AK Parti TBMM Grup Toplantısı
AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Üniversitelerde Türbanı Serbest Bırakmak Amacıyla MHP ile Varılan Mutabakatın Her Türlü Kaygıyı Dikkate Aldığını Belirterek, "Kim Ne Derse Desin Bizi İlgilendirmez. İster Partimin İçinden Desin, İster Şurdan, Burdan Desin. Biz Burada Önemli Bir Adım Atıyoruz. Tek Hedefimiz Var. Üniversite Kapılarındaki Kızlarımızın Mağduriyetini Gidermekt...
AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, üniversitelerde türbanı serbest bırakmak amacıyla MHP ile varılan mutabakatın her türlü kaygıyı dikkate aldığını belirterek, "Kim ne derse desin bizi ilgilendirmez. İster partimin içinden desin, ister şurdan, burdan desin. Biz burada önemli bir adım atıyoruz. Tek hedefimiz var. Üniversite kapılarındaki kızlarımızın mağduriyetini gidermekten başka hiçbir şeyi amaçlamadığımızı buradan söylüyorum. Yapılan düzenlemeler, yükseköğrenimle
sınırlıdır" dedi.
Hiçbir hak ve hürriyetin demokrasi, cumhuriyetin temel değerleri ve laik sistem için tehdit oluşturamayacağına da vurgu yapan Başbakan Erdoğan, "Hiçbir adımımız cumhuriyete, demokrasiye, laikliğie ters olmamıştır. Bundan sonra da olmayacaktır" diye konuştu. Erdoğan, halkı önümüzdeki dönemde meydana gelebilecek provakasyonlar konusunda da uyararak, "Önümüzdeki süreç içerisinde huzur arayışı mahiyetindeki bu açılımımızı bilerek veya bilmeyerek sabote edecek, huzursuzluk üretecek provakasyonlara tanık
olabileceğimizi de şimdiden söylüyorum. Bizim buna müsade etmemiz mümkün değil. Sokak aralarından alınan fotoğraflarla kalkıp bu süreci provake etmeye çalışanları da biz çok iyi biliyoruz" dedi.
AK Parti TBMM Grubu, Genel Başkan ve Başbakan Erdoğan başkanlığında toplandı. Başbakan Erdoğan konuşmasında AK Parti ve MHP'nin üniversitelerde türbanı serbest bırakan Anayasa değişikliği için mutabakata varmasını değerlendirdi.
'GÖRMEZDEN GELEMEYİZ'
Sorunlara siyah-beyaz bir zirveden bakmadıklarının altını çizen Erdoğan, çözüm noktasını yakalamaya çalıştıklarını söyledi. Sorunları birbirinin yedeği haline getirmek değil, çözümleri birbirini tamamlayacak şekilde üretmek zorunda olduklarını belirterek, muhalefeti 'sorunları birbirine yedekleyerek siyaset yapmakla' suçladı. Bazılarının bir sorunu çözüp, diğerini bırakma niyetinde olduğuna dikkati çeken Erdoğan, "Bir vatandaşın hukuku çiğnenirse ötekinin hukuku da çiğnenir. Birileri belki geçici olarak
rahatsız olur ama ülkenin topyekün kazanması önlenmiş olur" diye konuştu. Türkiye'nin zenginleşmesinin, özgürlüklerin gelişmesiyle olabileceğine vurgu yapan Erdoğan, adaletsiz özgürlük, özgürlüksüz kalkınma, hukuksuz refah olamayacağını bildirdi. Türkiye'yi bir bütün olarak kucaklamakta, halkı bir bütün olarak sahiplenmekte zorluk çekenlerin milleti bir bütün olarak algılamakta zorluk çektiğini ifade eden Başbakan Erdoğan, "Biz toplumun belli bir kesiminin belli bazı sorunlarını gündeme getirmek için
siyasete soyunmadık. Çok şükür bugüne kadar da tüm ülkeyi kucaklayacak bir siyaset tarzı belirledik. Ama bu durum toplumun bazı kesimlerini görmezden gelmemizi, toplumun bazı taleplerine duyarsız kalmamızı da gerektirmiyor. Biz toplumumuzun her kesiminin, her türlü sorununu demokrasi içinde, hukuk içinde, toplumsal birlik ve bütünlüğümüzü koruyacak şekilde tartışırız, konuşuruz ve çözmeye çalışırız" şeklinde konuştu.
