Emekli Cumhuriyet Savcısı Sacit Kayasu, 12 Eylül 1980 darbesini gerçekleştiren
Kenan Evren'in halen yargılanabileceğini söyledi. 28 Mart 2000'de hazırladığı ve kendisi hakkında ihraç kararı verilmesine neden olan iddianamenin geçerli olduğunu söyleyen Kayasu, "2 yıl sonra zaman aşımına girecek. Aklı başında bir başsavcı takipsizlik kararını kaldırmalı." dedi. Kayasu, bu konuda Adalet Bakanı
Mehmet Ali Şahin'in tek talimatının da yeterli olacağını dile getirdi.
12 Eylül 1980 darbesinin bugün 28'inci yıl dönümü. Kanunlara göre darbe yapmak, darbeye kalkışmak suç teşkil ediyor. Bir dönemler bu suçun cezası idam iken, yeni kanunda müebbet hapis cezası verileceği yazıyor. Ancak bugüne kadar sadece darbe girişimi başarısızlıkla sonuçlananlar yargılandı ve idam edildi. Darbeyi gerçekleştiren hiç kimse hakim karşısına çıkamadı. 12 Eylül darbesini gerçekleştiren Kenan Evren için Savcı Sacit Kayasu, vatandaş kimliği ile önce suç duyurusunda bulundu, ancak savcılar harekete geçmedi. Adana'da görevli Savcı Kayasu, bu sefer savcı olarak darbeden 19,5 yıl sonra bir iddianame hazırladı. Zaman aşımına 6 ay kala hazırlanan iddianame siyaset gündemine bomba gibi düştü. 28 Mart 2000'de hazırlanan iddianame nedeniyle dönemin Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, Orta Asya gezisini yarıda bırakarak apar topar yurda döndü. Adana Cumhuriyet Başsavcısı iddianame hakkında takipsizlik kararı verdi. Bu olayın ardından Kayasu'ya 3 yıl boyunca hiçbir görev verilmedi. Kayasu, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'nun (HSYK) kendisini meslekten ihraç edeceğini öğrenince emekliliğini istedi. Kayasu emekli olduktan sonra da işin peşini bırakmadı. Cumhurbaşkanı'na, Başbakan'a, bakanlara, milletvekillerine mektuplar yazdı, panellere ve televizyon programlarına katılarak oluşturduğu iddianamenin halen geçerli olduğunu anlatmaya çalıştı.
-"ZAMAN AŞIMINA 2 YIL KALDI"-
12 Eylül'den hiçbir zarar görmediğini belirten Sacit Kayasu, darbenin oluşturduğu tahribatı ise yakından yaşadığını, gördüğünü söylüyor. Darbe sonrasına hukuk gözlüğü ile bakan Sacit Kayasu şunları dile getiriyor: "Kanunlarımız 'darbe yapmak suç' diyor, 'kalkışmak da suç' diyor. Darbe yapanlar cezalandırılmadı. Ama her ne hikmetse darbeyi başaramayanlar idam edildi. Başaranlar ne hikmetse Cumhurbaşkanı oldu. Çifte standart var. 'Gelen ağam giden paşam' 'Bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın' mantığıdır bu. Hukuk adamlığına, aydınlığa sığmaz bu. Ama maalesef bizde darbenin sağdan soldan, İslami cihetten, faşistlerden geldiği yere göre taraftarı oluyor. Darbe taraftarı olunabilir ama hukukçu kimliği ile hiç kimse taraf olmamalı. Hukuk profesörleri dahil birçok kişinin darbelere taraf olduğunu görüyoruz. Hiçir darbeden hesap sorulamıyor. Çünkü her darbenin mutlaka bir taraftarı oluyor. Diyor ki, 'Arkadaş dur bakalım sen öbürünü yargılamadın ki bunu yargılayacaksın' Yani bu çifte standarttan kurtulmamız lazım. Hukuk herkese eşit şekilde uygulanırsa hukuktur."
Ödemiş'te savcıyken suç duyurusunda bulunduğunu, şikayet dilekçesi verdiğini anlatan Kayasu, "Normal vatandaş olarak başvurdum. Ama baktım dava açmıyorlar, açmayacaklar. Bu sefer Adana'dayken savcı sıfatıyla kendim re'sen iddianame tanzim ettim. Çok önemli bir şey oldu. İddianame hakkında takipsizlik kararı verdiler. Böyle bir şeyin olması hukuk açısından mümkün değil. Bunu özellikle hukukçu arkadaşların düşünmesi lazım. Benim iddianamem hala geçerlidir. Hukuk dilinde yok sayılma diye bir kavram vardır. İddianameye 'takipsizlik' kararı verilemez bu mümkün değil." ifadelerini kullandı.
-"AKLI BAŞINDA BİR BAŞSAVCI, 'TAKİPSİZLİK' KARARINI KALDIRMALI-
28 Mart 2000 tarihinde iddianameyi tanzim edip teslim ettiğini belirten Sacit Kayasu, "Eğer 12 Eylül 2000'e kadar iddianame tanzim edilmeseydi darbe zaman aşımına uğrayacaktı ve hakkında herhangi bir hukuki işlem yapılamayacaktı. O zaman ki Ceza Kanunu'na göre zaman aşımı süresi 20 seneydi. 20 sene içerisinde dava açılamazsa bir daha dava açılamıyordu. Dava açılabilmesi için mutlaka bir iddianame tanzim edilmesi gerekiyor. Ben iddianameyi tanzim ettim. O dava açıldı. İddianame ile ilgili verilen takipsizlik kararının hiçbir hukuki temeli yoktur. Hukuken yok hükmündedir. İddianame mahkemenin önüne gelmiyor getirilmiyor. Önüne geldi mi mahkeme bir karar verecek. Diyecek ki Kenan Evren suçludur, cezası şudur veya suçsuzdur beraat etmiştir." şeklinde konuştu.
