2 Başbakan Erdoğan Ulusa Sesleniş Konuşması

Başbakan Erdoğan, "Temmuz ayının genel bir değerlendirmesini yapmak, sizlerle hasbihal etmek üzere, Ulusa Sesleniş Programıyla, yeniden huzurlarınızdayım."

Başbakan Erdoğan, "Temmuz ayının genel bir değerlendirmesini yapmak, sizlerle hasbihal etmek üzere, Ulusa Sesleniş Programıyla, yeniden huzurlarınızdayım. Öncelikle, hepinizi en kalbi duygularımla selamlıyor, 7'den 70'e tüm vatandaşlarımızın Ramazan-ı Şerif'ini tebrik ediyorum.

Ruhlarımızı bereketlendiren, manevi duygularımızı güçlendiren; yardımlaşmayı, dayanışmayı arttıran bu müstesna zamanların, milletimize, İslam alemine ve tüm insanlığa hayırlar getirmesini temenni ediyorum. Ramazan, ibadetle arınmamıza vesile olan, toplumsal hayatımıza güç katan, birlik ve beraberliğimizi perçinleyen bir aydır. Her Ramazan ayıyla birlikte toplumumuzda, aile hayatımızda, neşenin, coşkunun, heyecanın artışına; kültürel hayatımızda, paylaşma ve yardımlaşma faaliyetlerimizde, büyük bir canlanma yaşandığına şahitlik ediyoruz. Bu bakımdan her Ramazan, ülkemiz ve milletimiz için bir tazelenme, bir yenilenme imkanına dönüşüyor" diye konuştu.

"SURİYE'DE, ADETA OLUK OLUK KAN AKITILIYOR"

"Ramazan ayında olmamıza rağmen, maalesef İslam dünyasından acı haberler de geliyor" diyen Başbakan Erdoğan, "Kardeşlerimize ilişkin yüreklerimizi parçalayan hadiselere şahit oluyoruz. Hemen yanı başımızda, Suriye'de, Ramazan ayının ruhuna ve manevi iklimine tamamen ters bir biçimde, adeta oluk oluk kan akıtılıyor; ocaklar söndürülüyor; sivil ve masum insanlar evlerinde, sokaklarda hunharca katlediliyor. Suriye'de rejim, halkın en meşru talep ve arzularına, en ağır silahlarla, toplu kıyım ve katliamlarla cevap veriyor. Hama, Humus ve Dera gibi kentlerin ardından, bugünlerde Halep şehri de, havadan ve karadan acımasızca hedef alınıyor. Tarihiyle, kültürüyle, medeniyet iklimiyle bizim Gaziantep şehrimizden, Şanlıurfa'mızdan, Hatay, Kilis'imizden hiçbir farkı olmayan; sakinleri bizim kardeşimiz olan Halep, tarihinin en ağır saldırılarından birine maruz kalıyor" dedi.

"SURİYE, ZALİMLERE KENDİ ÖZ EVLATLARIYLA GEREKEN CEVABI VERECEK"

Şam ve Halep şehirlerinin tarihleri boyunca defalarca kuşatıldığını, işgal edildiğini, yağmalandığını, toplu cinayetlere, katliamlara maruz kaldığını belirten Başbakan Erdoğan, "Bu iki şehir, tarih boyunca, çok büyük kahramanlara ev sahipliği yaptılar; büyük kahramanlar çıkardılar, zalimlere, canilere, despotlara gereken cevabı en güçlü şekilde verdiler. Şam da, Halep de, yıkılışlarının hemen ardından doğrulmayı, uyanmayı başardılar; İslam coğrafyasının merkez şehirleri olarak yeniden inşa edildiler, imar edildiler. İnşallah, bu iki şehir, bugün de, Suriye'nin diğer tüm şehirleriyle birlikte zalimlere kendi öz evlatlarıyla gereken cevabı verecek; bir kez daha cesaretin, adaletin ve hakkın üzerinde yeniden inşa edilecektir. Suriye'de, Esed rejiminin, gözü dönmüş şekilde kendi halkına, kendi insanına ateş püskürmesi, esasında bir paniğin, çaresizliğin, akıl tutulmasının göstergesidir" diye konuştu.