'HİÇBİR ADIMIMIZ LAİKLİĞE AYKIRI OLAMAZ'
"Toplumla bir işi olmayanlar, milli iradeyle bir bağı olmayanlar, halkla irtibatı olmayanlar bana ne diyebilirler?" diyen Başbakan Erdoğan, ancak milli iradeyle siyaset yapanların, toplumdan gücünü alanların 'bana ne' deme lüksüne sahip olmadığını kaydetti. Önümüzdeki tablonun garip bir paradoks olduğuna işaret eden Başbakan Erdoğan, bütün bu paradoksları gidermek için çalıştıklarının altını çizdi. Erdoğan, "Herkes emin olsun, kimsenin kaygısı olmasın ki AK Parti döneminde Türkiye, tehdit ve risklerle
değil, imkan ve fırsatlarla tanışmıştır ve tanışmaya devam ediyor. Kimsenin hak ve hürriyeti, başkasının hak ve hürriyetini ortadan kadıramaz. Hiçbir hak ve hürriyet demokrasimiz için, cumhuriyetimizin temel değerleri için, laik sistemimiz için bir tehdit oluşturamaz. AK Parti hükümeti, cumhuriyetin de, demokrasinin de, laikliğin de, hukuk devletinin de teminatı ve koruyucusudur. Bugüne kadar hiçbir adımımız, hiçbir uygulamamız buna ters olmamıştır. Bundan sonra da olmayacaktır" şeklinde konuştu.
'HEDEFİMİZ SADECE ÜNİVERSİTELER'
MHP ile varılan mutabakatı da değerlendiren Erdoğan, "MHP ile birlikte genç kızlarımızın kılık kıyafetlerinden dolayı yüksek öğrenim hakkından mahrum bırakılmamasına yönelik olarak yaptığımız çalışmanın sonuçları dün gece ortaya çıktı ve sonuçlandı. Anayasa'nın zaten bu konularla ilgili olan 10. ve 42. maddelerindeki eşitlik ve eğitim-öğretim hakkına ilişkin düzenlemeleri netliğe kavuştururken, fiili yasağı YÖK Yasası'ndaki değişiklikle ortadan kaldırmayı hedefliyoruz. Bu değişiklik önerileri ortak
teklifimiz olarak TBMM'ye sunulacaktır" dedi. Erdoğan konuşmasında isim vermeden 'Hedefimiz kamuda da türbanı serbest bırakmak' açıklamasını yapan Konya Milletvekili Hüsnü Tuna ve bu yönde açıklama yapan partililere de sert çıktı. Erdoğan, düzenlemenin sadece üniversiteleri kapsayacağını belirterek, tartışmalara son noktayı koydu. Erdoğan, şöyle konuştu: "İyi niyetli hiçbir yaklaşım Meclis çatısı altında gerçekleştirdiğimiz bu mutabakatın her türlü kaygıyı dikkate aldığını ve sadece kim ne derse desin bizi
ilgilendirmez. İster partinin içinden desin, ister şurdan desin, buradan desin. Biz burada önemli bir adım atıyoruz. Tek hedefimiz var. Üniversite kapılarındaki kızlarımızın mağduriyetini gidermekten başka hiçbir şeyi amaçlamadığımızı buradan söylüyorum. Bir hususun altın0üklerin gelişmesiyle olabileceğine vurgu yapan Erdoğaı özellikle çiziyorum, yapılan düzenlemeler, yükseköğrenimle sınırlıdır. Bunu başından beri açıkça söyledik. Biz üniversitelerdeki bu huzursuzluğu yine üniversitelerde ortadan kaldırarak
normalleşmeyi sağlayayım diyoruz".
PROVAKASYONLARA KARŞI UYARDI
Başbakan Erdoğan, konuşmasında halkı olası provakasyonlar karşısında da uyardı. Birilerinin çıkıp yeni sorun alanları icat etmeye çalıştığını belirten Başbakan Erdoğan, "Kimse lütfen bunlara gayret etmesin. Bunları da iyiniyetle izah etmek mümkün değil. Hatta önümüzdeki süreç içerisinde huzur arayışı mahiyetindeki bu açılımımızı bilerek veya bilmeyerek sabote edecek, huzursuzluk üretecek provakasyonlara tanık olabileceğimizi de şimdiden söylüyorum. Bizim buna müsade etmemiz mümkün değil. Sokak
aralarından alınan fotoğraflarla kalkıp bu süreci provake etmeye çalışanları da biz çok iyi biliyoruz" uyarısında bulundu. Erdoğan, özellikle medyanın da toplumsal barışı güçlendirme sorumluluğuyla hareket edeceğine inanmak istediğini vurguladı.
