Polis Akademisi Başkanlığı Güvenlik Bilimleri Enstitüsü tarafından düzenlenen "Medya Güvenlik Analisti Semineri" başladı.
Polis Akademisi Başkanlığı Güvenlik Bilimleri Enstitüsü'nde 2 gün sercek olan seminerin ilk gününde açılış konuşmasını yapan Polis Akademisi Öğretim Üyesi Doç. Dr. İhsan Bal, karşılıklı bir fikir alışverişi, ortak literatür oluşturulmasını ve söylenenlerin ortak anlaşılmasını amaçladıklarını belirterek terör ve terörizmin modern çağın en etkili, kazanımı en fazla olan savaşım stratejisi olduğuna dikkat çekti. Terör ve terörle mücadelenin devlet ile terör örgütleri arasındaki bir pazu güreşi olmadığını vurgulayan Bal, teröristlerin teröristlerin güvenlik güçlerinden daha fazla olarak halkı hedef aldıklarını ifade ederek, "Devletin güvenliği sağlama eylemine karşı bir meydana okuma yaparlar" dedi.
Terörizmle mücadelenin siyasal, hukuksal, sosyal bir mücadele olması gerektiğini belirten Bal, DYP Genel Başkanı Mehmet Ağar'ın 'Dağdan in ovada konuş' sözlerini hatırlatarak bu sözleri kim tarafından söylendiğinin önemi olmadığını kaydederek, teröristi bulunduğu alandan dışarıya çekmenin amaçladığını ifade etti. Bugüne kadar teröristle mücadele edildiğini terörizmle mücadele edilmediğini iddia eden Bal, terörün ilk silahı çektiği an siyasallaştığını ifade ederek bölücü örgüt PKK'nın siyasallaştığı tarihin 1984 olduğunu iddia etti. Terörle mücadelede devletin elinde olan birçok belgenin tashih edilmediğini kaydeden Bal, üzerinde gizli damgalı bilgilerin aleyhte çalışan örgütler tarafından kullanıldığını ama ülkenin medyasının ulaşamadığını kaydetti. Medyanın bilgilendirilmesinin sağlıklı olarak yapılmamasından yakınan Doç.Dr. Bal, ABD'nin Ulusal Güvenlik Belgesi'ne ulaşılabildiğini ama Türkiye'nin bu türdeki bir belgesine ulaşılmadığını kaydetti. Teröristlerin başarısının onunla mücadele edenlerin başarısızlığına bağlı olduğunu kaydeden Bal, Türkiye'yi komplo ucuzluğuna heba edilen bir ülke olarak nitelendirerek, "Komplo teorileri çok az şeyi izah eder. Gerçekleri görmemizi engeller" diye konuştu.
Bölücü örgüt PKK'nın 'Kürtçe' bir televizyon değil 'Kürtçü' bir televizyon istediğinin söyleyen Bal, devletin ne kadar halkı kendi mücadelesine taşıyabilirse o kadar başarılı olabileceğini kaydetti. Teröristin öldürdüğü kişiyi tanımadığını belirten Bal, terör eyleminin maksadının devleti hırçınlaştırarak kendi yöntemine davet eden bir meydana okuma olduğunu vurgulayarak, "O teröristi yok etmek için kişileri mağdur ederseniz kaybedersiniz" dedi. "Bir strateji belgesi varsa, stratejinizin ana hatlarının halkla paylaşılması gerekir. Halkla medya aracılığıyla paylaşım gerçekleşir" diyen Bal, hukuk devletini en fazla savunun kişilerin terörle mücadele eden kişiler olması gerektiğine işaret etti.
Terör konusundaki araştırmaları ile tanınan Emniyet Amiri Necati Alkan ise yaptığı konuşmada, polisin görevini önleyici hizmetler ve operasyon olarak ikiye ayrıldığına dikkat Çekerek bir ilde önleyici hizmetler veren bir emniyet müdürünün başka bir ilde 10 terörist öldüren, suçlu yakalayan, uyuşturucu yakalayan bir emniyet müdürüne göre başarısız sayıldığını iddia etti.
Terör örgütlerinin kaybettiği her militanın yerine başka birisini bulmakta zorluk çekmeyeceğine işaret eden Alkan, bu şekilde devam edilmesi durumunda 20 yıl sonrada aynı konuların konuşulmaya devam edileceğini iddia etti. Terör örgütlerin kendi belirledikleri bireyleri örgüte kazandırdığını hatırlatan Alkan, örgütlerinin eleman kazanımında kullandıklarını yöntemler arasında arkadaşlığın yüzde 80 ile ilk sırada yer aldığını ifade etti. İntihar saldırılarının çaresizliğin ifadesi olduğunu belirten Alkan, bunun kullanılan en son eylem yönetimi olduğunu kaydederek bölücü örgütünün intihar eylemlerini Filistin'den, açlık grevlerinin ise İRA'dan öğrendiğini söyledi. Örgüt mensuplarının okudukları kitapları dua kitabı gibi okuduğuna dikkat çeken Alkan, başka bir kitap okumalarına izin verilmeyerek bir inanç sisteminin oluşturulduğu ifade etti. Yaptıkları eylemden hiç bir vicdani rahatsızlık duymadıklarını öne süren Alkan, eylemleri gerçekleştiren kişilerin psikopat olmadığını çok azının ilaç kullandığını kaydetti. Rehabilitasyon merkezlerinin olmaması nedeniyle cezaevlerinden çıkan örgüt mensupların tekrar örgüte katıldığını söyleyen Alkan, militan kişiliğin tedavi edilmesi gerektiğine işaret etti. Alkan, açlık grevine katılan örgüt mensuplarının ailelerine ulaştıkları belirterek ailelerle birlikte yapılan çalışmalar sonucunda açlık grevlerinin yüzde 60-70 oranında düşme eğilimi gösterdiğini ifade etti.
Yargıtay Tetkik Hakimi Hamdi Karahan ise 89 örgüt ile ilgili kendilerinde liste bulunduğunu belirterek, en son kendilerine bildirilen örgütünün bölücü örgüt PKK'nın Süryanilere yönelik yapılanması olan Yurtsever Devrimci Örgütü olduğunu ifade etti. Hizbut-Tahrir'in de terör örgütü olarak kabul edildiğini hatırlatan Karahan, bir gazetecinin "Bölücü terör örgütü elebaşının 'Ateşkes ilan ettik' sözlerine yer verilmesinin de suç oluşturabileceğini kaydetti. Karahan, terörle mücadele konusunda ki yasalar hakkında basın mensuplarına bilgi verdi.