"ESED VE ELİ KANLI YOLDAŞLARI, SONLARININ GELDİĞİNİ ANLAMIŞ DURUMDA"

Başbakan Erdoğan, "Esed ve eli kanlı yoldaşları, sonlarının geldiğini; akıbetlerinin, kendilerinden önceki diktatörlerden farklı olmayacağını artık iyice anlamış durumdadırlar. Son günlerde artan zulüm ve gaddarlık, kaçınılmaz sonun yaklaştığının bariz sinyalleridir. Kardeş Suriye halkı da, Ortadoğu da, artık bu eli kanlı diktatörden; onun, kan üzerine bina edilmiş rejiminden inşallah kurtuluyor. Bugün bir kez daha kardeş Suriye halkına sabır, metanet ve dirayet temenni ediyoruz. Bu mübarek Ramazan akşamlarında, millet olarak Suriyeli kardeşlerimize en kalbi dualarımızı gönderiyoruz. İnşallah, zafer Suriye halkının olacaktır. İnşallah, Suriye'de zalimler kaybedecek, Hak galip gelecektir. Bizler de bu yönde dua etmeye, Suriyeli kardeşlerimizle gönül birliği yapmaya, onlara destek vermeye devam edeceğiz. Suriye halkının bağımsızlık, özgürlük, hak ve adalet mücadelesini, bugün her zamankinden daha fazla destekliyor; tüm Suriye halkına selam ve dayanışma mesajlarımızı iletiyoruz" dedi.

"SURİYE POLİTİKAMIZ İNSAFSIZ ŞEKİLDE ELEŞTİRİLERE MARUZ KALABİLİYOR"

Türkiye'nin Suriye politikasının içerde ve dışarda belli çevreler, belli odaklar tarafından son derece yersiz, haksız ve insafsız şekilde eleştirilere maruz kalabildiğini dile getiren Başbakan Erdoğan, şunları söyledi:

"Türkiye'nin büyük bir ülke, güçlü bir devlet olmasından rahatsızlık duyan çevreler, bölgesel meselelere olan ilgimizi farklı yerlere çekerek, Türkiye'yi hedef haline getirmeye gayret gösteriyor. Bakınız; Suriye, bizim en uzun sınırı paylaştığımız bir ülke. Dahası, biz Suriye ile ortak bir tarihi, ortak bir kültürü, ortak inançları paylaşıyoruz. Sınırın her iki tarafından akrabalar, dostlar, kardeşler bulunuyor. Suriye'de bir halka topluca zulmedilirken, biz susabilir miyiz? Suriye'de her gün şehirler bombalanırken, biz tepkisiz kalabilir miyiz? Suriye'de her gün kan akarken, kan akıtılırken, biz bunu seyredebilir miyiz? Eğer susarsak, eğer tepkisiz kalırsak, eğer seyirci olursak, soruyorum, biz kendi tarihimize, tarihimizin büyük şahsiyetlerine, onların da ötesinde kendi vicdanımıza bunu nasıl izah edebiliriz? Bin yıldır bölgede olan, bin yıldır bölgenin başı sıkıştığında, tüm imkanlarıyla bölge insanının yanı başında bulunan Türkiye'nin, bugün yaşananlara seyirci kalması, kalabilmesi mümkün müdür? Krizler, sıkıntılar, sorunlar karşısında hemen sırtını dönen, yüzünü dönen, umursamaz bir Türkiye, büyük bir ülke, büyük bir devlet olabilir mi? Bunların yanında, Ortadoğu'daki her gelişme, her kriz, her sorun, doğrudan doğruya bizi, ülkemizi, milletimizi, ekonomimizi ilgilendiriyor."

"TÜRKİYE, HAKKANİYET ÖLÇÜSÜNDE BİR POLİTİKA İZLEMİŞTİR"

