Alvarlı Efe Hazretleri,
Erzurum Kültür Sanat ve Diyaloğu Geliştirme Derneği (ERKÜSAD) tarafından vefatının 52. yılında yadedildi.
Dadaş Sineması Salonu'nda düzenlenen anma programında Alvarlı Efe Hazretleri (Alvar İmamı Muhammed Lütfi Efendi) 52. vefat yıldönümünde anıldı. ERKÜSAD ilahi grubunun seslendirdiği ilahilerle renk kattığı programda Efe hazretleri, davetlilere panelle bir kez daha tanıtıldı.
Diyanet İşleri Yüksek Kurulu eski Üyesi Yaşar İşcan, İlahiyatçı Prof. Dr. Osman Türer, Türkiyat Araştırma Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Turgut Karabay ile Efe hazretlerinin torunu ve Erzurum Kültür Müdür Yardımcısı Hasan Mazlumoğlu panelist olarak katıldı. Oturum başkanlığını Yaşar İşcan'ın yaptığı panelde, Prof. Dr. Türer, Efe hazretlerinin tasarruf yönünü, Prof. Dr. Karabey ise hayatını anlattı. Torunu Hasan Mazlumoğlu ise Efe hazretlerinin ilim ve sosyal hizmetlerine değindi.
Dernek Başkanı Ünal Şahin, günün anlam ve önemini belirten kısa bir konuşma yaptı. Ardından ise panele geçildi. Panele başkanlık yapan Yaşar İşcan, sevgisi olmayanın Hakk'a teslim olamayacağına dikkat çekerek, "Sevgisi olmayan insan Hakk'ı bulamaz, Hakk'ı anlayamaz. Başarının sırrı sevgidedir. Başarının sırrı ilahi zevktedir, ilahi aşktır. Bence toplumumuzun en büyük kaybı budur. Aşk olsa sevgi olsa hiçbir huzursuzluk hiçbir fitne meydan bulamaz" ifadelerini kullandı.
Alvarlı Efe Hazretleri'nin ilim ve sosyal yönünü anlatan torunu Hasan Mazlumoğlu ise Anadolu'yu aydınlatan pek çok menevi değerden birinin de Efe Hazretleri olduğunu söyledi. Efe Hazretleri'nin eserlerinin hayatta olduğu zaman derli toplu olmadığını, ancak vefatından sonra derlenip toparlandığını belirten Mazlumoğlu, "Vefatından sonra Efe Hazretleri'nin eserlerini iki bölümde mütalaa etmek gerekir. Birincisi yegane evladı olan Hacı Seyfettin'in yaptığı çalışmalar. İkincisi Hacı Seyfettin'in ölümünden sonra otorite boşluğunun doğması üzerine Efe Hazretleri'ne kendilerini vefa borcu hisseden can evlatlarının çalışmalarıdır. Özellikle üzerinde durulması gereken bir konu da her iki çalışmanın ana prensibi; ifrat ve tefritten uzak, efsanevi, ütopik bir anlayışa sapmadan, gerçek bir veli olarak tanınmasıdır. Hacı Seyfettin Efendi, ilk iş olarak pederlerinden kendine intikal eden manevi çizgiye aynı anlayış ve hassasiyetle sahip çıkarak gerek can dostlarına gerekse de umuma bıraktığı manevi dünyaya Kur'an ve Sünnet anlayışında hassasiyetle muhafazası olmuştur. Hepimiz çok iyi biliyoruz ki bu gibi manevi şahsiyetler Darul Beka'ya intikalinden sonra eğer bu çizgi iyi muhafaza edilmezse bir takım menkıbeler bir takım yanlış mütalaalarla edinilen davranışlar hurafe olarak dinimize sokulmuştur. Hacı Seyfettin, Efe Hazretleri eksenli davranışların sapmasına müsaade etmeden, birinci davranış birinci çalışma olarak bunu esas almıştır. İkinci çalışma olarak da parça parça dillerde, evlerde bulunan ve Efe Hazretleri'ne ait şiirlerin toplanması biraraya getirilmesi olmuştur" şeklinde konuştu.
(Cihan Haber Ajansı) 23.03.2008 17:46
[1275344]