AKP Grup Toplantısı (1) Başbakan Erdoğan: "Kendi Hesabını Tutamayanlara Ülke Emanet Edilir Mi"

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, "Başkan Yardımcısı Olduğu Kurumda Değil Türkiye'yi, Partisini Bile Savunamayan Baykal, En Çetin Müzakerelerin Yapıldığı Uluslararası Platformlarda Türkiye'yi Nasıl Savunabilir? Ortada Hazin Bir Siyasi Parti Öyküsü Var. Evrensel Anlamda Sol Değerleri Sahiplenmeyi Başaramayan, Demokratik Kültürü Özümseyemeyen, Otoriter Eğilimlere Güç Veren Hizipçi Bir Parti Yönetimi... 

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, "Başkan Yardımcısı olduğu kurumda değil Türkiye'yi, partisini bile savunamayan Baykal, en çetin müzakerelerin yapıldığı uluslararası platformlarda Türkiye'yi savunabilir? Ortada hazin bir siyasi parti öyküsü var. Evrensel anlamda sol değerleri sahiplenmeyi başaramayan, demokratik kültürü özümseyemeyen, otoriter eğilimlere güç veren hizipçi bir parti yönetimidir. Kendi hesaplarını bile tutamayan usulünce bir partiyi idare edemeyenlere bu ülkenin idaresi nasıl veriler ve bu ülkenin kaynakları nasıl emanet edilir? İşte bu yüzden aziz milletimiz CHP'yi iktidara getirmiyor ve ben inanıyorum ki hiçbir zaman da getirmeyecektir" dedi.


Başbakan Erdoğan, partisinin grup toplantısında konuştu. Türk siyasetinin temelinin değişimden ve gelişimden yana olanlarla değişime direnenler arasındaki mücadeleye dayandığını söyleyen Erdoğan, "Değişim isteyenler Türkiye'nin çağdaş dünya ile birleşmesinden, dünyaya açılmasından, kendi gücünü fark ederek küresel bir aktör olmasından yanadır. Değişimse direnen, kendi imtiyazlı konumları için statükoyu sürdürmek isteyenler ise Türkiye'nin içe kapanmasından, enerjisini ve gücünü iç çekişmelerle, sanal gündemlerle geçirmesinden yanadır" dedi.





-"İSTİKLALDEN SONRA EN BÜYÜK KAZANIM DEMOKRASİDİR"-





Erdoğan, Türkiye'nin çağdaş dünya ile bütünleşmesinin ve AB'ye katılımın yegane adresinin AKP olduğunu belirterek, "Ak Parti'ye tahammül etmekte zorlanan siyaset erbabının asıl tahammül edemediği Türkiye'nin ayakları üzerinde durmasıdır, Türkiye'nin değişmesidir, Türkiye'nin demokratikleşmesidir. Çok açık söylüyorum, tahammül edilemeyen Ak Parti değildir, demokrasidir, millet iradesidir, halkın duygu ve düşüncesidir" diye konuştu. Başbakan Erdoğan, AKP'nin siyasi ve hukuki meşruiyeti bir bütünün birbirinden ayrılamaz iki parçası olarak gördüğünü söyleyerek, partiyi kurduktan bu yana en büyük vurgularının hukuki ve siyasi meşruiyet olduğunu ifade etti. Erdoğan, "Biliyoruz ki milli iradeye dayanmayan demokratik laik sosyal bir hukuk devleti olan cumhuriyetimizin temel niteliklerini özümsemeyen anayasal düzenimizin temel prensiplerine uyumlu olmayan hiçbir hareket başarılı olamaz kalıcı olamaz" şeklinde konuştu.


"İstiklalimizden sonra Türkiye Cumhuriyeti'nin en büyük kazanımı hiç tartışmasız demokrasidir, millet iradesinin egemenliğidir" diye konuşan Erdoğan, güven ve istikrardan taviz verilebileceğini düşünenlerin Türkiye'ye demokrasiyi çok görenler olduğunu söyledi.