Başbakan Erdoğan, "Bölgedeki istikrarsızlık, doğrudan ya da dolaylı olarak bizim istikrarımızı, refahımızı, ticaretimizi, turizmimizi, yatırımlarımızı etkiliyor. Suriye'deki olaylar, bizim dikkatle ve hassasiyetle takip etmemiz gereken olaylardır. Türkiye, Suriye'nin içişlerine karışmadan, ama Suriye'nin istikrar ve refahını da gözeterek, durması gereken yerde durmuş; tutarlı, akılcı, hakkaniyet ölçüsünde bir politika izlemiştir. Türkiye, kendisine yaraşanı yapmış; büyük bir devlet olarak hakkın, hukukun, adaletin yanında yer almıştır. Suriye'de yeni bir dönem başladığında, Türkiye alnı ak, vicdanı ak şekilde yolunda ilerleyecektir. Ancak, bazı ülkeler, bazı uluslararası kuruluşlar, akan kana seyirci kalmanın, tepkisiz kalmanın, sessiz kalmanın ağır bedelini muhakkak ki vicdanlarında kara bir leke olarak taşıyacaktır. Suriye, bir kez daha uluslararası kamuoyu için turnusol kağıdı olmuştur. Kendi çıkarları için akan kana seyirci kalanlarla, insanlığın, insafın, vicdanın yanında saf tutanlar belirgin bir hale gelmiş, ayrışmıştır. Suriye konusunda yarım ağız konuşanlar, rejimin yanında yer alanlar, en kanlı katliamları gerçekleştirirken bile rejime destek verenler, bugün mahcup olmuş, millet nezdinde bir kez daha itibar kaybetmiştir. Biz, bu aziz millet bizden ne bekliyorsa onu yaptık ve yapıyoruz. Bu aziz millet ve bu milletin hükümeti, kendisine yakışanı yaptı ve yapıyor. Hiç kimsenin endişesi olmasın; Türkiye, akılcı, adaletli, hakkı ve hukuku gözeten tavrıyla, tarihinden aldığı miras ve misyonla, en doğru politikaları savunmaya ve uygulamaya devam edecektir. Türkiye, vakur, ne yaptığını bilen, kendi çıkarlarını da, kardeş halkların çıkarlarını da gözeten bir anlayışla, kararlı, azimli şekilde yoluna devam edecektir" diye konuştu.

"SURİYE'NİN BÖLÜNMESİNE KARŞI ÇIKIYORUZ"

Türkiye olarak, en başından itibaren Suriye'nin toprak bütünlüğünü korumasını savunduklarını söyleyen Başbakan Erdoğan, "Suriye'nin bölünmesine, etnik ve mezhebi bir ayrışmaya gitmesine biz en başından itibaren karşı çıkıyoruz. Suriye'de, her etnik grubun, her mezhebin, her inancın kendini özgürce ifade edebileceği, yönetimde kendisini temsil edebileceği, eşit vatandaşlar olarak ülke idaresinde görev ve yetki alacağı parlamenter bir demokratik sistemi biz samimiyetle savunduk ve savunuyoruz. Kanlı Esed rejiminin, bölgenin istikrar, barış ve huzurunu hedef alacak şekilde, giderayak bir takım provokasyonlara girişmesini asla ve asla kabullenmeyiz. Esed rejiminin on yıllar boyunca zulmettiği, kimliklerini bile tanımadığı kesimleri bugün ateşe sürüklemesi karşısında herkes dikkatli ve sağduyulu olmalıdır. Yangından mal kaçırma anlayışıyla ortaya konan tavır ve eylemler, hiç kimseye fayda sağlamaz.

Özellikle, Türkiye'nin güvenliğine tehdit teşkil edecek girişimlere biz asla müsamaha göstermeyiz. Suriye'nin kuzeyinde, Esed rejiminin katliamları acımasızca devam ederken, burada bir takım oldu bittilere girişilmesi, üzerinde dikkatle durulması, düşünülmesi gereken bir manzaradır. Türkiye, bu oldu bittilere asla göz yummaz. Güvenliğimizi tehdit eden, iç barışımıza ve huzurumuza yönelik her girişim, her eylem karşısında kararlı bir duruş sergilemeye, aktif tutum izlemeye devam edeceğiz" dedi.

ARAKAN BÖLGESİNDEKİ İNSANLIK DRAMI

"Myanmar'da, Arakan Bölgesindeki olaylara değinen Başbakan Erdoğan"Yaşanan insanlık dramı karşısında da sessiz kalamayız. Arakan'da, müslümanların kadın çoluk çocuk demeden katledilmelerine, tehcir edilmelerine uluslararası toplum seyirci kalmamalıdır. Dışişleri bakanlığımız bu hususta Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri nezdinde girişimde bulunmuştur. Myanmar siyasi yetkilileri nezdinde de girişimlerimizi yapmış ayrıca bölgeye yardım çalışmalarımızı da başlatmış bulunuyoruz" diye konuştu.

