AK Parti, kapatma davası için hazırladığı sözlü savunmada, parti programında yer verilen laiklik anlayışının Anayasa ve modern laiklik anlayışıyla uyumlu olduğu vurgulandı.
AK Parti'nin kapatılmasına ilişkin açılan davada sona gelindi. Davada, AK Parti, sözlü savunmasını sundu. Artık raportörün raporunu hazırlaması ve Anayasa Mahkemesi üyelerine dağıtması bekleniyor. Kapatma davası, raportörün raporunun dağıtılmasının ardından Başkan Haşim Kılıç'ın öngördüğü bir tarihte toplanmak suretiyle kararını verecek.
1 Temmuz'da Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya'nın sözlü açıklamasını mahkeme heyetine vermesinin ardından dün AK Parti, sözlü savunmasını Yüce Mahkeme'ye sundu.
AK Parti'nin savunmasını yürüten Başbakan Yardımcısı ve Devlet Bakanı Cemil Çiçek, kendisine teknik destek veren Grup Başkan Vekili Bekir Bozdağ'la birlikte 7 saatlik bir savunmanın ardından gazetecilerin karşısına çıktı ve sözlü cevabın içeriğine ilişkin açıklamada bulunmadı.
Buna karşın, AK Parti, bugün www.akparti.org.tr adlı resmi internet sitesinden AK Parti'nin Anayasa Mahkemesi üyelerine sunduğu sözlü savunmaya yer verdi.
Sözlü savunmada, Haklar ve Özgürlükler Partisi (Hak-Par) kararının gerekçesinden, Avrupa hukukunun temel argümanlarına kadar pek çok noktaya temas edildi.
"AK PARTİ LAİKLİĞE AYKIRI EYLEMLERİN ODAĞI HALİNE GELMEMİŞTİR"
AK Parti'nin laikliğe aykırı eylemlerin odağı haline gelmediği vurgulanan sözlü savunmada, Anayasa'nın 68 ve 69'uncu maddelerine atıfta bulunuldu. Savunmada şöyle denildi: "Anayasa, bir siyasi partinin odaktan kapatılmasını, belli şartlar altında somut eylemlerin varlığını mecburi görmesine rağmen iddia makamının, ' Yine eylem ve söylemlerin özellikle bir iktidar partisi yönünden somutlaşması yani sonuçlarının ortaya çıkması gerekmemektedir. Yasama organında çoğunluğa sahip bir siyasi partinin, bu eylem ve söylemleri her an için yapabilecek konumda olması karşısında, bu eylem ve söylemlerin yapılabilir olması karşısında, soyut olarak varlığı dahi, kapatma yaptırımına dayanak olabilecektir' demek suretiyle soyut bir tehlikeyi parti kapatmak için yeterli görmesi, Anayasa'nın 68 ve 69'uncu maddelerine aykırıdır.
Böylesi bir odaklaşma kriteri veya soyut tehlike anlayışıyla kapatılmayacAK Parti yoktur. Bu anlayışın, hukuka, hukuk devletine ve Anayasa'nın 69'uncu maddesine uyan bir yönü yoktur.
Odak haline gelmenin şartları Anayasada bu şekilde sayılmakla birlikte, odaklaşma için şart koşulan eylemlerin "niteliği" belirtilmemiştir. Anayasanın bu hükmü, Siyasi Partiler Kanunu ile de aynen tekrarlanmış, ancak Kanunda da odak haline gelmede esas alınacak fiillerin niteliğine dair bir düzenlemeye yer verilmemiştir.
2820 sayılı Kanunun 117 nci maddesi gereğince kapsamı Anayasanın 24 üncü maddesinde belirtilen laikliğe aykırı eylemlerin suç niteliğinde olduğu dikkate alındığında, iddianamede isnat edilen eylem ve söylemler söz konusu suçun yasal unsurlarını taşımadığı gibi, eleştiri ve propaganda hakkının kullanılması niteliğinde olan ve Anayasanın 24, 25 ve 26 ncı, AİHS'in 9, 10 ve 11 nci maddelerinin koruması altında olan düşünce açıklamaları niteliğinde olup, "hukuka ve dolayısıyla laikliğe aykırı" bir nitelik taşımamaktadırlar."
