Ağrı Dağı Üniversitesi'nin İsminin Değiştirilmesine İlişkin Kanun Tasarısı...(2)
Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik, İktidara Geldikleri Günden Bu Yana Yandaş Kavramını Esas Alarak Hiç Kimsenin İsmini Okullara Vermediklerini Belirtti. Devletin Yaptırdığı Bir Okula Başbakan'ın Bile İsminin Verilemeyeceğini Vurgulayan Çelik, "5 Yıldır Milli Eğitim Bakanıyım, İsminin Bir Köy Okuluna Bile Verilmesine Müsaade Etmedim" Dedi.
Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik, iktidara geldikleri günden bu yana yandaş kavramını esas alarak hiç kimsenin ismini okullara vermediklerini belirtti. Devletin yaptırdığı bir okula Başbakan'ın bile isminin verilemeyeceğini vurgulayan Çelik, "5 yıldır Milli Eğitim Bakanıyım, isminin bir köy okuluna bile verilmesine müsaade etmedim" dedi.
TBMM Milli Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu'nda Ağrı Dağı Üniversitesi'nin isminin Ağrı İbrahim Çeçen Üniversitesi olarak değiştirilmesini öngören 'Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanunu'nda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı'nın görüşmeleri sırasında zaman zaman tartışmalar yaşandı. CHP İstanbul Milletvekili Nur Serter, yapılan hayrın karşılığında bir ön şart varsa hayırseverlik kavramının yeniden yorumlanmasına ihtiyaç olduğunu söyledi. Daha önce de bazı işadamlarının üniversitelerin
yapılmasına büyük katkıları olduğunu ancak bu işadamlarının üniversitelere isimlerinin verilmesini istemediğini anlatan Serter, devletin üniversitelerine sadece para verenlerin isimlerinin verilmeye başlanması ve özel şahıs isimli üniversitelerin açılmasının Türk yükseköğretim geleneklerine aykırı olduğunu ifade etti. Bu isimli bir üniversitenin diplomalarının gelecekte uluslararası alanda sorunlar yaşanmasına neden olacağını ileri süren Serter, Amerika ve Avrupa'da vakıf üniversiteleri dışında
işadamlarının ismiyle kurulan bir üniversite bulunmadığını söyledi. Paranın tek değer olarak ortaya konulmasının yanlış olacağını dile getiren Serter, "Para desteğiyle bir üniversiteye bir işadamının isminin verilmesi, Türkiye'deki değer yargılarında bir çarpılma olduğunu ortaya koyuyor. Bir binaya, bir kongre merkezine ismini verelim ama bir üniversiteye bir işadamının ismini vermeyelim" dedi.
Bunun tek istisnasının Abant İzzet Baysal Üniversitesi olduğunu dile getiren Serter, bu üniversitenin de vakıf destekli bir üniversite olduğunu hatırlattı.
İNCE: "PUROYA, VİSKİYE 'ÜNİVERSİTE YAPMA' VERGİSİ GETİRELİM"
CHP Yalova Milletvekili Muharrem İnce ise, İbrahim Çeçen'i hiç tanımadığını ancak bir mantığa karşı olduğunu söyledi. "Bir şeref madalyası verebiliriz. Kendisine Devlet Üstün Hizmet Madalyası verebiliriz, Meclis'in en üst bir beratını verebiliriz ama bir üniversiteye isminin verilmesini yanlış buluyorum" diye konuşan İnce, 'bas parayı, değiştir tabelayı' uygulamasının bir tüccar siyaset anlayışının ürünü olduğunu dile getirdi.
TBMM'de milletvekillerinin odalarının taşınacağı bir bina yapıldığına, Çankaya Köşkü'nün restore edildiğine işaret eden İnce, "O zaman bunları bir işadamına verelim, Ahmet Öztürk Milletvekili Odaları olsun. Ali Demir Çankaya Köşkü olur mu? Bu yol açılırsa bunun sonunu alamazsınız" şeklinde konuştu.
İnce, üniversiteler için ihtiyaç duyulan paranın, elmas, pırlanta, yakut gibi mücevherlere uygulanan KDV'nin yüzde 0'dan yüzde 18'e yükseltilerek karşılanmasını, puroya, viskiye, lüks otomobillere 'üniversite yapma vergisi' getirilmesini önerdi.