"ÜLKEMİZ KAVURUCU SICAKLARIN ETKİSİ ALTINA GİRDİ"

Başbakan Erdoğan "Bu ay ülkemiz, oldukça sıcak bir atmosfer yaşadı, yaşıyor. Özellikle son haftalarda, ülkemiz bir uçtan bir uca, yakıcı, kavurucu sıcakların etkisi altına girdi. Biliyorum ki, tarlada, yaylada, meralarda çalışan çiftçimiz de; fabrikada, sanayide, atölyede çalışan işçimiz de; işyerlerinde çalışan esnaf ve memurumuz da, bu yakıcı, bu kavurucu sıcaklara rağmen ekmeğini, rızkını kazanmak için canla başla mücadele veriyor, yoğun bir gayret sarf ediyor. Her bir vatandaşımız, ocağını şenlendirmek, yuvasının geçimini temin etmek için var gücüyle çalışıyor. Aynı şekilde bizler de; mevsim normallerinin üzerine çıkan sıcaklara, bu olumsuz hava şartlarına aldırış etmeden çalışmalarımızı sürdürüyor, ülkemizin ve milletimizin huzuru, emniyet ve refahı için büyük bir özveriyle çalışıyoruz. Bir yandan Türkiye'nin bölgesindeki sorunlara kalıcı çözümler üretmek, diğer yandan muasır medeniyet yarışında ülkemizi daha da öne çıkarmak için her türlü çabayı gösteriyoruz. Durmak yok, yola devam diyoruz. Zira, durmanın, yerinde saymanın gerilemekle eşdeğer olduğunu çok iyi biliyoruz. Bunun içindir ki kalkınma hamlelerimizi, ara vermeden, hız kesmeden, sürdürüyoruz."

TEMMUZ AYINDA AÇILIŞLARI YAPILAN ESERLER

Bu ay içinde birçok eseri şehirlere ve Türkiye'ye kazandırdıklarını ifade eden Başbakan Erdoğan, "Resmi açılışlarını yaparak, siz değerli halkımızın hizmetine sunduk. Temmuz'un hemen başında, 1 Temmuz'da, bir toplu açılış vesilesiyle Kayseri'deydik. Kayseri'de, toplam yatırım bedeli 512 milyon lira olan, 90 kalem eserin toplu açılışını yaptık. Bu 90 kalem eser, içinde eğitimden, spor salonuna, toplu konuttan altyapı yatırımlarına, yerel yönetimden özel sektör yatırımlarına kadar pek çok tesisi içeriyor. Eğitim alanında, Pınarbaşı Anadolu Lisesi'yle birlikte, Koca Sinan İmam-Hatip Lisesi, 5 ilköğretim okulunun, 6 anaokulunun,2 okulumuzun spor salonlarının açılışlarını yaptık. Kız öğrencilerimiz için inşa ettiğimiz 1350 kişi kapasiteli Gevher Nesibe Yurdunu hizmete açtık. Bunun yanında, Kayseri'mize kazandırdığımız Melikşah Üniversitemizin; Hatice Saçmacı Mühendislik-Mimarlık Fakültesi binası ve kütüphanesinin; ayrıca, 2 adet erkek öğrenci yurdunun açılışını gerçekleştirdik. TOKİ aracılığıyla Pınarbaşı, Yeşilhisar, Erciyes Üniversitesi ve Bahçesaray'da, 173 milyon liralık bir yatırımla inşa ettiğimiz, toplam 2 bin 212 konutu da resmen hizmete açmış olduk. Büyükşehir Belediyemizin 112 milyon liralık bir yatırımla hayata geçirdiği yol, spor salonu ve sahaları, restorasyon, kentsel dönüşüm, içme suyu ve kanalizasyon hizmetlerinin açılışlarını gerçekleştirdik. Mimarsinan ve İncesu Organize Sanayi Bölgelerinde yapılan 144 milyon liralık özel sektör yatırımının resmi açılışını da aynı gün içinde gerçekleştirdik. 13 Temmuz'da Iğdır'a gittik. Iğdır, adeta unutulmuş bir bölgemizdi. Bizden önceki hükümetlerin gitmediği, eser üretmediği, yatırım götürmediği bir ilimizdi. Bugüne kadar Türkiye'nin her yerinde, her bölgesinde, her vilayetinde eseri olan, her vilayetinde hizmet üreten bir hükümet olarak, bizler ise Iğdır'a defalarca gittik. ve de her seferinde, Iğdır'a, Iğdırlı kardeşlerimize hizmet götürmenin heyecanını yaşadık. Eğitimden sağlığa ulaşımdan değerli kardeşlerim bütün tarım enerjiye varıncaya kadar. Bu ay içinde de serhat şehrimiz Iğdır'a, yine büyük bir yatırımı, Iğdır Havaalanını kazandırmanın mutluluğunu yaşadık. Toplam 56 milyon liralık bir yatırım yaparak, 3 bin metre uzunluğundaki pisti, apronu, terminal binası ve diğer müştemilatı ile Iğdır'ımızı, 2 yıl içinde modern bir havalimanına kavuşturduk. Burada bir şey hatırlatacağım bu havalimanının temeli 1996 yılında atılmıştı. Ama ondan sonra kesintiye uğradı. Biz ise şu son 2 yıl içinde başladık ve Iğdır Havaalanı'nı bitirdik. Iğdır ziyaretimizin ardından Van' a geçtik. Orada da Yüzüncü Yıl Üniversitesi bünyesinde, 650 yataklı Prof. Dr. Dursun Odabaşı Eğitim ve Araştırma Hastanesini açtık."

