AK Parti, Anayasa Mahkemesi'nde dün yaptığı sözlü savunmada, siyasi partilerin yaşamalarının esas, kapatılmalarının ise istisna olduğu vurgulandı.
Savunmda, "Toplumdaki çeşitlilik unsurları, kurumsal ve siyasal hayattan tasfiye etmek, böyle bir çaba içinde olmak demokrasi için bir tuzaktır. Çünkü bu yol demokrasiyi kendi öncüllerinden uzaklaştırır ve tam karşıtı olan istemediğimiz rejimlerin ya da sakat anlayışların kucağına iter" denildi.
AK Parti, sözlü savunmasını, parti internet sitesinde yayınladı. Sözlü savunmada, siyasi partilerin toplum hayatı içindeki yerinin bir başka organizasyonla doldurulamayacak kadar hayati kuruluşlar olduğu belirtildi. "Siyasi partilerin yaşamaları esastır; kapatılmaları istisnadır" denildi. Siyasi partileri bir yandan demokratik siyasi hayatın vazgeçilmez unsurları kabul edip, bir yandan da yeterince ifade özgürlüğü tanınmıyorsa, o sisteme anayasal demokrasi ve çağdaş demokrasi denilemeyeceği vurgulandı. Siyasi partilerin bir ülkenin toplumsal gerçekliğini yansıtan ayna rolünü gören kuruluşlar olduğu kaydedildi. "Açıkçası siyasi partiler sosyolojik gerçeklerdir. Bu gerçekliği göz ardı ederek başarılı bir demokrasi kurulamaz" ifadelerine yer verildi.
Savunmada, parti kapatmalarla toplumda siyasi kırılganlıkları arttırmaktan, toplumsal örselenmeye sebep olmaktan öteye ne netice elde edildiğinin ortaya çıkartıldığı bir maliyet analizi yapılması gerektiği belirtildi.
"Toplumdaki çeşitlilik unsurlarını, kurumsal ve siyasal hayattan tasfiye etmek, böyle bir çaba içinde olmak, demokrasi için bir tuzaktır. Çünkü bu yol demokrasiyi kendi öncüllerinden uzaklaştırır ve tam karşıtı olan istemediğimiz rejimlerin ya da sakat anlayışların kucağına iter" denildi.
Toplumun belli bir kesimi tarafından yanlış görülen düşünceler veya politik tekliflerin, değişim süreci içersinde kısa sürede politik uygulanabilir seçenekler haline de dönüşebildiğine dikkat çekildi. Savunmada, şu ifadelere yer verildi:
"Geçmişte kimler Avrupa birliğine karşı oldu? Şimdi aman Avrupa birliğine girelim diyen bunu yüksek sesle söyleyenler kimler? Şüphesiz hepimiziz, hepimiz değiştik. Öyleyse, yarının muhtemel doğrularını bugün yasak ya da düşman ilan etmek, değişimin değişmez dinamiğine ters düşmektedir.Onun için Sayın Başkan, Sayın Üyeler demokratik toplumlarda siyasetin bir işleyiş tarzı var. Vatandaş partilerin politikalarını değerlendirir ve Seçim dönemlerinde bu politikalara karşı kendi tepkilerini ortaya koyar. Böylece bir çok yanlış ve eksik, bu süreç içerisinde kendiliğinden ortadan kalkar. Yanlışında ısrar eden siyasi partiler, kendi varlıklarını ve geleceklerini de tehlikeye sokar. Siyasi partilere karşı cebri tedbirler ancak çok zaruri durumlarda istisnai durumlarda, uygulamaya sokulabilecek, sık kullanılmaması gereken yöntemlerdir."
Partilere hatalarını en kalıcı, en etkin bir biçimde gösterenlerin seçmenler olduğu dile getirilen savunmada, siyasetin bu doğal akışına zaman zaman sebebi ne olursa olsun yapılan müdahalelerin, her defasında aynı sorunların yaşanmasına sebep olduğuna dikkat çekildi.
SÖZLÜ SAVUNMADA YER ALAN DİĞER BAZI GÖRÜŞLER ŞÖYLE
-Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ifade özgürlüğünün kullanılmasından dolayı parti kapatılmasını mübrem bir sosyal ihtiyacın sonucu olarak
görmemektedir. Keza aynı ilkeler Avrupa Konseyi Venedik komisyonun tavsiye kararında da dile getirilmektedir.
-Serbest seçimler sonucunda iktidara gelen bir parti, ülke sorunlarının çözümü için demokrasi ve hukukun üstünlüğü çerçevesinde programını uygulama yetkisine sahiptir. Demokrasilerde iktidarların el değiştirmesi ancak Seçim yoluyla mümkündür.
"SİYASİ PARTİLERİN KAPATILMASI KİŞİLER İÇİN İDAM CEZASINA DENK DÜŞMEKTE"
-Kapatma biçimindeki yaptırım, siyasi parti özgürlüğünün özünü ortadan kaldırabileceği içindir ki, ancak zorunlu durumlarda istisnai ve en son çare olarak düşünülmektedir. Zira, siyasi partilerin kapatılması, kişiler açısından idam cezasına denk düşmektedir. Siyasi partilerin keyfi ve ölçüsüz olarak yasaklanmasının çoğulcu demokratik rejimin özünü zedeleyeceği kabul edilmektedir.
-Avrupa'da 1950'lerden bugüne kadarki süreçte sadece üç siyasi parti kapatılmıştır. Bunlardan ikisi, Avrupa'nın yaşadığı totaliter diktatörlüklerin etkisiyle Federal Almanya'da verilmiş kapatma kararlarıdır.
-Siyasi partilerin kapatılması konusundaki evrensel standartların, insan haklarına saygılı ve demokratik bir hukuk devleti olan Türkiye açısından da geçerli olması gerektiğinde kuşku yoktur.
-1961 Anayasasının yürürlüğe girdiği tarihten bu yana Anayasa Mahkemesi tarafından yirmidört siyasi parti kapatılmıştır. Bu sayıya askeri müdahaleler döneminde kapatılan siyasi partiler dâhil değildir. Kapatılan parti sayısı itibariyle Türkiye, çağdaş demokrasilerde kırılması imkansız bir rekorun sahibidir.
-Yoğun biçimde siyasi parti kapatma kararı vermekle, ülkedeki sorunlara demokrasi ve hukuk sınırları içerisinde çözümler üretme ve sorunları böylece çözme imkanı da ortadan kaldırılmaktadır.
-İddianameden, Venedik Komisyonu ilkelerine atıf yapılmakla birlikte, sadece şiddeti benimseyen siyasi partilerin kapatılabileceğine cevaz verdiği gerçeği görmezden geliniyor.
-Kapatma davasında sunulan "delillerin" neredeyse tamamı ilgili parti üyelerince değişik tarihlerde yapılan açıklamalardan ibaret olduğundan, dava açısından ifade özgürlüğünün önemi daha da artmaktadır.