CHP Sinop Milletvekili Engin Altay da, bir üniversiteye yaşayan bir kişinin isminin verilmesinin doğru olmadığını kaydetti. Üniversiteye ismi verilen kişinin ileride başına kötü bir hal gelebileceğini, toplumun genel ahlak kuralları içinde kabul görmeyen bir durumla karşı karşıya kalabileceğini anlatan Altay, "O zaman bu ismi silecek miyiz? Çok hayırsever, zengin işadamlarının cezaevlerine düştüğünü biliyoruz" diye konuştu.
Altay, işadamının isminin üniversiteye öldükten sonra verilebileceğini, protokolün bu yönde yapılabileceğini ifade etti.
BAKAN ÇELİK: "GÜNÜN BİRİNDE BİR ŞEY YAPARSA YAKLAŞIMI HUKUKUN GENEL İLKELERİNE AYKIRI"
Görüşmelerin sonunda milletvekillerinin eleştirilerini cevaplayan Milli Eğitim Bakanı Çelik, hayırseverlikte gösteri olmayacağını, işadamlarının hiç ismini zikretmeden de hayır yapabileceklerini, bazı hayırseverlerin ise isminin kullanılmasını isteyebileceğini belirtti. "Marifet iltifata tabidir" diyen Çelik, bir işadamının isminin bir liseye verilmesi ile bir üniversiteye verilmesinin mantık olarak farklılık göstermeyeceğini vurguladı. Bakan Çelik, şunları söyledi:
"Bunlar saygın insanlardır. 'Günün birinde yanlış bir şey yaparsa' yaklaşımı hukukun genel prensiplerine aykırıdır. İnsanlar çocuklarına ileride sevgi dolu olması için Sevgi ismini verirler, yiğit olması için Yiğit ismini verirler. Binlerce devlet adamının ismi, devletin parasıyla yapılan okullara verilmiş. Bunlar arasında bakanlar, valiler, kaymakamlar var. İktidara geldiğimizden bu yana yandaş kavramını esas alarak hiç kimsenin ismini okullara vermedik. Ya Türk büyüklerinin ya da okulu yaptıran
hayırseverlerin isimlerini verdik."
BAKAN ÇELİK: "SÜLEYMAN DEMİREL YANLIŞ BİR ŞEY YAPARSA BU İSMİ NE YAPARIZ DİYE DÜŞÜNEBİLİR MİYİZ?"
Göreve geldiğinde bir genelge yayınladığını ve devlet parasıyla yapılan okullara vali, kaymakam, milletvekili ya da Başbakan'ın isminin verilmeyeceğini söylediğini hatırlatan Çelik, 5 yıllık Milli Eğitim Bakanlığı yaptığını, kendi isminin bir köy okuluna verilmesine bile müsaade etmediğini anlattı. 9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel'in adını taşıyan bir üniversite bulunduğunu ifade eden Çelik, "G A' VERGİSİ GETİRELİM" ünün birinde Süleyman Demirel yanlış bir şey yaparsa biz bu ismi ne yaparız diye
düşünebilir miyiz?" şeklinde konuştu.
Bundan önce uygunsuz işlere karışanların ismini taşıyan okulların isimlerini değiştirdiklerini anlatan Çelik, "Eğerle meğerle devlet yönetilmez, siyaset yapılmaz" dedi.
Parayı tek değer olarak kabul etmenin söz konusu olmadığını vurgulayan Bakan Çelik, İzzet Baysal adını diplomasında taşıyan çocukların bundan bir rahatsızlık duyduğuna tanık olmadığını söyledi. Önemli olanın verilen eğitimin kalitesi olduğunu vurgulayan Çelik, bir üniversiteye bir kişinin adının verilmesine ilişkin kriteri de açıkladı. Bakan Çelik, "Eğer bir hayırsever, kampüsün hepsini yapacağım diyorsa onun adını verirsiniz. Fakülteyi yaparsa fakültenin, yurdu yaparsa yurdun adını verirsiniz" diye
konuştu.
Bakan Çelik, teknik üniversitelerin kapatılmasının bugüne kadar hiç akıllarından geçmediğini açıkladı. Buradan mezun olan öğrencilerin teknik öğretmen olduğunu anlatan Çelik, iş bulamamaları halinde bunların sorunlar yaşadığını bildirdi. Çelik, bunların yeniden yapılandırılması gerektiğini ifade etti.
AK Parti iktidara geldiğinde 2 bin 820 okulda bilgi teknolojileri sınıfının bulunduğunu hatırlatan Çelik, bugün köy okulları da dahil Türkiye'deki 60 bin okulda bilgi teknolojileri sınıfının bulunduğunu ifade etti.
(ZÇ-CC-CC-Y)