Şu an o iddianamenin Adana Cumhuriyet Başsavcılığı'nda durduğunu, tozlu raflarda beklediğini anlatan emekli savcı, "Takipsizlik kararı verildiği için bekliyor. Ama bu takipsizlik kararının hiçbir hukuki değeri yoktur. Eğer kamuoyu baskısı olursa veya aklı başında bir başsavcı gelir iddianamenin üzerindeki takipsizlik kararını kaldırırsa o iddianame 2000 tarihinde açılmış gibi işlem görür. Kamuoyunun bunu mutlaka bilmesi gerekir. Önümüzde 2 sene var. 2 sene içerisinde bu dava çoktan neticelenir. İddianame tanzim etmekle zaman aşımı yarı oranında artar. Yani 20 senelik zaman aşımı 30 sene olur. 2000'de biten zaman aşımı 2010'a uzamıştır. Kalan 2 senenin kıymetini bilmek lazım. Gerçekten darbeciler yargılansın istiyorsak siyasiler, sivil toplum kuruluşları ve tüm halk bunun arkasında olup iddianamenin mahkemeye gelmesini sağlatmalıdır. İddianame halen geçerlidir." dedi.
"ADALET BAKANI HAREKETE GEÇMELİ"
"Suçlular illa cezaevine girsin" düşüncesinde olmadığını vurgulayan Kayasu, darbecilerin cezalandırıldığı görülürse yeni darbelerin engellenebileceğini düşünüyor. 90 yaşına ulaşmış Kenan Evren'in hapse girmesini istemeyeceğini belirten Kayasu, "Maksat yeni darbelerin önünün tıkamak, hiç kimsenin muafiyetinin olmadığını, yargılanabileceğini göstermektir. O günkü şartlara göre iddianamenin müeyyidesi idamdı. Bugün müebbet hapistir. Hapis cezası verilse bile Cumhurbaşkanı'nın af yetkisi var. Baklava çalan çocuğa 9 sene ceza veriliyor. Kanunda yazdığı için. Öbür tarafta darbe yapan, yüz binlerce insanı mağdur eden, görevini kötüye kullanan, bazı insanların öldürülmesine göz yumanlar cezalandırılmayacaksa, ben baklava çalan çocuğa ne diyeceğim? 'Oğlum kusura bakma ben seni yargıladım ama öbürünü yargılayamam, ona gücüm yok' mu diyeceğim? Adalet Bakanı istese davayı açtırabilir. Benim iddianamemi yürürlüğe koydurabilir. İsterdim ki Mehmet Ali Şahin, talimat versin takipsizlik kararını kaldırsın. 'Dava açılması için emir veriyorum' desin. Adalet Bakanı dava açmaları için savcılara emir verebilir. Dava açıldığı anda bütün iş hallolmuş demektir."
-ERGENEKON SAVCISINA "SABIR" TAVSİYESİ-
Darbecilerin yargılanması noktasında Ergenekon davasının kendisini umutlandırdığını ifade eden Sacit Kayasu, davaya bakan Savcı Zekeriya Öz'ün yıpratılmak istendiğine dikkat çekti. Kayasu, "Eğer bu dava da fiyaskoyla sonuçlanırsa, davayı takip eden savcılar cezalandırılırsa o zaman darbe heveslileri darbelerine devam edeceklerdir. Türkiye darbe geleneğinden kurtulamayacaktır" dedi. Savcı Zekeriya Öz'e "Sabır" tavsiyesinde bulunan Kayasu, "Öz, önüne gelen Ümraniye olayını araştırıp çorap söküğü gibi çözdü. Çok derin ilişkileri ortaya serdi. Bu nereye kadar bilemiyorum. Savcımız engellenmek istenecektir. Savcı yıpratılıyor. Şu anda müfettişlerce inceleniyor. Bu normal bir memurun bile şevkini kırabilir. 'Ya boşver ben mi kurtaracağım memleketi' demesi isteniyor. Neticesi ne olursa olsun sonuna kadar gitmeli."şeklinde konuştu.
Kayasu kitabında 12 Eylül darbesinin kronolojisini şöyle anlatıyor: "12 Eylül 1980'de yapılan darbenin ardından 650 bin kişi gözaltına alındı. Yargılanan 230 bin kişiden 7 bini için idam istendi. Bunlardan 517'si idama mahkûm edildi, 50'si asıldı. 400 gazeteciye 3 bin 315 yıl 6 ay hapis cezası verildi. 30 bin kişi sakıncalı olduğu gerekçesiyle işten çıkarıldı. 388 bin kişiye pasaport verilmedi. 14 bin kişi vatandaşlıktan çıkarıldı"
Öte yandan Kayasu, 12 Eylül darbesinin yıl dönümü öncesinde ikinci kitabını yayınladığını söyledi. Kayasu, Metropol Yayınları'ndan çıkan "Onuncu Köyün Savcısı 12 Eylül'ün Son Mağduru" isimli kitabında darbecilerin yargılanması ve haksız bir şekilde men edildiği mesleğine dönmek için verdiği
mücadeleyi ayrıntılarıyla anlattığını belirtti. (CİHAN)