KOCAELİ VE ESKİŞEHİR'DEKİ YATIRIMLAR

4 Temmuz'da Kocaeli'de olduğunu hatırlatan Başbakan Erdoğan,"Kocaeli'nde, tek bir seferde, toplam yatırım bedeli 620 milyon lira olan 25 kalem eserin toplu açılışını yaptık. Bu eserlerin büyük bir bölümü, Kocaeli Belediyemizin gerçekleştirdiği yatırımlardan oluşuyor. Ben, bu vesileyle, örnek bir belediyecilik yaptıkları için, Kocaeli Belediyemizi bir kez daha kutlamak istiyorum. Aynı şekilde, birçok tesisi bu dönemde hizmete sunan İzmit Belediyemize; 760 konutu Kocaeli vilayetimize kazandıran Toplu Konut İdaremize, 12 kalem eser kazandıran İl Özel İdaresi'ne de teşekkürlerimi sunuyorum. Yine, 40 milyon liralık bir yatırımla 365 yatak kapasiteli Ramada Plaza İzmit Oteli'ni, Kocaeli'nin turizm altyapısına kazandıran özel sektör temsilcilerimize de teşekkürlerimi sunuyorum. Bu ay içinde hizmet götürdüğümüz bir başka şehrimiz de Eskişehir'di. 15 Temmuz'da ziyaret ettiğimiz Eskişehir'de, toplam yatırım bedeli 272 milyon 500 bin lira olan 26 kalem eserin toplu açılışını gerçekleştirdik. Burada da hayırseverlerimizin ve Milli Eğitim Bakanlığımızın yaptırdığı okulları eğitime kazandırmanın; TOKİ eliyle yapılan 928 konutun açılışını gerçekleştirmenin; Eskişehir ayrımından Afyon sınırına kadar 41 kilometre bölünmüş yolu hizmete açmanın mutluluğunu yaşadık" dedi.

MİMAR SİNAN CAMİİ'NİN AÇILIŞI

Başbakan Erdoğan, "Bu ay içinde, son olarak, İstanbul'da ise tarihimize ve İstanbul'umuza yaraşır bir eserin; Ataşehir Mimar Sinan Camii'nin açılışını yaptık. İnanıyorum ki, bu cami, İstanbul'un Anadolu yakası için önemli bir ihtiyacı karşılayacaktır. Tamamiyle hayırseverlerimizin desteğiyle gerçekleştirdiğimiz Ataşehir camii Nüfusun yoğun olduğu cuma başta olmak üzere, kandil gibi bazı özel günlerde, dini bayramlarda halkımızın ihtiyacına cevap verecek nitelikte bir camii olarak hizmete açıldı. Dolayısıyla, Cuma Camii niteliği taşıyan,10 bin kişilik bir kapasiteye sahip olan Ataşehir Mimar Sinan Camii'nin, bu bölgede önemli bir ihtiyacı karşılayacağına inanıyorum. Ben, Batı Ataşehir Camii ve Hizmet Birimleri Yaptırma ve Yaşatma Derneği tarafından yaptırılan bu görkemli eserde emeği geçen herkesi ve tüm hayırseverleri bir kez daha tebrik ediyorum. Bu vesileyle, bu ay açılışını gerçekleştirdiğimiz tüm eserlerin, hizmetlerin, yatırımların ülkemiz için, milletimiz hayırlara vesile olmasını diliyorum" diye konuştu.