-"KENDİ HESABINI TUTAMAYANLAR MİLLET ADINA HESAP SORAMAZ"-





Erdoğan, CHP'yi "berrak suları bulandırmaya azmetmiş" olmakla suçlayarak, "CHP'nin dünyadan gördüğü tepkiler çok anlamlıdır çok manidardır. Bu millete yıllarını on yıllarını kaybettiren hep aynı zihniyet olmadı mı? Daha kendi hesabını düzgün tutamayanlar bu milletin hakkını hukukunu koruyamaz. Kendi hesabını veremeyenler bu millet adına kimseden hesap soramaz. Meselenin esası budur" dedi.


Kendilerinin bütün hesaplarını açıkladıklarını belirten Erdoğan şöyle dedi:


"Kayıt dışı yönetim, kayıt dışı siyaset olmaz. Hele hele kayıtlarla oynamak hiç olmaz. Türkiye'nin önünde dünyaya açık bir demokrasi dünyaya açık bir toplum olmaktan başka yol yoktur. Kendini milletine açamayanlar ülkelerini de dünyaya açamazlar. Bakın onlara seslerinin ne doğuda ne batıda yankısı yoktur. Kapıları doğuya da batıya da kapalıdır.


Ama kendi kendilerini bir demirperde anlayışının arkasına hapsettiklerinin farkında bile değiller. Sayın Baykal başkan yardımcısı olduğu Sosyalist Enternasyonal'e katılamıyor. Peki ne oldu da CHP 30 yıldır katıldığı Sosyalist Enternasyonal'e bugün katılamayacak duruma geldi? Dünya üzerinde bu örgütün üyesi tam 185 parti var. Bu partilerin hiçbiri CHP ile aynı mantıkta değil. Hiçbiri tek parti mantığına sahip değil. Hiçbiri demokrasiye direnmiyor. Hiçbiri özgürlüklerin karşısına dikilmiyor. Diyor ki Baykal; "sosyalist enternasyonale gidersek ayıplarımızı yüzümüze vururlar, demokratik olmadığımızı söylerler. Sosyal demokrasi ile hiç alakamız kalmadığını söylerler. Solculuk iddiasının boş olduğunu, bugünkü CHP'nin esasen otoriter bir yönetimden yana olduğunu söylerler.' Belki de Baykal'ın iki de bir kürsüye çıkıp göğsünü döve döve halka niye yumruk salladığının hesabını sorarlar. Evet Baykal Atina'ya bu yüzden gidemedi. Ve ardından hemen anında Ayaş'ta dut yemeye gitti. Bu da çok anlamlıdır. Şimdi soruyorum Başkan Yardımcısı olduğu kurumda değil Türkiye'yi partisini bile savunamayan Baykal, en çetin müzakerelerin yapıldığı uluslar arası platformlarda Türkiye'yi savunabilir. Ortada hazin bir siyasi parti öyküsü var. Evrensel anlamda sol değerleri sahiplenmeyi başaramayan, demokratik kültürü özümseyemeyen, otoriter eğilimlere güç veren hizipçi bir parti yönetimidir. Kendi hesaplarını bile tutamayan usulünce bir partiyi idare edemeyenlere bu ülkenin idaresi nasıl veriler ve bu ülkenin kaynakları nasıl emanet edilir? İşte bu yüzden aziz milletimiz CHP'yi iktidara getirmiyor ve ben inanıyorum ki hiçbir zaman da getirmeyecektir." (ANKA/SÜRECEK)


(İG/ZG)

Haber Yayın Tarihi: 01 Temmuz 2008 Salı Saat 15:13

Yazdırılan Sayfa: http://www.haberler.com/akp-grup-toplantisi-1-basbakan-erdogan-kendi-haberi/

(C) 2006-2008 Haberler.Com
Yeni Medya Elektronik Yayıncılık Ltd Şti.