Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (
AİHM), Türkiye'de uygulanan yüzde 10'luk seçim barajına ilişkin kararını bugün verdi.
AİHM dörde karşı, onüç oyla çıkan kararda Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin özgür seçimlerle ilgili ek protokolünün 3. maddesine aykırı bir durumun olmadığına hükmetti. Gerekçeli kararda, Mahkeme yüzde 10'luk barajın "
TBMM'nin aşırı şekilde bölünmesi ve işlevsiz hale gelmesini" önlemeye yönelik olduğu belirterek, siyasi istikrara dikkat çekti.
Diğer yandan Mahkeme, Avrupa Konseyi'ne üye olan ülkeler arasında, Türkiye'nin en yüksek seçim barajına sahip olduğunu belirterek, bu oranın düşürülmesi gerektiğini savundu. Her ülkenin kendine has seçim uygulaması olduğunu hatırlatan AİHM, ülkedeki politik gelişmelerinde göz önünde bulundurulmasının önemine dikkat çekti. 2002 seçimlerinin ekonomik ve politik krizlerden sonra yapıldığına dikkat çeken Mahkeme, 14,5 Milyon oyun bir takım konjonktürel gelişmelerden dolayı temsil edilmediğini söyledi.
Sonuç olarak AİHM, verdiği kararda yüzde 10'luk seçim barajının yüksek olduğunu savunarak, Avrupa Konseyi'nde alınan kararlara katıldıklarını ve bu oranın düşürülmesi gerektiğini fikrini savundu.
Buna rağmen mahkeme, seçim öncesi ülkedeki siyasi ve ekonomik krize işaret edererek, ülkedeki yüzde 10'luk barajın Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin özgür seçimlerle ilgili ek protokolünün 3. maddesine aykırı olmadığına hükmetti.
Mahkeme, 30 Ocak 2007 tarihinde aldığı kararda, seçim barajının insan hakları ihlali olmadığı görüşüne varmıştı. Bu kararın ardından davacılar, konunun Büyük Daire'de görüşülmesini talep etmişti. Mahkemenin 21 Aralık 2007 tarihinde davayla ilgili ikinci duruşmasında Türk hükümetinin avukatı, "seçim barajının siyasi istikrar için gerekli olduğunu", davacıların avukatı ise "barajın, çoğulcu demokrasi açısından temsil ve meşruiyet sorunu yarattığını'' savunmuştu. Kapatılan DEHAP'ın üyeleri Resul Sadak ve Mehmet Yumak, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (AİHS) özgür seçimlerle ilgili ek protokolünün 3. maddesini gerekçe göstererek, yüzde 10'luk seçim barajının seçmenlerin kendilerini özgürce ifade edebilme haklarına engel teşkil ettiği görüşüyle dava açmıştı.