TEMMUZ AYINDAKİ DIŞ TEMASLAR

"Temmuz ayı içerisinde dış temaslarımız da devam etti" diyen Başbakan Erdoğan "18 Temmuz'da bir çalışma ziyareti çerçevesinde, Moskova'da. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'le biraraya geldik. Bu ziyarette, ekonomi ve enerji başta olmak üzere, ikili ilişkilerimizdeki temel konuları gözden geçirdik. Halihazırda 32 milyar dolara ulaşmış durumdaki ticaret hacmimizi, daha da artırma konusundaki irademizi bir kez daha teyit ettik. Sayın Putin'le, Suriye başta olmak üzere uluslararası meselelere dair görüş alışverişinde de bulunduk. 26-28 Temmuz'da ise 2012 Londra Olimpiyat Oyunları vesilesiyle, İngiltere Başbakanı Sayın Cameron'ın davetlisi ve onur konuğu olarak, Londra'daydım. Ziyaretim çerçevesinde,27 Temmuz'da İngiltere Başbakanı Sayın Cameron'la ikili bir görüşme gerçekleştirdim. Majesteleri Kraliçe İkinci Elizabeth tarafından, devlet ve hükümet başkanları ile eşleri onuruna, Buckingham Sarayı'nda verilen resepsiyona katıldım. Aynı günün akşamında da, Olimpiyat Oyunları'nın açılış törenine iştirak ettim. 28 Temmuz'da ise, A Milli Kadın Basketbol Takımımız'ın Angola'yla oynadığı karşılaşmada, beraberimdeki heyetle birlikte, bizzat hazır bulundum. Orada, ekibimizin Angola'yı 72-50 yendiği karşılaşma sonunda, galibiyet sevincini Ay-yıldızlı oyuncularımızla paylaşmanın, heyecan ve coşkusunu yaşadık" dedi.

2012 LONDRA OLİMPİYAT OYUNLARI

Başbakan Erdoğan, "Bizim için asıl sevindirici olan, Türkiye'nin, sportif alanlarda her geçen yıl daha büyük başarılara imza atması, her geçen yıl, dünyadaki spor kamuoyuna, sporseverlerle sesini daha fazla duyurmasıdır. Bildiğiniz üzere, son birkaç yıldan bu yana, bilhassa dünyanın en önemli, en büyük, en çok ilgi çeken spor organizasyonlarına, müsabakalarına evsahipliği yapmaya başladık. 2012 Londra Olimpiyat Oyunları vesilesiyle de, spor tarihimizde birçok ilki gerçekleştiriyor, rekorlara imza atıyoruz. 2012 Londra Olimpiyat Oyunları'na tarihimizdeki en fazla branşta ve en yüksek sporcu sayısıyla katılım gerçekleştirdik. Ülkemizi Londra'da 16 branşta 66'sı kadın, 48'i erkek, toplam 114 olimpik sporcu ve de 21'i kadın, 46'sı erkek 67 paralimpik sporcu olmak üzere, toplam 181 sporcu temsil ediyor. 2012 Olimpiyatları'nın bizim için başka tarihi özellikleri de bulunuyor. Tarihimizde ilk kez, takım oyunlarında olimpiyat elemelerinde başarılı olan 2 takımla gerek voleybolda gerek basketbolda kadın milli takımlarımızla Olimpiyatlara katılıyoruz. 2008 olimpiyatlarına 20 kadın sporcumuz katılmıştı; bu yıl3 kattan fazla artışla 66 kadın sporcumuz katılıyor. Paralimpik oyunlarda ise 2008'de 8 kadın sporcumuz vardı, bu yıl 21 kadın sporcumuz var. Sporcu sayımızın geçmiş yıllara oranla çok büyük oranda artması Olimpiyatlara verdiğimiz önemin açık bir göstergesidir. İnşallah, Türkiye'nin son birkaç yılda spor alanında yakaladığı bu olumlu ivmeyi sportif başarılarla, rekorlarla, madalyalarla da taçlandırırız.Ben bu konuda sporcularımıza güveniyorum. Tüm sporcularımıza şimdiden başarılar diliyorum" diye konuştu.

