletin bu resmi kurumlarını kim ya da kimlerin bu hale düşürdüğünü öğrenmek istedik.

Hepsini ama hepsini sorduk. Ama tüm taleplerimiz reddedildi. Aziz Yıldırım, savunma yapmak yerine saldırıyor denildi. Şimdi ise neden bunları açıklamadığımız soruluyor. Burada tekrar söylüyorum; Türk Futbolunun temizleyicisi rolüne soyunanlar önce ellerindeki kiri temizlemek zorundadırlar. Bilmeliler ki Aziz Yıldırım nefes aldığı sürece bu kirli eller Fenerbahçe'nin adı geçen hiçbir şeye ulaşamayacaktır.

Temizlenmesi gereken ilk yer TFF ve Kulüpler Birliği'dir. Türk Futbolunu Fenerbahçe üzerinden ve Fenerbahçe özelinde temizlemeye kalkanlar, bunun hesabını mutlaka verecekler, sonuçlarına mutlaka katlanacaklardır. Kendilerinin tertemiz, Fenerbahçe'nin ise kirlenmiş olduğunu söyleyenler, bundan sonra o temiz havuzlarının Fenerbahçe tarafından kirletilmesine göz yummamalıdırlar. Herkes bizler kadar açık ve bizler kadar kararlı olmadıkça bizim muhatabımız da olamayacaktır. Buradan tüm Fenerbahçelilere ilan ederim ki, Fenerbahçe için şahsen tarafımdan desteklenen havuz sistemi yine bizler tarafından en kısa zamanda sorgulanacak ve gereği tarafımızdan kararlılıkla yerine getirilecektir. 1 yıldır bizleri kendilerinden saymayanlar, konu ekonomik kazanımlara, pasta paylaşımlarına gelince her nedense Fenerbahçe'yi ortak addetmekten kaçınmamaktadırlar. Bu oyun artık bitmelidir ve bitecektir. Bu süreçteki duruşuyla bana güç veren Yönetim Kurulumuza, Divan Kurulumuza, Kongre üyelerimie, cefakar ve fedakar taraftarlarımıza, kulüp ve şirketimizde çalışan tüm emekçi personelimize, idari ve teknik kadromuza, Fenerbahçe tarihini yazan sporculara ve tüm Fenerbahçelilere şahsım ve arkadaşlarım adına teşekkür ederim.



Erdoğan, İstanbul Valisi Şahin'in Elini Sıkmadı

Erdoğan, İstanbul Valisi Şahin'in Elini Sıkmadı

Prandelli: Üzgünüm Ancak İstifa Etmeyi Düşünmüyorum

Prandelli: Üzgünüm Ancak İstifa Etmeyi Düşünmüyorum

Galatasaray Şampiyonlar Ligi'nde En Çok Gol Yediği Sezonu Yaşadı

Galatasaray Şampiyonlar Ligi'nde En Çok Gol Yediği Sezonu Yaşadı

Galatasaray, Anderlecht'e 2-0 Yenildi

Galatasaray, Anderlecht'e 2-0 Yenildi

Abdullah Öcalan Eve Çıkıyor

Abdullah Öcalan Eve Çıkıyor

Taner Yıldız: Rusya'dan Gelen Gaz Miktarı Düştü

Taner Yıldız: Rusya'dan Gelen Gaz Miktarı Düştü

Define Avcısı, 35 Metrelik Kuyuda Suçüstü Yakalandı

Define Avcısı, 35 Metrelik Kuyuda Suçüstü Yakalandı

Elektronik Demokrasi Partisi Kuruldu

Elektronik Demokrasi Partisi Kuruldu

Sergen Yalçın'ın Yeni Takımı Belli Oluyor

Sergen Yalçın'ın Yeni Takımı Belli Oluyor

Fenerbahçeli McCoughtry, Brande Elise ile Nişanlandı

Fenerbahçeli McCoughtry, Brande Elise ile Nişanlandı

Son Anketlerde Erdoğan'sız AK Parti'nin Oy Oranları

Son Anketlerde Erdoğan'sız AK Parti'nin Oy Oranları

Şehit Er Son Fotoğrafını Dün Paylaşmış

Şehit Er Son Fotoğrafını Dün Paylaşmış

Peşmerge'den IŞİD'e Çok Ağır Darbe: 124 Ölü!

Peşmerge'den IŞİD'e Çok Ağır Darbe: 124 Ölü!

Brezilya'daki Gazete, Maç Anonsu Dışındaki Hiçbir Haberi Önemsemedi

Brezilya'daki Gazete, Maç Anonsu Dışındaki Hiçbir Haberi Önemsemedi

Caner Erkin'e Rekor Ceza

Caner Erkin'e Rekor Ceza

Minik Çocuk Kafasına Düşen Taş Sayesinde Yaşayacak

Minik Çocuk Kafasına Düşen Taş Sayesinde Yaşayacak

Atilla Taş'ın Yeni Klibi Sosyal Medyayı Salladı

Atilla Taş'ın Yeni Klibi Sosyal Medyayı Salladı

Okuldan Kaçmaya Çalışan Öğrenciler, Öğretmen Dövdü

Okuldan Kaçmaya Çalışan Öğrenciler, Öğretmen Dövdü

Ablasını Hamile Bırakanı Öldüren Sanıktan Şaşırtan Sözler

Ablasını Hamile Bırakanı Öldüren Sanıktan Şaşırtan Sözler

İbrahim Çelikkol Hakkında Şoke Eden Söylentiler

İbrahim Çelikkol Hakkında Şoke Eden Söylentiler

Sırp Tacizcinin Darp Ettiği Tuğçe Albayrak, Hayatını Kaybetti

Sırp Tacizcinin Darp Ettiği Tuğçe Albayrak, Hayatını Kaybetti

Yonca Cevher: Özcan Deniz'in Tuttuğu Kapı Kolunu Yaladılar

Yonca Cevher: Özcan Deniz'in Tuttuğu Kapı Kolunu Yaladılar

Erdoğan Bayraktar İfade Verdi

Erdoğan Bayraktar İfade Verdi

Aziz Yıldırım'ı Bekleyen Tehlike

Aziz Yıldırım'ı Bekleyen Tehlike

Selçuk İnan, Galatasaray'ın Kader Maçında Kırmızı Kart Gördü

Selçuk İnan, Galatasaray'ın Kader Maçında Kırmızı Kart Gördü

Türkiye, Ensaru'ş Şeria'yı Terör Listesine Aldı

Türkiye, Ensaru'ş Şeria'yı Terör Listesine Aldı

17 Yaşındaki Kız Genelev İşletmekten Tutuklandı

17 Yaşındaki Kız Genelev İşletmekten Tutuklandı

Şeref Meselesi'ndeki 'Hayat Kadını' Tanıdık Çıktı

Şeref Meselesi'ndeki 'Hayat Kadını' Tanıdık Çıktı

Aşırı Cinsel İlişki Alexis Sanchez'i Yormuş

Aşırı Cinsel İlişki Alexis Sanchez'i Yormuş

Liseli Kızı İntihardan, Ayrıldığı Erkek Arkadaşı Vazgeçirdi

Liseli Kızı İntihardan, Ayrıldığı Erkek Arkadaşı Vazgeçirdi