BİST 80.825 %0,64
DOLAR 2,1599 %-0,17
EURO 2,8366 %-0,13
PARİTE 1,3130 %-0,01
ALTIN 89,39 %-0,16
FAİZ 9,04 %-0,33

Haberler;
|
|
|
|
|
|
|
|
|

2013 Kamu Borç Yönetim Raporu Yayımlandı Açıklaması

"Türkiye'nin kredi notunun yatırım yapılabilir seviyeye çıkmasının da etkisiyle 2012 yılında portföy yatırımları kaynaklı sermaye girişleri yüksek oranda artmıştır" "2012 yılında bankalar ve diğer sektörlerin uzun vadeli yurt dışı tahvil"...

"Türkiye'nin kredi notunun yatırım yapılabilir seviyeye çıkmasının da etkisiyle 2012 yılında portföy yatırımları kaynaklı sermaye girişleri yüksek oranda artmıştır"

"2012 yılında bankalar ve diğer sektörlerin uzun vadeli yurt dışı tahvil ihraçlarının artması, portföy yatırımları kaynaklı sermaye girişlerinin vade yapısının düzelmesine katkı sağlamıştır"

"Bankacılık sektörü yabancı para net genel pozisyonu kur riski olmadığını göstermekte ve sektörün sağlamlığını teyit etmektedir"

Hazine Müsteşarlığı, borç yönetimine ilişkin çeşitli veri ve değerlendirmelerin yer aldığı 2013 Kamu Borç Yönetimi Raporu'nu yayımladı.

Raporda, 2009 yılı son çeyreğinden itibaren küresel krizin etkilerinden kurtulan Türkiye ekonomisinin 2010-2011 yıllarında özel sektör öncülüğünde iç talep kaynaklı güçlü bir büyüme gerçekleştirdiği bildirildi.

Söz konusu iki yılda ortalama yüzde 9 büyüyen Türkiye ekonomisinin, bu performansı ile dünyada kriz sonrası en hızlı büyüyen ekonomiler arasında yerini aldığı vurgulanan raporda, bu dönemde özellikle iç talebin bileşenlerinden özel sektör tüketim ve yatırım harcamalarındaki istikrarlı artış eğiliminin güçlü büyüme performansında belirleyici olduğuna işaret edildi. Raporda, bununla birlikte küresel kriz sonrası dönemde iç talebin dış talebe göre güçlü seyretmesinin cari işlemler dengesinde bozulmaya neden olduğu ve talep bileşenlerini dengelemeye yönelik makro-ihtiyati önlemler paketinin uygulamaya konulduğu ifade edildi.

Büyüme oranında beklenti 

Alınan önlemlerin etkisiyle Türkiye ekonomisinin, 2011'in ikinci yarısından itibaren dengelenme sürecine girdiği ve büyümenin kompozisyonunun dış talep lehine değişerek daha sağlıklı bir yapıya kavuştuğu belirtilen raporda, 2012 yılı genelinde yüzde 2,2 seviyesinde gerçekleşen büyümeye, dış talebin 4,1 puanlık pozitif katkı sağladığı kaydedildi. Raporda, "Küresel ekonomide belirsizliklerin artarak devam ettiği bu dönemde Türkiye ekonomisi istikrarlı büyüme sürecine devam etmektedir. 2013 yılı ilk çeyreğine ilişkin açıklanan öncü göstergeler, büyümenin 2012 yılı son çeyreğine göre bir miktar toparlanarak yukarı yönlü ivmeleneceğine işaret etmektedir. 2013-2015 Orta Vadeli Program (OVP) çerçevesinde 2013 yılında büyüme oranının yüzde 4 seviyesinde gerçekleşmesi beklenmektedir" ifadelerine yer verildi.

Geçen yıl ihracatın artış eğilimini sürdürmesi, ithalatın ise daralması sonucu azalan dış ticaret açığının cari işlemler açığının azalmasına neden olduğuna işaret edilen raporda, 2011 yılında yüzde 9,7 olarak gerçekleşen cari işlemler açığının Gayri Safi Yurtiçi Hasıla'ya (GSYH) oranının 2012 yılında yüzde 6'ya gerilediği belirtildi. Bununla birlikte enerji hariç cari işlemler açığı, 2011 yılında 27,5 milyar dolar açık, 2012 yılında 5,5 milyar doları fazla verdiği ifade edildi.

-Vade yapısı düzelmesine katkı

Geçen yıl bir önceki yıla göre cari açığın finansmanında, doğrudan yatırımlar ve uzun vadeli sermaye girişlerinin payı azalırken, portföy yatırımları ve kısa vadeli sermaye girişlerinin arttığının gözlendiğine değinilen raporda, özetle şu değerlendirmeler yer aldı:

"Kriz sonrası dönemde küresel ölçekte artan likidite ve risk iştahındaki artış ile birlikte gelişmekte olan ülkelere yönelik sermaye girişleri hızlanmıştır. Buna ek olarak, Türkiye'nin kredi notunun yatırım yapılabilir seviyeye çıkmasının da etkisiyle 2012 yılında portföy yatırımları kaynaklı sermaye girişleri yüksek oranda artmıştır. Ayrıca 2012 yılında bankalar ve diğer sektörlerin uzun vadeli yurt dışı tahvil ihraçlarının artması portföy yatırımları kaynaklı sermaye girişlerinin vade yapısının düzelmesine katkı sağlamıştır.

