Gazetelerde "Bilim Araştırma Vakfı Davası" hakkında çıkan haberlere yanıt veren
Adnan Oktar, "Ben iyi niyetli bir insanım.
İlhan Selçuk'un bile düştüğü konumdan vicdanen rahatsız oldum" dedi. Reddi hakim taleplerinin olmadığını açıklayan Oktar, Türk masonlarının dava üzerinde baskı kurduğunu savundu.
Kamuoyunda "Bilim Araştırma Vakfı Davası" olarak bilinen ve aralarında Adnan Oktar ve vakıf üyelerinin de bulunduğu kişilerin yargılandığı davayla ilgili geçtiğimiz günlerde çıkan haberler hakkında Divan Otel'de bir basın toplantısı düzenlendi. Adnan Oktar'ın yanı sıra Bilim Araştırma Vakfı eski Başkanı Tarkan Yavaş ve yargılanmaları süren işadamı Halil Hilmi Müftüoğlu toplantıda hazır bulundu.
Toplantıda ilk olarak iddiaları değerlendirerek "Yargı üstünde baskı varsa bunları kaldırmak istiyoruz" diyen Tarkan Yavaş, "İleri sürülen bazı iddialara cevap vermek için buradayız. Gazetelerde çıkan iddialar vardı. Bu gazetede de geçildiği gibi biz bu basın toplantısını herhangi bir tehdit ve baskı unsuru olarak yapmıyoruz. Yargı üstünde baskı varsa bunları kaldırmak istiyoruz. Davanın şeffaf bir şekilde yapılmasını istiyoruz. Dosyamızda herhangi bir suç unsuru yok. Dosyamızın içeriğinin incelenmesi yeterli olacak. Savcının mütalaası açık. Biz de sizi bilgilendirmek için buradayız. Gazete başlığında 'Kim durduracak, dur diyen yok mu?' yazmış. Bu da bir tehdittir. Devletin savcısı, mahkemesi var. Sanki bu mahkemeler gereğini yapmıyor gibi bir başlık atılmış. Zaten biz yargılanıyoruz" dedi.
Daha sonra söz alan Halil Hilmi Müftüoğlu ise, davanın içeriği hakkında bilgi vererek, "Bu dava nedir? Kafalarınızda karışıklık olmuş olabilir. Bu dava Türk Ceza Kanunu'nun (TCK) 313. maddesinden zaman aşımına girdikten sonra Yargıtay 8. Ceza Dairesi bu kararı bozdu. 4422 sayılı kanunun (Çıkar Amaçlı Suç Örgütleriyle Mücadele Kanunu) ihlali gerekçesiyle kararı bozdu. 4422 sayılı kanunun ihlali iddiasıyla Yargıtay 5. Ceza Dairesi de bu kararı ortadan kaldırdı. Hadise budur. Tartışma bunun etrafındadır. Bu dava 313. maddeden zaman aşımına girmiştir. Fakat mahkeme şunun, bunun baskısından korkarak yargılamayı sürdürüyor. Bu dava hangi maddeden sürdürülüyor? 1 Nisan 2008 tarihinde girdiğimiz duruşmada, avukatlarımız bunu sordu. Fakat mahkemeden herhangi bir cevap gelmedi. Biz de basının ve Sayın Başbakanımız ve Adalet Bakanımızın bilgilenmesi için bugün bir gazeteye tam sayfa ilan verdik. Bilim Araştırma Vakfı Davası'nda 4422 sayılı kanun yoktur" diye konuştu.
OKTAR: "İlhan Selçuk'UN DÜŞTÜĞÜ KONUMDAN BİLE VİCDANEN RAHATSIZ OLDUM" Son olarak kamuoyunda "Adnan Hoca" olarak bilinen ve Evrim Teorisi hakkında yazdığı yazılarla tanınan Adnan Oktar konuştu. Konuya ilişkin Yargıtay 8. Ceza Dairesi'nin kararının, Yargıtay 5. Ceza Dairesi tarafından kaldırıldığını ifade eden Oktar, davadan notlar aktararak şöyle konuştu:
"Mahkeme 4422'den 313. maddeden yargılamaya devam edecektir. Hakkımızın beraat olduğunu Cumhuriyet Savcılığı belirtmiştir. Biz yargılanıyorsak hangi maddeden yargılanacağımızı bilmemiz lazım. Biz bunu mahkemeye sorduk ve cevap alamadık. Kamuoyunun hakkında hep şu manşet kaldı: 'Adnan Hoca yandı' manşeti. Fakat bu manşet kararın bozulmasından 2 gün sonra atıldı, fakat basın bunu işlemedi. Bakınız ben iyi niyetli bir insanım. Geçenlerde de söyledim; 'İlhan Selçuk'un bile düştüğü konumdan vicdanen rahatsız oldum' dedim. Vicdan azabı duydum. Ben böyle şeylerden mutlu olmuyorum. Nezakete, saygıya ve sevgiye çok önem veren bir insanım. Dolayısıyla benim ve arkadaşlarımın tavrında böyle bir olumsuz tavır olmaz. Ben sizlerle de her zaman konuşuyorum, nezaketliyim. Sağcısı-solcusu hiç fark etmez. Allah'ın yarattığı her insanı severim. Mahkemelerimize karşı da son derece saygılıyım. Ama demokratik haklarımızı tabi ki kullanacağız." Oktar, gazetede yazılan reddi hakim talebiyle ilgili olarak ise, "Reddi hakim talebimiz yok. Hakim değişebilir ama dava devam eder. Kısa sürede karar verilebilir. Yargıtay 1 dakikada 4.3 dosya sonuçlandırıyor, 14 saniyede 1 dosya karara bağlanıyor. 'Zaman yetmez' sözleri ise geçerli değildir. Eleştiriler, tavsiyeler güzele doğru gitmemizde çok önemlidir. Ama nezaket kuralları ve kanunlara uygun tarzda yapılmalıdır" ifadelerini kullandı.
"DAVAYA BASKININ SEBEBİ TÜRK MASONLUĞUDUR" "Davaya baskının sebebi kimdir?" diye sorulduğunda Adnan Oktar, "Türk Masonluğudur. Türkiye'de kayıtlı 5 bin ve gizli kayıt olan 2 binle toplam 7 bin Mason vardır. Bunlar gidip tarlalarda çalışan insanlar değil, yahut dışarıda seyyar satıcılık yapan insanlar değil, bunlar devletin çok önemli kilit kademelerine yerleşen insanlar. Bunların boş durması gibi bir durum yok. Daha önce Fransız Mason Locası'nın vakfa ve şahsıma baskı yapmak için yaptığı açıklama gazetelerde yayınlandı. Dünyadaki bütün olaylarda Masonlar görev almıştır. Biz bunu da mahkemeye sunacağız" açıklamalarında bulundu.
Gazetecilere zaman zamana diyaloga giren Oktar, "Ben delillerle konuşurum. Tarif edildiği gibi bir insan değilim. Hayali ve iftira tarzında konuşma yapmam" diyerek kendini savundu.
(İÖ-ED-ÖK-Y)