Altın ve Gümüş Atölyelerinin Çevreye Etkileri... -Eminönü'nde Faaliyet Gösteren ve "Çevresel Etkileri Önemli Tehlikeli Atık Ürettikleri Tespit Edilen" Altın ve Gümüş Atölyelerinin, 1 Yıl İçinde Bölge Dışına Çıkarılması İsteniyor

Eminönü Belediyesi'nin İstanbul Teknik Üniversitesi'ne Hazırlattığı "Atık ve Çevresel Risk Yönetimi Projesi" Tanıtıldı.

Eminönü Belediyesi'nin İstanbul Teknik Üniversitesi'ne hazırlattığı ''Atık ve Çevresel Risk Yönetimi Projesi'' tanıtıldı. Eminönü Belediye Başkanı Nevzat Er, düzenlediği basın toplantısında, 2010 Avrupa Kültür Başkenti olan İstanbul'un merkezinde yer alan Eminönü ilçesini kurtarmanın zamanının geldiğini söyledi. ''İlçede faaliyet gösteren imalathanelerin artık gitmesi zorunlu'' diyen Er, ilçeyi kirleten en önemli faktörün özellikle ''altın atölyeleri'' olduğunu bildirdi. Er, ilçedeki tüm atölyeleri kapsayan bir çalışma gerçekleştirildiğini ifade ederek, ''Başta, bölgede yaşayan insanların sağlığı olmak üzere, çevremiz ve tarihi eserler çok vahim bir tehdit altında bulunuyor. Eğer adım atmazsak bölgedeki önemli tarihi eserler çökme tehlikesiyle karşı karşıya bulunuyor'' dedi. Nevzat Er, bölgenin kurtarılmasının tarihi bir sorumluluk olduğuna da işaret ederek, AB fonlarından da yararlanarak bir dönüşüm gerçekleştireceklerini söyledi. Bu dönüşüm kapsamında atölyelerin ilçe dışına çıkarılacağını, esnafı da mağdur etmeyecek bir çalışma yapacaklarını anlatan Er, kimyasal madde kullanmayan atölyelerin ise faaliyetlerine devam edebileceğine bildirdi. Er, ilçede atölyelerden kaynaklanan kimyasal atık suların kanalizasyon sistemine zarar verdiğini ve sistemin geçtiği yerlerde zaman zaman çökmelere neden olduğunu da ifade ederek, ''Herhangi bir tarihi eser, Ayasofya, Kapalıçarşı ya da Topkapı Sarayı için 100-150 yıl sonra da olsa bir çökme tehlikesi varsa, böyle bir tehlikeyle karşı karşıyaysak, bu işin vahametini ortaya koyuyor. Bu bölgede yaşayan insanların ömrü de daha kısa oluyor'' diye konuştu. ''Atölyeler, 1 yıl içinde, ne olursa olsun mutlaka gidecekler'' diyen Er, Kuyumcular Odası'nı da içine alan bir taşınma sürecini sağlayacaklarını söyledi. İlçede çalışan 6 binin üzerinde imalatçı bulunduğunu ve hemen hepsinin de ruhsat alamadıklarından kaçak çalıştıklarını vurgulayan Er, son dönemde yaklaşık 100 atölyenin kapatıldığını sözlerine ekledi. -ATIK VE ÇEVRESEL RİSK YÖNETİMİ- Toplantıda, daha sonra, İTÜ Çevre Mühendisliği Öğretim Üyesi Prof. Dr. Orhan İnce, hazırladıkları ''Atık ve Çevresel Risk YÖnetimi Projesi'' hakkında bilgi verdi. İnce, ilçede çevresel risk yaratabilecek ve endüstriyel kirlenme kontrolü açısından önemli sayılabilecek 6 bin 913 yerin tespit edildiğini belirterek, ''çevresel etkileri önemli tehlikeli atık üreten öncelikli birimlerin altın ve Gümüş atölyeleri olduğunun tespit edildiğini'' bildirdi. Bu atölyelerde yılda 115 ton sülfürik asit (zac yağı), 30 ton hidrofluorik asit (cam asidi), 410 ton hidroklorik asit (tuz ruhu), 3.000 ton nitrik asit (kezzap), 75 ton siyanür ve 110 ton hidrojen peroksit kullanıldığını vurgulayan Prof. Dr. İnce, atölyelerde üretim sonucu yıllık toplam 140 bin metre küp asidik, siyanürlü, deterjanlı, alçılı ve bazik nitelikte atık su oluştuğunun saptandığını da kaydetti. İnce, hazırladıkları acil eylem planına göre, bölgede faaliyet gösteren ramat, ifraz, içi boş üretim, yaldız, kupalasyon yöntemiyle çalışan ayar evleri ile işçi sağlığının korunması bakımından gerekli tedbirleri almayan ve 5 işçiden fazla işçi çalıştıran cila ve boya işlemi yapan atölyelerin mutlaka faaliyetlerinin sonlandırılması gerektiğini vurgulayarak, elektropotansiyometrik titrasyon yöntemi kullanan ayar evleri ile bakır ve pirinç işleme atölyelerinin de faaliyetlerinin sonlandırılmasında yarar görüldüğünü anlattı. -ACİL EYLEM PLANI- Acil eylem planının uygulama sürecine de değinen İnce, buna göre, belediyenin, bölgede faaliyetine devam etmesine izin verilen atölyelere çalışma ruhsatı düzenleyeceğini, faaliyetlerinin sonlandırılması istenen atölyelere ise 1 yıldan fazla olmamak üzere süre tanıyacağını bildirdi. Orhan İnce, kuyum atölyelerinde kullanılan tehlikeli ve kimyasal maddelerin insan ve çevre sağılığı üzerindeki etkilerine de işaret ederek, Kapalıçarşı civarında faaliyet gösteren kuyum atölyelerinde kullanılan kimyasal maddelerin parlayıcı, patlayıcı, oksitleyici, alevlenebilir özelliklere sahip olduğunu kaydetti. Sağlık açısından değerlendirildiğinde ise ''bu kimyasal maddelerin çoğunun toksik, zararlı, kanserojen, alerjik, mutajen, tahriş edici, aşındırıcı, kısırlığa neden olan ya da doğacak çocuğu etkileyebilecek özellikler de taşıdığını'' dile getiren Prof. Dr. Orhan İnce, bu nedenle bu atölyelerde ya da çevrede çalışanlar ile bölgeye alışverişe gelenlerin sağlıklarının da tehlike altında bulunduğunu anlattı. Toplantıya katılan İstanbul Kuyumcular Odası Yönetim Kurulu üyesi Levent Eriş de bölgede faaliyet gösteren kuyumcu atölyelerinin yüzyıllardır devam eden bir gelenekten geldiğini ifade ederek, bu nedenle bölgeyi tamamen terk etmenin mümkün olmadığını, sektöre kalfa, usta yetiştirecek, çevresel tehlikeye neden olmaması için önlemleri alınmış küçük atölyelerin faaliyetine devam etmesi gerektiğini söyledi. Eriş, tüm atölyelerin bölge dışına çıkarılması durumunda, mesleğe usta, kalfa yetiştirme kanallarının da kapanacağını öne sürdü.






Reklam