'TOPLUMSAL MUTABAKATIN GEREĞİNİ YAPIYORUZ'
Başbakan Erdoğan, bütün amaçlarının enerjisini büyüme ve gelişmeye harcayan bir Türkiye ortaya çıkarmak olduğunu söyledi. Bunun için hem dünyada hem Türkiye'de barış ve adaletin sesini yükseltmek istediklerinin altını çizen Erdoğan, bunun için gururlanmadan, kibirlenmeden, 'ben yaptım oldu' demeden ortak aklın ve toplumsal mutabakatın gereğini yaptıklarını söyledi. Toplumsal mutabakatta var olanı Meclis çatısı altında MHP ile yapılan mutabakatla gerçekleştirdiklerini ifade eden Erdoğan, bunun da kurumsal
mutabakat arayışlarının bir neticesi olduğunu vurguladı. Erdoğan, bu işin dışarıda da birçok sivil toplum örgütüyle de uzantısı olduğuna dikkat çekti.
'PERDEYİ KALDIRMAK ZORUNDAYIZ'
Ekonomik kalkınma ile demokratik kalkınmayı birlikte yürüttüklerini belirten Başbakan Erdoğan, vatandaşların tümünün hukukunu birlikte savunduklarını söyledi. Bunun için hukuk terazisine vaktiyle konan taşları bir bir kaldırdıklarını dile getiren Erdoğan, ülkenin ertelenmiş meselelerine çözüm üretmenin büyük bir sabır ve kararlılık gerektirdiğini kaydetti. Herkesin samimiyet testinden geçtiğini anlatan Erdoğan, konuşmasında şu mesajları verdi: "Dün samimi olmamız, bir zamanlar toplumun derdini dert
edinmemiz, iyi işler yapmamız yetmiyor. Bugün de, yarın da samimiyetimizi korumak gerekiyor. Sürekli yenilenmek, tazelenmek gerekiyor. Katı ideolojik kalıplar tüm kesimlerin düşünce ufkunu daraltmış, toplumsal kesimler yıllarca önyargılarla beslenmiştir. Ne yazık ki Türk siyaseti katı önyargılardan çok çekti. Yanlış bilgiler, tahammülsüz yaklaşımlar, hoşgörüsüz yaklaşımlar ayrılıkları keskinleştirmiştir. Geçmişte yaşanan bazı olumsuzlukların zihnimizde bıraktığı tortular var. Ama ilelebet bu olumsuzlukları
tazeleyerek bir yere varamayız. Hakikat hepimizi daima kendine çağrırır. Ona ulaşmadaki engeller ise çoğu zaman içimizdedir, zihnimizdedir. Bütün mesele gerçekle aramızdaki perdeyi aralamaktır. Ne yazık ki siyaset rekabet hakikatin ortaya çıkmasına değil de kendi gerçeğini başkasına dayatma şeklinde görülüyor. Bu anlayış gerçeklerle aramızda perde oluyor. Biz perdeleri de aralamak zorundayız. 70 milyon vatandaşımızla aramızda hiçbir perde bulunmamalıdır. Yeter ki kendimizle yüzleşmekten, milletin tamamının
vicdanının sesi olmaktan vazgeçmeyelim. Bugün yaşadığımız bazı sorunlar da kabuk bağlamış önyargıların eseridir. Kendi ürettiğimiz korkuların esiri olarak bir neticeye varamayız. Kendi ürettiğimiz engelleri aşılmaz kılarak ileriye doğru mesafe alamayız. Ama Türkiye'de demokrasi olgunlaştıkça, devletle millet yakınlaştıkça, katı kabuklar bünyemizi terk ettikçe yıllarca büyüttüğümüz sorunların esasen ne kadar küçük olduğu görülecektir. Esasen tam da bugünlerde ülkemizde yaşadığımız gerçeğin bu olduğunu
düşünüyorum. Geçmişin kutuplaştırıcı yaklaşımlarıyla bugünün sorunlarını ne anlayabilir ne de çözüme kavuşturabiliriz".
(DA-ÖK-Y)
















