Haber Tarihi: 04 Temmuz 2008 Cuma Saat 14:59

AK Parti Savunması: "Mahkemenin Hakpar Kararıyla AK Parti Davası Çöktü" (2)


AK Parti Hakkında Açılan Kapatma Davasıyla İlgili Sözlü Savunmada, Siyasi Partilerin Yaşamalarının Esas, Kapatılmalarının İstisna Olduğuna İşaret Edildi. Savunmada, Hakpar Kararıyla, AK Parti Hakkında Açılan Davanın Çöktüğü Belirtildi.

AK Parti hakkında açılan kapatma davasıyla ilgili sözlü savunmada, siyasi partilerin yaşamalarının esas, kapatılmalarının istisna olduğuna işaret edildi. Savunmada, HAKPAR kararıyla, AK Parti hakkında açılan davanın çöktüğü belirtildi.

Anayasa Mahkemesi'ne Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek ve AK Parti Grup Başkanvekili Bekir Bozdağ tarafından yapılan sözlü savunmanın metni parti internet sitesine konuldu. 177 sayfadan oluşan sözlü savunma metninde, siyasi partilerin kendilerine göre öne çıkardıkları ülke sorunlarına ilişkin farklı çözüm önerileri getirmelerinin, demokratik siyasal yaşamda üstlendikleri işlevin doğal sonucu olduğuna işaret edildi. Siyasi partilerin Anayasa'nın konuya ilişkin kurallarıyla Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 'Örgütlenme', 'Düşünce ve İfade Özgürlüğü' konusundaki 10 ve 11'inci maddelerinin koruması altında olduğu belirtildi.

Sözlü savunma metninde, Anayasa Mahkemesi'nin HAK-PAR hakkında açılan kapatma davasına atıf yapılarak, Anayasa Mahkemesi'nin, bir kararında siyasi partilerin davranışları karşısına birtakım fiili engeller ve müdahaleler çıkarılmaması, anayasa ile tanınmış hakların kullanılmasının engellenmemesi gerektiği vurgulandı.

Siyasi partilerin boşluklarının, başka bir organizasyon tarafından doldurulamayacak kuruluşlar olduğuna işaret edilen sözlü savunmada, siyasi partilerin yaşamalarının esas, kapatılmalarının istisnai olduğu vurgulandı. Siyasi partilere yeterince ifade özgürlüğü tanınmayan sisteme, anayasal demokrasi ve çağdaş demokrasi denemeyeceğine dikkat çekilen savunmada, açılan davanın bu yönüyle dahi gerçekten tartışılması ve reddedilmesi gerektiği vurgulandı.

Siyasi partilerin, toplumsal gerçekliğini ifade ettiği kaydedilen metinde, siyasi partilerin sosyolojik gerçekler olduğu ve bu gerçeği gözardı ederek başarılı bir demokrasi kurulamayacağına yer verildi. Kitle partilerinin kapatılmasının toplumdaki kırılganlıkları artırdığı ifade edilen savunmada, partilerin kapatılması durumunda maliyet analizi yapmak gerektiği kaydedildi.

İnsanların fikirlerinde köklü değişiklikler olduğuna yer verilen savunmada şu örneğe yer verildi: "Mesela kendi hayatımızda bir zamanlar Nazım Hikmet'e kimler karşı idi, şimdi kimler şiirini okumaktadır? Doğru olan bugünküdür."

Sözlü savunmada, geçmişte Avrupa Birliği'ne karşı olanların bugün girelim dediklerine işaret edilerek, "Şimdi aman Avrupa Birliği'ne girelim diyen bunu yüksek sesle söyleyenler kimler? Şüphesiz hepimiziz, hepimiz değiştik."denildi.

Savunmada, geçmiş dönemlerdeki siyasi partilerin durumlarının analizleri yapılarak, "Partilere hatalarını en kalıcı, en etkin bir biçimde gösteren seçmenlerdir ve seçimlerdir" ifadesine yer verildi.

Batı demokrasilerinde siyasi partilerin yasaklanması yolunun fazla tercih edilmediği anlatılan sözlu savunmada, Avrupa'da 1950'lerden bugüne kadarki süreçte sadece üç siyasi parti kapatıldığı hatırlatıldı. Türkiye'de ise 24 partinin kapatıldığı ve bunun bir rekor olduğu vurgulanarak, bu durumun Türkiye'de evrensel standartlara uyulmadığının göstergesi olduğu ifade edildi.

İddianamede siyasi parti kapatma nedenlerinden bahsedilirken AİHS hükümleri ve Venedik Komisyonu ilkelerinien sadece şiddete karışmış partilerin kapatıldığına cevaz verdiğinin görmezden gelindiğini öne sürdüldü.

"HUKUKİ TEMELDEN DAVA ÇÖKTÜ"

Anayasa Mahkemesi'nin HAKPAR Kararı ile kurduğu içtihat, davayı hukuki temelden çökerttiğine yer verilen savunmada, HAKPAR ile ilgili kararın parti kapatma davalarında yeni bir dönemi de başlattığı vurgulandı.

Davanın AK Parti'yi aşan bir boyutu olduğuna işaret edilen savunmada, "Ülkemizin demokratik imajı, kazanımları, itibarı, bu dava vesilesiyle içerde ve dışarıda değerlendirme ve tartışma konusu

yapılacaktır. Türkiye'nin hak ve özgürlükler ve demokrasi açısından yeni bir altyapısının oluşması vereceğiniz kararla şekillenecektir" denildi.

Davanın temelinin zayıf, hareket noktasının yanlış olduğuna işaret edilen sözlü savunmada, şu ifadeye yer verildi: "Endişeler ve vehimler dava konusu haline getirilmiş. Ortada delil yok. Delil diye eklenenler ise gazete alıntıları, tek yanlı yorumlar. "

ÖRDEK ÖRNEĞİ

Ayrıca, demokratik toplumların alıngan olmadığına işaret edilen savunmada, "Hava bulutlu iken" vay bana niye ördek dedin"e giden çarpık bir mantık zinciri yoktur. Bir halk değimiyle "leblebiden nem kapmak" da yoktur.

Olaya böyle bakmaz isek her konuşmadan, her talepten, her tenkitten, rejime yönelik bir tehdit algılaması yapabiliriz. Ama bu ne kadar gerçekçi olur, ya da ne kadar doğru olur? Öyle bir sistem içinde siyaset yapmak ne kadar mümkündür ?" sorusu yönelitildi.

(Cihan Haber Ajansı) 04.07.2008 14:59 [1430570] 6/10 (11 kişi)
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12