Güçlü yurtiçi talep, döviz kuru gelişmeleri, küresel emtia fiyatlarındaki artışlar ve bazı ürünlerdeki vergi ayarlamaları nedeniyle 2011'in ikinci yarısından itibaren yükselen enflasyon, yılsonunda yüzde 10,45 seviyesinde gerçekleşmiştir. Enflasyonla mücadele konusunda önemli bir başarı yılı olan 2012 boyunca enflasyon, aşağı yönlü eğilimini sürdürerek yılsonu itibarıyla son 44 yılın en düşük değeri olan yüzde 6,16 seviyesinde gerçekleşmiştir.

Ayrıca 2012 yılında uzun zamandan beri ilk defa orta vadeli enflasyon beklentilerinde de iyileşme gözlenmiştir. 2013 yılı ilk çeyreğinde çekirdek enflasyon ve hizmetler grubu fiyatları ılımlı seyrini korurken Mart ayı itibarıyla yıllık enflasyon yüzde 7,29 olarak gerçekleşmiştir. 2012 yılında başarıyla gerçekleştirilen dengelenme sürecine bağlı olarak iç talepte meydana gelen yavaşlama bütçe gelirlerindeki artışı sınırlandırmıştır. Bununla birlikte bütçe giderlerinde personel ve yatırım harcamalarından kaynaklanan bir artış meydana gelmiştir. Bu gelişmelerin bütçe açığı üzerindeki olumsuz etkileri yıl içerisindeki vergi ve fiyat düzenlemeleri ile büyük ölçüde dengelenmiştir."

-Öngörülenden daha iyi performans

Raporda, 2012 yılında merkezi yönetim bütçesinin faiz dışı fazlasının GSYH'ye oranının yüzde 1,4 olarak gerçekleştiği belirtilerek, şunlar kaydedildi:

"2012 yılında, borç yönetiminde sağlanan esnekliğin ve ekonomideki istikrarın bir sonucu olarak, kamu borç yükü öngörülenden daha iyi bir performans göstermiştir. Avrupa Birliği tanımlı genel yönetim borç stokunun GSYH'ye oranı, küresel krizin etkilerinin azaltılmasına yönelik tedbirlerin uygulandığı 2009 yılındaki seviyesine göre 10 puan azalarak 2012 yılında yüzde 36,1 olarak gerçekleşmiştir. Borç stokunun GSYH'ye oranının önümüzdeki dönemde de gerileme eğilimini sürdürmesi ve 2015 yılı sonunda yüzde 31,0 olması beklenmektedir.

Kamu maliyesindeki başarılı görünümle birlikte bankacılık sektörü, son dönemde yaşanan küresel finansal kriz sırasında güçlü duruşunu korumuş; böylece dış şokların ekonomi üzerindeki etkilerini sınırlandırma ve kriz sonrası dönemde toparlanmayı destekleme açısından büyük katkı yapmıştır. Bankacılık sektörü, 2012 yılında toplam varlıklarını kredi ağırlıklı olarak büyütmeyi sürdürmüş ve 1,4 trilyon lira bilanço büyüklüğüne ulaşmıştır. Ekonomideki toparlanmayla 2009 yılı ekim ayında yüzde 5,4'lük seviyesinde gerçekleşen takipteki alacakların toplam kredilere oranı, 2012 yılında yüzde 2,94 seviyesine gerilemiştir. Aynı zamanda, sermaye yeterlilik oranı 2012 yılında yüzde 17,9 seviyesinde gerçekleşerek yüzde 8 olan yasal alt sınırın ve yüzde 12'lik hedef rasyonun üzerinde kalmıştır. Bankacılık sektörü yabancı para net genel pozisyonu kur riski olmadığını göstermekte ve sektörün sağlamlığını teyit etmektedir." - Ankara





Piyasa
Hisse
Yön
Son
Fark
Saat
Yön
80,825
0,64
17:56
Yön
77,882
0,64
17:56
Yön
99,253
0,58
17:56
Yön
2,1599
-0,17
18:59
Yön
2,8366
-0,13
18:59
Yön
3,5892
-0,04
18:59
Yön
89,4
-0,16
18:59
Yön
145,1
0,05
18:59
Yön
290,2
0,05
18:59
Yön
596,2
-0,35
17:45
Döviz Çevirici
TL
Amerikan Doları
Euro
İsviçre Frangı
Yen
İngiliz Sterlini
Serbest piyasa verileri kullanılarak hesaplanmaktadır.
Altın Çevirici
Altın Türü Seçiniz