"HAK-PAR KARARININ GEREKÇESİ PARTİ KAPATMA USULÜ ANLAMINDA YENİ BİR DÖNEMİ BAŞLATMIŞTIR"
Sözlü savunmada, Anayasa Mahkemesi'nin Haklar ve Özgürlükler Partisi (Hak-Par) hakkındaki içtihatının davayı hukuki temelden çürüttüğü vurgulandı. Hak-Par kararının gerekçesinin parti kapatma usulü anlamında yeni bir dönemi başlattığına yer verilen savunmada eylem kategorisi dışındaki verilerin hiçbir şekilde kapatmanın sebebi kılınamayacağı belirtildi.
Sözlü savunmada, Hak-Par kararına dayanılarak şu ifadeler kullanıldı: "Tüzük ve programında ifade edildiği biçimde partinin Kürt sorunu olarak ele alıp değerlendirdiği soruna, kendine göre çözüm önerileri getirmesi, vatandaşlık temelinde ulus kavramının reddi olarak nitelendirilemez. Kapatma davasının partinin kuruluşundan kıs bir süre sonra açıldığı da gözetildiğinden, belli bir sorunun varlığına ve buna dair çözüm önerilerine ilişkin ifadelerin, demokratik bir rejimde düşünce ve ifade hürriyeti kapsamında değerlendirilmesi gerekir.
Gerek iddianamede, gerekse sonraki aşamalarda, Partinin söz konusu amaçları gerçekleştirmek için Anayasa dışı bir yöntemi uygulayacağına ilişkin her hangi bir kanıta da yer verilmemiştir.
Yukarıda açıklama ve değerlendirmeler çerçevesinde, Partiye, tüzük ve programında yer alan ifadelere dayanılarak yaptırım uygulanması, örgütlenme ve ifade özgürlüğüne ağır bir müdahale oluşturacağından, İddianamede ileri sürülen gerekçelerle Parti hakkında kapatma ya da yerine başka bir yaptırım uygulanması, demokratik bir toplumda zorunlu bir tedbir niteliğinde görülemez."
"AK PARTİ'NİN LAİKLİK ANLAYIŞI ANAYASA VE MODERN LAİKLİK ANLAYIŞIYLA UYUMLUDUR"
Savunmada, AK Parti'nin laiklik anlayışının Anayasa ve modern laiklik anlayışıyla uyumlu olduğu belirtilirken, 1982 Anayasası'nın laiklikle ilgili maddelerine vurgu yapıldı. AK Parti'nin laikliğe bağlılığına dikkat çekilen savunmada söz konusu ilkeye yönelik esasların parti programında da kendisine yer bulduğu hatırlatıldı.
Sözlü savunmada AK Parti Programı'na atıfta bulunulmak suretiyle şu esaslara yer verildi: "Partimiz, laik, demokratik, sosyal hukuk devletinin, sivilleşmenin, demokratikleşmenin, inanç özgürlüğünün ve fırsat eşitliğinin esas kabul edildiği bir zemindir.
"Dini insanlığın en önemli kurumlarından biri, laikliği ise demokrasinin vazgeçilmez şartı, din ve vicdan hürriyetinin teminatı olarak görür. Laikliğin, din düşmanlığı şeklinde yorumlanmasına ve örselenmesine karşıdır, esasen laiklik, her türlü din ve inanç mensuplarının ibadetlerini rahatça icra etmelerini, dini kanaatlerini açıklayıp bu doğrultuda yaşamalarını ancak inançsız insanların da hayatlarını bu doğrultuda tanzim etmelerini sağlar.
Bu bakımdan laiklik, özgürlük ve toplumsal barış ilkesidir. Partimiz, kutsal dini değerlerin ve etnisitenin istismar edilerek siyaset malzemesi yapılmasını reddeder. Dindar insanları rencide eden tavır ve uygulamaları ve onların, dini yaşayış ve tercihlerinden dolayı farklı muameleye tabi tutulmalarını anti-demokratik, insan hak ve özgürlüklerine aykırı bulur. Öte yandan dini, siyasi, ekonomik veya başka çıkarlara alet etmek veya dini kullanarak farklı düşünen ve yaşayan insanlar üzerinde baskı kurmak da kabul edilemez."