"İSTANBUL BEŞİNCİ KEZ OLİMPİYATLARA ADAY OLUYOR"

"Olimpiyat Oyunları vesilesiyle Londra'ya gitmemizin bizin için ayrı bir önemi, ayrı bir manası daha var" diyen Başbakan Erdoğan, "Bilindiği üzere, İstanbul, 2020 Yaz Olimpiyat ve Paralimpik Oyunlarını düzenlemeye aday şehirler içinde yer alıyor. Söz konusu Oyunların düzenleneceği şehir 7 Eylül 2013 tarihinde Buenos Aires'te karara bağlanıp ilan edilecek. İstanbul beşinci kez Olimpiyatlara aday oluyor. Ancak bu kez Olimpiyatlara, her zaman olduğundan çok daha kuvvetli bir iradeyle talibiz. İnanıyorum ki, Olimpiyatlar İstanbul'da düzenlenmesi halinde, Olimpiyat tarihinin en anlamlı sayfalarından birisi gerçekleşmiş olacaktır. İstanbul sadece Olimpiyatlara aday değildir. İstanbul, Olimpiyat meşalesinin aydınlığıyla medeniyetler çatışması gibi karanlık senaryolara karşı meydan okumaya adaydır. İnşallah, İstanbul, çoktan hak ettiği Olimpiyat düzenleme işini üzerine alacak ve bunu başarıyla gerçekleştirecek; unutulmaz bir Olimpiyata imza atacaktır. İstanbul, Tokyo ve Madrid ile yarışıyor. İkisi de ikişer kez olimpiyatlara ev sahipliği yaptı. Sıra bizde diye düşünüyorum. Türkiye, demokrasisini güçlendirdikçe, ekonomisini güçlendirdikçe, reformlarına kesintisiz bir biçimde sürdürdükçe, şehirlerini marka şehirler haline getirdikçe, istikrar ve güvenden taviz vermedikçe her türlü başarıya, her türlü hedefine ulaşacaktır" dedi.

"IMF'YE BORCUMUZU SIFIRLAYABİLECEK DURUMDAYIZ"

Başbakan Erdoğan, "Siz aziz milletimizin desteği sayesinde iktidara geldiğimiz günden bu yana yaptığımız çalışmaların semerelerini de alıyoruz.

Nitekim, Temmuz ayında, Merkez Bankamızın döviz rezervi 99 milyar dolara ulaşmış bulunuyor. 2002'de biz iktidarı devraldığımızda, Merkez Bankası'nın döviz rezervi sadece 27 milyar dolardı. Bu rakam, Temmuz 2012 itibarıyla, tekrar ediyorum, tam 99 milyar dolara ulaşmış durumdadır. Hakeza, 2002'de hükümeti devraldığımızda Türkiye'nin İMF'ye borcu 23,5 milyar dolardı. 9,5 yıl boyunca biz o borcu ödeyip, 1,7 milyar dolara düşürdük. Bu kalan miktarı da dilediğimiz an ödeyip, borcu sıfırlayabilecek durumdayız. Ama daha da önemlisi, Türkiye'yi alan el olmaktan kurtarıp, veren el konumuna yükselttik. Nitekim Türkiye olarak, IMF'e 5 milyar dolar borç para vermeyi kararlaştırmış bulunuyoruz. Tüm bunlar, ekonomide de başarılı olduğumuzun en somut göstergeleridir" diye konuştu.

"Sizlerin bize olan güvenini boşa çıkarmadık, boşa çıkarmayacağız" diyen Başbakan Erdoğan, konuşmasını şu sözlerle tamamladı:

"Milletimiz bizlere nasıl güveniyorsa, bizler de milletimize güveniyoruz. Bu ülkeyi elbirliğiyle, gönül birliğiyle, birlik ve beraberlik içinde kalkındırmaya devam edeceğiz. Ben bu düşüncelerle, bu inançla sizleri bir kez daha selamlıyorum. Bu vesileyle şimdiden Ramazan Bayramının tüm islam alemine hayırlar getirmesini, insanlığın barışına vesile olmasını diliyorum. Sağolun, var olun, Allah'a emanet olun."




Reklam