"AK PARTİ, LAİKLİĞE PROGRAMINDA YER VERMENİN YANISIRA UYGULAMIŞTIR DA"
Savunmada, AK Parti'nin laikliğe programında yer vermenin yanısıra uyguladığına da işaret edildi ve Erdoğan'ın ırkçılık, dincilik ve bölgeciliği kırmızı çizgileri olarak tanımladığı hatırlatıldı. AK Parti'nin dinsel milliyetçiliği kabul etmediğine dikkat çekilen sözlü cevapta partinin laiklik konusundaki tüm uygulamalarının milletin gözünün önünde vuku bulduğu belirtildi.
Savunmada AK Parti'nin laikliğe ilişkin duruşuyla ilgili şu görüşler dile getirildi: "AK Parti, yaklaşık altı senelik iktidar döneminde; milletimize ve devletimize yaptığı hizmetlerle, laikliğe aykırı eylemlerin değil, Türkiye Cumhuriyetine, cumhuriyetimizin değişmez ve değiştirilmesi teklif dahi edilemez niteliklerine ve milletimize hizmetin odağı olmuştur. AK Parti ile hem devletimiz, hem cumhuriyetimizin nitelikleri ve hem de milletimiz daha da güçlenmiştir. Bunun tanığı, Türk milletidir.
Onun için, AK Parti'nin laikliğe aykırı eylemlerin odağı olduğu iddiası, gerçek dışı olup, Anayasa, yasa ve uluslar arası sözleşmelere, Anayasa Mahkemesi ve AİHM kararlarına açık ve tartışmasız aykırıdır."
AK Parti üyelerinin ve yetkili organlarının laikliğe aykırı bir eyleminin olmadığının altı çizilen savunmada iddia makamının aykırılık faaliyetleriyle ilgili somut şartları ortaya koyan bir delilinin bulunmadığı ifade edildi.
Savunmada İddia makamının iddianamesinde, AK Parti'nin üyelerinin ve Genel Başkanı'nın laikliğe aykırı olarak kabul ve takdim ettiği beyanları ve faaliyetlerinin tamamı, laikliğe aykırılık oluşturmak bir yana, insan haklarına bağlı, laiklik, demokrasi ve hukuk devletinden yana olan bir partinin savunması gereken düşünce ve politikalardan oluşmaktadır" denildi.
Yasama yetkisinin kullanılmasının laikliğe aykırı olmadığına dikkat çekilen sözlü savunmada yürütme organları ve yerel yönetimlerin faaliyetlerinin de laikliği ihlal etmediği vurgulandı.
"YÜKSEK ÖĞRENİMDE HAK VE ÖZGÜRLÜKLERE YÖNELİK SORUNLARI TARTIŞMAK, ÖNERİ SUNMAK LAİKLİĞE AYKIRI DEĞİL"
AK Parti üyelerinin de söz ve eylemleriyle laikliğe aykırılık teşkil etmediği kaydedilen savunmada, dinin birleştiriciliğini vurgulayan sözlerin laikliğe aykırı olmadığı hatırlatıldı. Sözlü savunmada ayrıca dindar birinin laik devlet yapısını benimseyeceği ya da laikliğin dindarın teminatı olduğunu söylemesi ve laiklik konusunda yorumda bulunmasının laikliğin ihlali olmadığı dile getirildi. Savunmada yüksek öğrenimde hak ve özgürlüklere yönelik sorunları tartışmanın ve üniversiteye girişte uygulanan kat sayı durumuna ilişkin öneri getirmenin laikliğe aykırı olmadığı vurgulandı.
Sözlü cevapta, Anayasa'nın aradığı kararlılık ve yoğunluk oranının da gerçekleşmediği ifade edilerek, AK Parti'nin demokratik devlet için bir tehdit olmadığı kaydedildi. Savunmada, AİHM, AİHS karar ve içtihatlarna da değinildi.